YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1677
KARAR NO : 2023/5438
KARAR TARİHİ : 28.09.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1521 Esas, 2021/1463 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/38 E., 2019/563 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı Emka İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı asıl borçlu Emka İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve dava dışı Cem-Sel İnş. Turizm ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden anılan şirketler tarafından oluşturulan adi ortaklığa krediler kullandırıldığını, diğer davalı …’un Cem-Sel İnş. Turizm ve Tic. Ltd. Şti.’nin borçlarına müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, davalıların, keşide olunan kat ihtarnamelerine rağmen ödenmeyen kredi borcunun tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığın borçlarının tamamından adi ortaklığın her iki tarafının da asıl borçlu olarak sorumlu olduğunu, Cem-Sel İnş. Turizm ve Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkiline olan borçları için müteselsil kefil olan davalı … Gülsul tarafından kefalet sorumluluğu kapsamında yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını, davalı …, Cem-Sel İnş. Turizm ve Tic. Ltd. Şti.’nin borçlarının tamamından sorumlu olmakla birlikte, hakkında vermiş olduğu ipotek bedeli 900.000,00 TL düşüldükten sonra kalanı 582.583,93 TL üzerinden takip başlatıldığını, davalı borçlunun bu tutarın 382.583,93 TL’sine itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bu davada sadece 200.000,00 TL’sine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin talep edildiğini ileri sürerek davalı şirket yönünden ilamsız icra takibinin tümüne yapılan itirazının iptalini, davalı … yönünden ise itirazının 200.000,00 TL’lik kısmının iptaliyle takibin 200.000,00 TL üzerinden devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; icra takibi müvekkilinin itiraz etmediği 200.000,00 TL yönünden devam ettiğinden, davacının talebinin konusuz olduğunu, hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin kredi sözleşmelerinden sadece 07.04.2010 tarihli bir kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, müvekkilinin imzaladığı bu sözleşmeye istinaden verilen borç sıfırlandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, sonradan imzalanan kredi sözleşmelerine kefaletlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 ve 584 üncü maddelerindeki koşullara uygun düzenlenmediğini, müvekkilinin bu kredi sözleşmeleri sebebiyle sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin sadece dava dışı Cem-Sel … Ltd. Şti’nin kullanmış olduğu kredi borcu sebebiyle ipotek borçlusu sıfatıyla davacı banka lehine tesis ettiği 900.000,00 TL ipotekten doğan sorumluluğunun bulunduğunu, davacı banka tarafından dava dışı Cem-Sel … Ltd. Şti’ne gönderilen 19.03.2015 tarihli yazı ile şirketin hesabına 900.000,00 TL gönderilmesini müteakip söz konusu ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine anılan şirketçe müvekkili tarafından verilen söz konusu ipoteğin fekki için 19.03.2015 tarihinde 700.000,00 TL yatırıldığını, dolayısıyla müvekkilinin 200.000,00 TL bakiye borcunun kaldığını, bu miktarı aşan borca takipte itiraz edildiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Emka İnş. Tur. San. Ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı alacak için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonuçlandırılmadan ilamsız icra takibi başlatılmasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı olduğunu, alacaklı banka ile yapılan görüşmeler neticesinde tüm takiplerin aynı alacak için yapıldığının anlaşılması dolayısıyla icra dairesine yapılan itirazın işbu dava konusu ilamsız icra takibinin yapıldığı Ankara 9. İcra Müdürlüğüne verilen 27.02.2017 tarihli dilekçe ile geri alındığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket tarafından icra takip dosyasına yapılan itirazlarının geri alındığına ilişkin sunulan dilekçe kapsamında bu davalı yönünden davanın konusuz kaldığı, davacı tarafından sunulan sözleşmelerden sadece 07.04.2010 tarihli kredi sözleşmesinde davalı …’un kefalet imzasının bulunduğu, davacının 07.04.2010 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırmış olduğu cari hesap kredisinin sıfırlanarak iş bu davaya esas olan takibe konu kredinin 04.07.2012 tarihli sözleşmeden sonra kullandırıldığı, bu kapsamda davacı alacağının davalı …’un kefalet imzası bulunmayan 04.07.2012 tarihli sözleşmeye istinaden açılan krediden kaynaklandığı keza depo edilmesi talep edilen gayri nakdi alacağın da 04.07.2012 sözleşmeye istinaden açılan kredilere ilişkin olduğu gerekçesiyle davalı Emka İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı … …hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince “borçlu cari hesap kredisi” kredisi kullandırıldıktan sonra yeni sözleşme imzalanmasının eski kefilleri sorumluluktan kurtaracağına dair tespitinin yerinde olmadığını, davalı …’un sorumlu tutulduğu nakdi kredi türü borçlu cari hesap kredisi olduğunu, borçlu cari hesap şeklinde işleyen kredilerde, borçluların sorumluluklarının kredinin ilk açılış tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, çünkü kredi ilişkisinin üçer aylık dönemler halinde sürekli devam eden bir kredi ilişkisi olduğunu, icra takip dosyasına konu borçlu cari hesap kredisinin İlk Derece Mahkemesine sunulan hesap özetlerinden görüleceği üzere 04.01.2010 tarihinde işlem görmeye başladığını, davalının 2010 tarihli kredi sözleşmesindeki kefaleti teminat olarak kabul edilerek bu kredi ilişkisinin kurulduğunu, borçlu cari hesap şeklinde işleyen kredilerde borçluların sorumluluklarının kredinin ilk açılış tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, davalı …’un sorumlu tutulduğu teminat mektubu kredisinin ise 19.06.2012 tarihinde tahsis edildiğini, anılan kredi …’un kefaleti dikkate alınarak kullandırıldığını ve firmaya teminat mektubu limiti açıldığını, borçlularla sonradan imzalanan sözleşme 04.07.2012 tarihli olduğunu, sonraki sözleşmenin imzalandığı tarih itibarıyla … kefil olup ortada yeni kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış kredi bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının davalı … yönünden kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.04.2010 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalet limitinin 1.000.000,00 TL olduğu gözetildiğinde icra takibinde 1.482.583,93 TL nakdi ve gayri nakdi kredi alacağından davalı sorumlu tutulamayacağı, dava ve ilamsız icra takibine konu kredi alacağının, 07.04.2010 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı hususunun da davacı banka tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, bu durumda davalı müteselsil kefil … hakkında açılan itirazın iptali davasının İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu ilamsız icra takibinde talep olunan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağından dolayı davalı müteselsil kefilin icra takip tarihi itibarıyla sorumlu tutulup tutulamayacağı, icra takibine kısmi itirazının haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe davalı kefilin itirazının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından sunulan sözleşmelerden sadece 07.04.2010 tarihli kredi sözleşmesinde davalı …’un kefalet imzasının bulunduğu, davacının 07.04.2010 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırmış olduğu cari hesap kredisinin sıfırlanarak bu davaya esas olan takibe konu kredinin 04.07.2012 tarihli sözleşmeden sonra kullandırıldığı, bu kapsamda davacı alacağının davalı …’un kefalet imzası bulunmayan 04.07.2012 tarihli sözleşmeye istinaden açılan krediden kaynaklandığı keza depo edilmesi talep edilen gayri nakdi alacağın da 04.07.2012 sözleşmeye istinaden açılan kredilere ilişkin olduğu gerekçesiyle davalı … …hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada mevcut bilirkişi raporu ve ek rapor banka kayıtları üzerinden yapılmamıştır. Ayrıca davacı bankanın bilirkişi raporuna ciddi itirazları vardır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş, davacı bankanın itirazlarını karşılayacak şekilde, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle konusunda uzman bankacı bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak, dava konusu uyuşmazlığın hangi sözleşmeden kaynaklandığı belirlenerek davalının kefaleti bulunmayan sözleşmelerden doğan borçlardan dolayı kefalet sorumluluğu bulunmayacağı, kefil olduğu sözleşmeden dolayı borç saptanması halinde ise kefilin asıl borçlunun borcu ve fer’ileri ile kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilerek deliller eksiksiz olarak toplanıp, değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususları incelemeyen ve yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.