Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/14428 E. 2011/13292 K. 12.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14428
KARAR NO : 2011/13292
KARAR TARİHİ : 12.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 10/08/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili Avukat … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı zarara uğrayanlara ödenen tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava dilekçesinin davalı adına bilinen eski adresine tebliğe gönderildiği, tebligatın, ‘aynı çatı altında birlikte sakin’ olarak gösterilen davalının kızına tebliğ edildiği, davalının yargılamaya katılmadığı, sözlü veya yazılı açıklamada bulunmadığı, davalının yokluğunda yapılan yargılama sonucunda da istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Yerel mahkemenin gerekçeli kararı yine aynı adrese ve davalının kızına tebliğ edilmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde verilen temyiz dilekçesinde; tebligatın yapıldığı adresin davalının eski adresi olduğunu ancak tebliğ tarihten çok önce eşinden boşandığı için o adresten ayrıldığını, tebligatı alan kızının 18 yaşından büyük olup boşanmış olduğu eşinin yanında oturduğu, kendisinin eski eşi ve kızı ile birlikte aynı çatı altında oturmadıkları, eski eşi ve çocukları ile aralarında husumet bulunduğu için uzun süredir hiç görüşmediklerini, karardan da bir akrabasının bilgi vermesi üzerine haberdar olduğunu ileri sürmüş ve temyiz dilekçesine eklediği vekaletnamesindeki adresinin farklı olduğu görülmüştür.
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi gereğince herkes, yasal yöntem ve yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 73. maddesi gereğince de yasada gösterilen ayrık durumlar dışında yargıç, tarafları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasaya uygun olarak çağırmadıkça karar veremez. 1.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27.maddesinde de ‘davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği’ biçiminde düzenleme getirilmiştir.
6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkraya göre de; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” denilmektedir.
Yerel mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek davalı adına yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığının, tebliğ tarihinde o adreste tebligatı alan kızı ile birlikte oturup oturmadığının araştırılması, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması halinde ise; davalının adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin belirlenerek o adrese tebligat yapılması ve davalının usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılıp taraf teşkili sağlanarak karar verilmesi gerektiğinden davalının yokluğunda verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.