YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1946
KARAR NO : 2024/322
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/366 E., 2016/8 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; dosya kapsamı itibarıyla sanığın atılı suçu işlemediği sabit olduğu halde mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, suça konu iddia ilişkin eylemin açığa atılmış imzanın kötüye kullanılması suçu kapsamında değerlendirilip bu doğrultuda yargılama yapılmasının gerektiği, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığı, sanık adına son sözün verilmediği, katılanın altı aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayet ettiğinden düşme kararı verilmesi hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan ile sanık şirket yetkilileri arasında meyve alışveriş konusunda sözleşme yapıldığı, ancak sanık firma yetkilileri tarafından sözleşmede belirtilenden daha az miktarda meyve teslim edildiği, buna rağmen tüm mallar teslim edilmiş gibi katılan şirkete icra takibi yapıldığı, takibe itiraz üzerine sanık şirketin itirazın kaldırılması için dava açtığı, ve açılan davada sanık şirketin, 2010 yılında teslim edilen bir ürün ile ilgili katılan şirket çalışan Y. D. tarafından imzalanan belgenin ortasından ayrılarak imzanın üst kısmının sanık tarafından doldurularak sahte düzenlenen belgenin kullanıldığı iddia olunmuştur.
2. Sanık savunmasında, atılı suçu kabul etmemiştir.
3. Tanık Y.D. beyanında suça konu belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak bu imzanın 2010 yılında almış oldukları bir mala ilişkin imza olduğunu beyan etmiştir.
4. Suça konu belge üzerinde yapılan imza incelemesi sonucu düzenlenen ekspertiz raporuna göre,teslim evrakı başlıklı belge altındaki Y. D. yazısı ve imzanın Y. D.’nin eli ürünü olduğu, onun dışında metinde yer alan yazı ve rakamların Y. D.’nin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
5. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 09.04.2015 tarihli rapora göre, üst kenarı forme kesim olmayan belgede, evrak ebatlarına uymayan (alışılagelmişin ötesinde) kat izi bulunduğu görülmekle birlikte, … isim ve yazısı ile altındaki imzanın belge metninden farklı fiziki evsafta bir kalem ile yazılmış olduğu belirtilmiştir.
6. Mahkemece emanetten getirtilen belgenin incelenmesinde üst kısmında 4 milimetre ile 1 milimetre arasında değişen kat izinin var olduğu bu kat izinin yukarısında kağıt bulunmadığı ve kat izinin üzerinde kağıt olmadan yapılma imkanının bulunmadığı gözlemlenmiştir.
7. Sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımı ve tüm dosya kapsamına dayanılarak sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/8 sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.