YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2758
KARAR NO : 2024/235
KARAR TARİHİ : 08.01.2024
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1955 E., 2020/15 K.
SUÇ : Devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma, silahlı terör örgütüne üye
olma, 2911 sayılı Kanun’a muhalefet etmek, terör örgütü
propagandası yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret – Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2019 tarih, 2016/402 Esas 2019/231 sayılı Kararı ile;
1.1. 23.02.2013 tarihli olay yönünden üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
1.2. Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası ve Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezasına,
1.3. 10.11.2012 tarihli olaya ilişkin olarak; 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası yönünden CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından ve 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası yönünden direnme suçunun yasal unsurları oluşmadığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince Beraatine, 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezasına,
1.4. 14.11.2012 tarihli olaya ilişkin olarak; 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası ve birinci fıkranın (c) bendi uyarınca 1 yıl hapis, 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis ve 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası,
1.5. 15.02.2013 tarihli olaya ilişkin olarak; 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası ve birinci fıkranın (c) bendi uyarınca 1 yıl hapis, 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis ve 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezasına,
1.6. 08.03.2012 tarihli olaya ilişkin olarak; 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası yönünden CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından Beraatine, 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezasına,
1.7. 19.03.2013 tarihli olaya ilişkin olarak; 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası ve birinci fıkranın c bendi uyarınca 1 yıl hapis, 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis ve 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası,
1.8. 6136 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi ile değişik 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereği 1 yıl hapis ve 500,00 TL adli para cezasına,
1.9. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
1.10. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 3713 sayılı Kanun’un 4-a maddesi delaleti ile 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası gereği 9 yıl hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarih, 2019/1955 Esas 2020/15 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca
2.1. 2911 sayılı Kanun’un 32 nci ve 33 üncü maddelerinin birinci fıkralarında düzenlenen suçlar yönünden Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin hükmün B-a, B-b, D-a, D-b fıkralarının 8 inci maddelerinin tümüyle çıkartılmak suretiyle,
2.2. 6136 sayılı Kanun’a aykırı olarak ruhsatsız ateşli silahları ve mermileri bulundurma suçu yönünden Türk Ceza Kanunu’nun 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına yönelik hüküm fıkrasının G-5 inci paragrafındaki “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” ibarelerinin hükümden çıkartılması suretiyle,
2.3.08.03.2012 ve 19.03.2013 tarihli terör örgütü propagandası suçları yönünden CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine,
2.4. 19.03.2013 tarihli toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa aykırılık suçları yönünden; 2911 sayılı Kanun’un 32 nci ve 33 üncü maddelerinin birinci fıkralarında yazılı suçları işlediği sabit olmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı Beraatine,
2.5. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden; CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince Beraatine, şeklinde düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.06.2020 tarih ve ret ve onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1-Tanıkların sanık hakkındaki soruşturma beyanlarından mahkemede döndüklerine,
2-Sanığın atılı suçu işlediğine dair objektif, kesin ve inandırıcı bir delilin dosyada mevcut olmadığına,
Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığa atılı bir kısım suçlardan mahkumiyetine, bir kısım suçlardan ise beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bazı hususların düzeltilmesi dışında başkaca bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
10.11.2012 ve 15.02.2013 tarihli eylemler yönünden 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından hükmolunan Hapis cezalarına ilişkin yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Terör örgütü propagandası yapmak suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanığın aynı amaca matuf, 10.11.2012, 14.11.2012 ve 15.02.2013 tarihlerinde gerçekleştirdiği terör örgütünün propagandasını yapma suçunun tek suç oluşturacağı gözetilerek TCK’nın 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin tatbiki suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmesi,
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin hükümlerin incelenmesinde;
Her devlet siyasal fonksiyonunun gereği olarak, ülke, egemenlik ve millet/ulus unsurlarını, Anayasal düzenini ve bu düzenin işleyişini koruma altına alır. 5237 sayılı TCK’nın 302 nci maddesinde düzenlenen “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçunun konusunu da devletin ülkesi, egemenliği ve milli birliği oluşturmaktadır.
Suçla korunan hukuki değer, devletin ülkesinin bütünlüğü ve egemenliğidir.
Suç, 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi gereğince mutlak terör suçudur.
Kanun gerekçesinde de ifade edildiği üzere bu suçun oluşabilmesi için belli amaca yönelik fiillerin işlenmesi gerekir. Bu amaç, madde metninde;
1-Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak,
2-Devletin birliğini bozmak,
3-Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak,
4-Devletin bağımsızlığını zayıflatmak
olarak belirlenmiştir.
Korunan değerlerin önemi ve kanun metninde sayılan amaçlara ulaşıldığında suçun cezalandırılabilirliğindeki güçlük/imkansızlık nedeniyle suç bir teşebbüs suçu olarak düzenlenmiş hatta suçun hazırlık hareketleri de yaptırıma bağlanmıştır. (TCK’nın 314. md. gibi)
Söz konusu suçun oluşabilmesi için, işlenen fiilin cebri nitelikte olması ve bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli bulunması gerekir. Bu haliyle suç aynı zamanda bir somut tehlike suçudur. Ancak maddede yazılı hedeflerin gerçekleşmesine ihtiyaç yoktur. (Yargıtay CGK. 09.02.2010, 2009/9-103, 2010/22) Belirtilen amaçlara yönelik fiillerin işlenmesi yeterlidir. Cezalandırılan hareket devletin hayatını tehlikeye koyan icra hareketleridir. “Diğer birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de devletin birliğine ve bütünlüğüne karşı işlenen fiiller, bu amaçla kurulmuş terör örgütlerinin faaliyeti çerçevesinde işlenmektedir. Bu tür terör örgütlerinin araç fiil olarak ifade edilen ve maddede belirtilen amaçlara yönelmiş olan adi suç niteliğindeki kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, mala zarar verme vb. fiilleri işlemlerindeki gaye; kamu düzenini bozmak, kamu otoritesini zayıflatmak, toplumda kargaşa yaratmak, toplumun şiddet yoluyla siyasallaşması ve kutuplaşmasının yolunu açmak toplumun karşı koyma gücünü felce uğratmaktır. Fail için işlenen araç suçla ortaya çıkan somut zarar neticesi değil (yakın netice), bu fiilin toplum üzerinde meydana getirdiği etki (uzak netice) önem arz etmektedir. Fail, işlediği araç fiillerle devlet otoritesinin, ülkesinde yaşayan halkın güvenliğini koruma görevini gerçekleştiremediği, zayıfladığı ve işlerliğini yitirdiği imajını yaratmaya çalışarak devlete olan güveni sarsmayı amaçlar. Ülkede yaşanan kaos ortamı ve toplumda yaşanan korku ve endişe, yöneticilerde ve halkta istenileni vererek kaos ortamını bitirme iradesini doğurur, yöneticileri belli kararları almaya ya da politikalarını değiştirmeye zorlar ve bu da idari, siyasi, ekonomik ve toplumsal sistem değişikliklerini sonuçlar. Bu suretle de fail, esas gayesi olan devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma amacına ulaşmaya çalışır. (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Sayfa 89, 90, Dönmezer Tedhişçilik sh.56)
Söz konusu düzenlemeye esas itibariyle cezalandırılmak istenen, amaçların gerçekleştirilmesine yönelik araç fiil ile ortaya çıkan yakın netice değil, araç fiilin işlenmesi ile suçun konusunun zarara uğraması tehlikesidir. Kanun koyucunun düzenlemenin ikinci fıkrasında amaca yönelik araç fiillerinin ayrıca cezalandırılacağını kabul etmesi de bu hususu desteklemektedir. Söz konusu düzenleme dikkate alındığında; araç fiilin işlenmesine yönelik icra hareketinin, hem zarar ya da tehlike suçu niteliğindeki araç fiilin (TCK 302/2) hem de tehlike suçu niteliğindeki amaç suçun (TCK 302/1) “fiil” unsurunu teşkil ettiği görülmektedir.” (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Sayfa 89, 90) Buna göre elverişli/vahim eylemin diğer tabirle araç suçun, hazırlık hareketi aşamasından icra hareketi safhasına geçmesi, en azından teşebbüs boyutuna ulaşması, “amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi gerekir.” (Yargıtay CGK.09.02.2010 t.2009/9-103, 2010/22)
Kanuni tanımda yer alan araç fiilin, suç olması gerektiğinde kuşku yoktur. Müstekar uygulamaya göre araç suç, zarar ya da tehlike suçu (Yargıtay 9. CD 26.06.2012 t. 2012/2855-8069 sy.k, 15.01.2014 t. 2013/12441-2014/614 sy.k, 30.03.2010 t. 2009/8654-2010/3632 sy.k, 09.06.2011 tarihli, 2011/4202 Esas, 2011/3296 Karar sayılı kararı vb.) olabilir. Ancak suç teşkil eden her fiilin de amaç suçu oluşturmak için yeterli/elverişli olmadığı açıktır. Fiilin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ise her olayın özelliğine göre; fiilin niteliği, işleniş biçimi, işlenme zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı, faaliyet alanı, ülke genelindeki organik bütünlüğü gibi ölçütler değerlendirilerek takdir edilecektir. Toplumda kaos ve tedirginlik oluşturacak, devlet otoritesine olan güveni sarsacak, kamu düzenini, toplum barışını bozarak devletin ülkesi, milleti ve egemenliği bakımından somut tehlike meydana getirecek yoğunluk ve ciddiyetteki eylemlerin amaç suç yönünden elverişli olduğu kabul edilmektedir. Güdülen amacın gereği olarak bu eylemlerin belli bir kişi ya da kitleye tevcih edilmesi gerekmez. Amaç tedhiş ortamı oluşturmak olduğuna göre hedefin muayyen veya gayrımuayyen olmasının da bir önemi yoktur.
Her halde suçun oluşması için, failin amaca yönelik işlediği vahim eylem/elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekir.
İşlenen araç suçun vahim eylem kabul edilmesi ve failin ayrıca amaç suçtan (TCK 302 md.) da cezalandırılabilmesi için, eylemin bireysel bir amaçla/saikle değil, kanun maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında ika edilmiş olması gerekmektedir. Failin, geçitli/müterakki suçlardaki özellik nedeniyle, TCK’nın 302 nci maddesinde tanımlanan amaç suçu sabit görülüp cezalandırıldığı durumda ayrıca TCK’nın 314/1-2 nci maddesi gereğince cezalandırılamayacağı istikrar kazanan bir uygulama haline gelmiştir. (Yargıtay 9. CD. 15.06.2009 t. 2009/6277-7540 sy.k.vb.)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tanık beyanları ve olay tutanaklarına göre Cudi ve Nur mahallelerinde barikat ve hendeklerde silahla nöbet tutan sanığın eyleminin vahamet arz eder nitelikte TCK’nın 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinde yazılı devletin birliği ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağı, TCK’nın 314/2 nci maddesinden açılan silahlı terör örgütüne üyelik ve TCK’nın 302 nci maddesindeki suçların geçitli suçlar olması nedeniyle sanığın eylemlerinin kül halinde TCK’nın 302 nci maddesi kapsamında değerlendirilerek sadece bu suçtan hüküm kurulması gerektiği halde ayrıca TCK’nın 314/2 nci maddesi kapsamındaki silahlı terör örgütüne üyelik suçundan da yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında yeterli olmayan gerekçe atılı suçlar yönünden TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
10.11.2012 ve 15.02.2013 tarihli eylemler yönünden 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından hükmolunan hapis cezaları yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarih, 2019/1955 Esas 2020/15 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Terör örgütü propagandası yapmak, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarına ilişkin hükümler yönünden ise
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarih, 2019/1955 Esas 2020/15 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Cizre 2.
Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.