Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/11530 E. 2011/13612 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11530
KARAR NO : 2011/13612
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 12/12/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 22/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Davacı, 19.11.2007 gününde … televizyonunda yayınlanan … adlı televizyon programında, davalının programda söylemiş olduğu sözler nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalı ise, dava konusu sözlerin bir kısmının değil yapılan televizyon programının tamamının dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşdur.
Yerel mahkemece, davaya konu programın içeriği bir bütün halinde değerlendirildiğinde olayda matufiyet unsurunun gerçekleşmeyip, dava konusu sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Somut olayda, davacının o tarihteki görevi nedeniyle programda haber konusu edilmesi son derece doğal ve hukuka uygundur. Ne var ki, programda davacı kastedilerek “…yapmazlarsa ondan da daha şerefsiz, onlardan da bunu bilip de saklayanlar kadar ahlaksız, erdemsiz insan yer yüzüne gelmesin. Yapsınlar anasını satayım, yapsınlar, konuşmaya devam edeceğim …” biçiminde anlatımlara yer verilmiştir. Eylem ve söylemleri daha uygun bir dil kullanıp konuşmanın başında davacının ismine değinilmeden eleştiri yapılabilecekken “şerefsiz, ahlaksız, anasını satayım” nitelemesi ile eleştirilmiş olması davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur. Zira; konuşmaya başlarken davacının ismi söylenmesi ile söylemlerde çoğul ifadelerin kullanılmasından davacının kastedilmediğinin düşünülmesi hakkaniyete ve hayatın olağan akışına uygun düşmez.
Şu durumda yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, kişilik haklarına saldırının mevcut olduğu sonucuna varılıp davacı yararına uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/12/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.15/12/2011