YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11983
KARAR NO : 2023/8954
KARAR TARİHİ : 27.12.2023
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/130 E., 2015/340 K.
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2013 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2014/130 Esas, 2015/340 Karar sayılı kararıyla SSÇ’nin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin; birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası ve altıncı fıkrası ile aynı Kanun’un 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, salt takdir yetkisine dayalı alt sınırdan ceza tayin edilmesi ve takdiri indirim hükümleri uygulanmasının bozma nedeni olduğuna, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, bozulması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin Kabulü
1. Mağdurenin ailesinin vefat ettiği ve mağdurenin bu sebeple SSÇ’nin annesi olan ve mağdurenin teyzesi olan ailesi ile birlikte yaşamaya başladığı, bu itibarla tarafların aynı evde ikamet etmeye başladıkları (her ne kadar dosyada vasilik veya velayete ilişkin karar bulunmuyor ise de hazırlık aşamasında ifadesi alınan SSÇ’nin annesi olduğu anlaşılan tanık beyanı ile mağdurenin hazırlık aşamasından bu yana değişmeyen beyanları ve SSÇ’nin aynı evde yaşadıklarını kabul ettiği beyanı dikkate alınmak suretiyle), SSÇ’nin mağdure ile yalnız kaldığı dönemde mağdurenin üzerini soyarak cinsel organını mağdurenin cinsel organına sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, nitekim on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar suçunu oluşturduğu, bu istismarın tarafların tek başına kaldıkları zamanlarda tekrarlandığı, mağdurenin 11.03.2015 tarihli Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin raporunda belirtildiği üzere bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, vermiş olduğu ve vereceği ifadelere ana hatları ile itibar edilebileceğinin bildirildiği, bu cinsel birleşme sebebiyle mağdurenin hamile kaldığı ve çocuğu yargılama sırasında doğurduğu, dosyada mevcut Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı Adlî Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının raporuna göre … çocuğun yüzde 99.99 oranında SSÇ’nin çocuğunun olduğunun belirtildiği, olay sebebiyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun raporla tespit edildiği, mağdurenin hazırlık aşamasından bu yana değişmeyen beyanları ile SSÇ’nin her ne kadar atılı suçlamayı kabul etmediği şeklinde duruşmada beyanları var ise de Mahkemenin son celsede ki karar duruşmasında SSÇ’ye verilen son sözde SSÇ’nin atılı suçlamayı kabul ederek pişman olduğu ve mağdure ile evlenmeyi düşündüğü ikrarı da dikkate alınarak SSÇ’nin mahkûmiyetine karar verilmiştir.
2. Yargılama sırasında ilgili maddede 6545 sayılı Kanun ile değişiklik yapıldığı, hangi Kanun’un SSÇ’nin lehine olduğu hususunda; suç tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olan 6545 sayılı Kanun ile atılı suça yasada öngörülen sekiz yıldan on beş yıla kadar olan hapis cezasının arttırılarak on altı yıldan aşağı olamayacağının düzenlendiği, yapılan değişikliğin SSÇ aleyhine olması nedeniyle değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, SSÇ’nin eylemine uyan ve lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırıldığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak cezanın asgari haddinden ayrılmayı gerektiren teşdit sebepleri bulunmadığından alt sınırdan ceza tayin edildiği, SSÇ’nin bu eylemi kendisi ile birlikte aynı evde ikamet eden bu sebeple gözetim yükümlülüğü de bulunan teyzesinin kzı olan mağdureye karşı işlemiş olması sebebiyle hükmedilen cezasından aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yarı oranında arttırım yapıldığı, eylem sebebiyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin rapor bulunması sebebiyle aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince hükmedilen cezanın on beş yıla çıkartıldığı, suçun zincirleme şeklinde işlenmiş olması sebebiyle aynı Kanun’un 43 üncü maddesi dikkate alınarak arttırım yapıldığı, son olarak aynı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen yasal yaş indirimi ve aynı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiri indirim uygulanarak hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Ancak; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” düzenlemesi nazara alınarak yapılan değerlendirmede, sanık hakkında hazırlanan iddianamede istismar eylemini birden fazla gerçekleştirdiğine dair bir anlatım ve usulüne uygun açılmış dava bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
3. Suça sürüklenen çocuğun aynı evde yaşadığı, teyzesinin kızı olan mağdure üzerine koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığı gözetilmeden belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca artırılması,
4. Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 21.04.2014 tarihli raporda mağdurenin ruh sağlığının suça sürüklenen çocuğun eylemi nedeniyle bozulduğuna dair açık bir tespit ve değerlendirme bulunmadığı gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının tatbik edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2014/130 Esas, 2015/340 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.12.2023 tarihinde karar verildi.