YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3199
KARAR NO : 2023/7125
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1436 E., 2022/56 K.
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/41 E., 2020/139 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya satmış olduğu muhtelif … ve işçilik alacağı için 176.164,71 TL’lik fatura düzenlediğini, bedelin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine 152.218,00 TL üzerinden icra takibi başlattığını, davalı tarafından faturanın kapalı kesilmesi sebebiyle borcu olmadığı gerekçesi ile borca ve ferilerine itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu, faturanın kapalı kesilmesinin davalının borcu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalının mal alışverişini inkâr etmediğini, fatura içeriğine itiraz etmediğini, borcunu zımnen kabul ettiğini, faturanın açık veya kapalı olmasının ticari teamüllerden kaynaklı bir uygulama olduğunu, taraflar arasındaki alacak borç durumunun tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle araştırılması ve borcun varlığı ile ilgili tespit edilecek kayıtlara göre karar verilmesi gerektiğini, fatura konusu malların tesliminin taraf imzaları ile … olduğunu belirterek itirazın iptaline, % 20’den … olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe ekli faturanın kapalı fatura olduğunu, fatura tanzim edildikten sonra … veya alt kısmının davacı satıcı tarafından imzalandığını, bunun fatura bedelinin ödendiği anlamına geldiğini, kapalı faturanın ödemeye karine teşkil ettiğini, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğini, mevcut karine karşısında davacının fatura bedelini tahsil etmediğini kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine, davacının kötü niyetli olması sebebiyle % 20’den … olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak satışların peşin yapıldığı ve bedelinin peşin ödendiğinin kabul ediliği, bu kuralın aksinin bundan kendisine hukuki yarar çıkaran tarafa ait olduğu, davacı malın teslimine rağmen bedelinin teslim sırasında ödenmediği iddia- sında ise de sunduğu faturaya göre malın alıcıya müessesede teslim edildiği, faturanın ortasına imzalı kaşe vurulmak suretiyle de bedelinin tahsil edildiği karinesinin geçerli hale geldiği, davalının defterlerini sunmamasının aksini ispat etmeyeceği, davacının da münhasıran davalı defterlerine dayanmadığı gerekçesi ile davacının ispatlanamayan davasının reddine, davacının takibe girişmekte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faturanın kapalı olarak düzenlenmiş olmasının bedelin ödendiğini … başına ispat etmediğini, faturanın kapalı olması halinde ödemenin yapıldığı yönündeki karinenin kesin bir karine olmayıp aksini ispatının mümkün olduğunu, müvekkili şirket tarafından faturanın söz konusu şekilde düzenlenmiş olmasının taraflar arasındaki … ilişkisine dayandığını, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile takipte talep edilen miktardan daha fazla davalıdan alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunu, bunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, takibe konu faturanın kapalı kesilmesinin davalının borcu olmadığını göstermeyeceğini, davalının mal alışverişini inkâr etmeyip fatura içeriğine itiraz etmediğini ve borcu olduğunu zımnen kabul ettiğini, faturanın açık veya kapalı olmasının ticari teamüllerden kaynaklı bir uygulama olduğunu, taraflar arasındaki alacak-borç durumunun her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle borcun varlığı ile ilgili tespit edilecek kayıtlara göre karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle ret kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kendi defterlerinde kayıtlı kapalı fatura nedeniyle ispat yükü davacı taraf üzerinde bulunmakta olup, davalının fatura bedelini ödemediğini ispatlayacak olduğundan (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.02.2019 tarih, 2017/4462-2019/1407) Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesinin kararında dayandığı Yargıtay kararının davaya emsal niteliğinde olmadığını, faturanın kapalı olarak düzenlenmiş olmasının bedelin ödendiğini … başına ispat etmediğini, faturanın kapalı olması halinde ödemenin yapıldığı yönündeki karinenin kesin bir karine olmayıp aksini ispatının mümkün olduğunu, müvekkili şirket tarafından faturanın söz konusu şekilde düzenlenmiş olmasının taraflar arasındaki … ilişkisine dayandığını, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile takipte talep edilen miktardan daha fazla davalıdan alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunu, bunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini ancak davalı tarafından dosyaya fatura bedelinin ödendiğine dair belge sunulmadığını, yerel mahkemece her ne kadar ”davalının ticari defterlerini sunmaması aksini ispat etmez, kaldı ki davacıda münhasıran davalının defterlerine dayanmamıştır” denilmiş ise de dava dilekçesinin deliller kısmında tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 222 … maddesinin 5 … fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır hükmü doğrultusunda davalının ticari defterlerini sunmaması karşısından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.12.2013 tarihli 2013/6767 E., 2013/22167 K.), tarafların ticari defter ve kayıtlarının kapalı faturaya ilişkin ödeme karinesinin aksini ispat edebileceğine ve ispat yükünün davalı da olduğuna dair içtihat geliştiğini, müvekkilinin alacağının bulunduğu … iken ve davalı tarafından ödeme yapıldığına dair evrak sunulmadan davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesine dahi gerek duyulmadan ticari teamüle dayanarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının fatura içeriğine itiraz etmediği, borca itirazında da kapalı faturanın borcun ödendiği anlamına geldiğini belirterek ödeme savunmasında bulunduğunu, bu durumda ispat yükünün davalıya geçtiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, faturadan kaynaklanan alacağa bağlı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2008 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava muhtelif … ve işçi alacağı bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davalı tarafın mahkeme tarafından verilen ihtara rağmen ticari defterlerini dosyaya sunmaması karşısında mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında karar verilip verilemeyeceği ve buradan varılacak sonuca göre mahkemece davalıya verilen ihtarın anılan Kanun’un 220 ve 222 nci maddelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflarda birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hallerde uygulanacaktır. Ayrıca bu halde ticari defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, yani delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa 6100 sayılı Kanun’un 222/5 … maddesindeki … hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, anılan Kanun’un 219 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticari defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi 6100 sayılı Kanun’un 219 ve 220 nci maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar. Bu çerçevede anılan Kanunun 220 nci maddesinin üçüncü fırkasında düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda, aynı Kanunun 222 nci maddesinin beşinci maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilmeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, …, …, Medeni Usul Hukuk C II İstanbul 2017 s.1834) (HGK, 27.01.2022-2019/11-172 E., 2022/69 K.).
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça faturanın bedelinin ödenmediği ileri sürülerek bu hususun ispatı için diğer delillerin yanında her iki tarafın ticari defterlerine dayanıldığı, mahkemece davacı ve davalı vekiline ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, davalının ticari defterlerini sunmadığı görülmektedir. Her ne kadar mahkemece, faturanın kapalı olmasının bedelin tahsil edildiğine dair karine teşkil edeceği, davalının defterlerine münhasıran dayanılmadığından davalının defterlerini sunmamasının aksini ispat etmeyeceği belirtilmiş ise de; davacının ileri sürdüğü iddiaların ispatı için delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmamış olması, belgeleri/ticari defterlerin mazeretsiz olarak ibraz edilmemelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK’nin 220 nci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Bu durumda somut olay bakımından HMK’nın 220 nci maddesi geçerliliğini korur.
Somut olayda ticari defterlerin ibrazı konusunda yapılacak ihtarat bakımından ve ibraz etmeme halinde varılacak sonuç bakımından 6100 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin geçerliliğini koruduğu anlaşıldığından, mahkemece yapılan ihtarın usulüne uygun olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir. Mahkemece 17.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında, davacı ve davalı vekiline ticari defterlerini sunmaları için 05.11.2019 tarihine kadar süre verildiği görülmektedir. Ancak yapılan ihtarın 220 nci maddesine uygun olarak yapılmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun’un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun’un 220 nci maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında verilen sürede belge ibraz etmemenin sonucu düzenlenmiştir.
O halde, mahkemece, davalıya anılan Kanun’un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ve duruma göre belgenin içeriği hakkında davacının beyanının kabul edilebileceği ihtarını içeren kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bu şekilde bildirilerek ihtar edilmesi ve sonucuna göre inceleme yapılması gerekirken geçersiz kesin mehil ihtaratı ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.