Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/7632 E. 2012/10172 K. 11.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7632
KARAR NO : 2012/10172
KARAR TARİHİ : 11.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat ….. tarafından, davalı …… Gaz ve Mat. AŞ. ve diğerleri aleyhine 08/04/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 17/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar …… Gaz. ve Mat. AŞ. ve … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar Hürriyet Gazeticilik ve Matbaacılık A.Ş ve … vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1-Davacı, davalı Şirket’e ait ….gazetesinde, davalı … tarafından 22.03.2009 tarihli “Alman ama Türk gibi şirket kurdu” başlığıyla kaleme alınan yazı, 23.03.2009 tarihli … adı ile “…. Apt. Kat:4” başlığıyla kaleme alınan yazı ve 24.03.2009 tarihli “….. Almanya’da çok can yaktı” başlığıyla kaleme alınan yazı ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalılar ise, dava konusu yazının objektif sınırlar dahilinde yazıldığını,davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığını, davranışları ve adının yeraldığı vakalar hakkında objektif sınırlar dahilinde haber ve yazılar yazıldığını, zira yayının belirli kelime ve cümlelere bağlı kalınmaksızın bir bütün olarak ele alındığında görünüşteki gerçekliğe uygun olduğunu, güncel olduğunu, konusu ile anlatımı arasında rabıta bulunduğunu, bilinmesinde kamu yararı bulunan hadiselerden bahsedildiğini belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece; toplanan deliller, dosyaya sunulan gazete örnekleri ve dosya kapsamına göre yapılan yayınların davalının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği sabit olduğu gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki, basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Medeni Yasası’nın 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davalı şirkete ait ….. gazetesinin 22.03.2009 günlü sayısında “Alman ama Türk gibi Şirket kurdu” başlğıyla yeralan yazıda “………’in şirket kurarken kullandığı ikametgah belgelerinde görülen Ortaköy’de ki adresinde, Venüs Apartmanı 4 nolu dairede, AKP İl Genel Meclisi üyesi ….. …’nın oturduğu belirlendi. Apartman kapıcısı Kepenek’i tanımadığını söyledi. ….., 2000 yılında bir Alman firması aracılığıyla yurt dışındaki Türk işçilere ucuz konut yapacağı vaadinde bulunarak dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla, babası ….. Holdingin sahibi….. ve kardeşi ile birlikte yargılanmıştı.” şeklinde aktarıldığı, 23.03.2009 tarihli yazıda “Venüs APT.kat 4” başlığıyla verilen haberin 22.sayfadaki devamında “Muhtarda Kepenek kapıda …” başlığıyla verilen haberde ve 24.03.2009 tarihli yayında” … Almanya’da çok can yaktı” başlığıyla yapılan haberde de aynı anlatımlara yer verildiği görülmektedir.
Davaya konu edilen yayınlarda, davacının oğlu …. ile dava dışı ……’in aynı apartmanda oturduğundan ve Göksel … ile babası davacı …’nın dolandırıcılık iddiasıyla yargılandığından bahsedildiği görülmektedir. Davacılar tarafından ise davacı hakkında ceza yargılamasının bulunduğu fakat davanın yargılama aşamasında olduğundan bahsedilmektedir. Davalı gazetede yeralan yayınlarda davacının kişiliğine yönelik herhangi bir saldırı yoktur. O nedenle istemin tümünün reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.

2-Davacı vekilinin mahkemece karar verilmesinden sonra mahkemeye sunduğu 02.06.2012 tarihli dilekçesi ile … hakkındaki davadan feragat etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda davadan bu davalı yönünden feragat nedeniyle hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (1) ve (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.