YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6974
KARAR NO : 2023/11128
KARAR TARİHİ : 27.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/706 E., 2014/819 K.
SUÇ : Kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2014 tarihli ve 2013/706 Esas, 2014/819 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.10.2019 tarihli, 2015/218337 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık temyizinde özetle; vekâletnamenin sahte olmadığı, vekaletnamede Barış’ın gerçek irade beyanı ve gerçek imzası bulunduğu, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanamayacağı, araç satış sözleşmesini ise benzerliği nedeni ile kardeşi yerine imzalamasının olsa olsa aynı Kanun’un 206 ncı maddedeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan oluşturacağı, araç sahibinin aracını Barış’a sattığı, ortada zarar bulunmadığı, beraati gerektiği gerekçeleri ile ve resen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkla mağdurun kardeş olduğu, sanığın, mağdura ait gerçek nüfus cüzdanı ile Barış Ördek adlı kişi adına Noterlikte sahte vekâletname düzenlettiği, söz konusu bu sahte vekâletname ile bir gün sonra Noterlik araç satış sözleşmesi ile Barış Ördek’e vekâleten araç satın aldığı iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık özetle; kardeşi mağdurun kimlik bilgilerini kullanarak, Barış Ördek adına vekâletname çıkarttığını, evrakı hazırladığını, akabinde bu vekâletname ile Barış adına araç satın aldığını savunmuştur.
3. Mağdur nüfus cüzdanının kaybolduğunu, şikâyetçi olmadığını belirtmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında “2012” şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin “24.02.2012” tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
3. Dosya kapsamından, sanığın, B.Ö. Adlı kişinin mağduru vekil tayin ettiği sahte vekâletname düzenlettiği ve bu sahte vekâletnameyi kullanarak B.Ö.ye Noterlik araç satış sözleşmesi araç satın aldığının iddia ve kabul edildiği, sanığın, vekâletnamenin sahte olmadığını savunduğu, Kayseri 6. Noterliğince düzenlenmiş “vekâletname” başlıklı belgede sadece dava dışı B.Ö. adlı kişi adına imza bulunduğu, B.Ö.nün Cumhuriyet Başsavcılığı ifadesinde mağdura, kendisi adına araba alması için satın alma yetkisi verdiğini belirttiği hususlarının anlaşılması karşısında; söz konusu vekâletnamenin sahte olarak kabul edilemeyeceği ve bu vekâletname nedeni ile 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi nedeni ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2014 tarihli ve 2013/706 Esas, 2014/819 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan, sanığa 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının ve 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılarak yerine “Sanığın yargılamadaki iyi hali, suçunu ikrarı lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.12.2023 tarihinde karar verildi.