YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8082
KARAR NO : 2023/931
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/5390 E. 2019/135 K.
SAYISI : 2019/İHK-7088
HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Reddi – İtirazın Kabulü ile Başvurunun Reddi
SAYISI : K-2019/29594
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne, başvurunun zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
… kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi olan desteğin sürücüsü olduğu davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın 13.11.2005 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacının desteğinin hayatını kaybettiğini belirterek, şimdilik 5.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, ölenin kazaya kendi kusuruyla neden olduğunu, bu nedenle ölenin eşi olan davacının tazminat talep hakkının olmadığını, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak uygulanması gerektiğini ve vekalet ücretinin davacı lehine 1/5 oranında hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…desteğin davaya konu tek taraflı trafik kazasına %100 kusurlu olarak sebebiyet vermiş olması nedeniyle davacı eşin tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; olay tarihi itibariyle eski Genel Şartlar’ın uygulanması gerektiğini, davacının 3. kişi konumunda olduğunu ve tazminata hak kazandığını, başvurunun reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…kaza tarihi (13.11.2005) dikkate alındığında davacının, desteğin tam kusuruyla ölümüne neden olduğu kazada üçüncü kişi konumunda olduğu, bu nedenle davacının tazminata hak kazanamayacağı tespitinin yerinde olmadığı, ancak davalının süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, olay tarihi, Karayolları Trafik Kanunu ve ceza zamanaşımı süreleri de değerlendirildiğinde davacının eldeki davayı açmakta zamanaşımı süresinin geçirildiği” gerekçesiyle davacının tazminat hakkının olduğu itirazının kabulüne, davalının zamanaşımı def’i incelenerek davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ölenin kendi kusuruyla ölümüne neden olması eyleminin ceza gerektiren bir fiil olarak kabul edilmesi gerektiğini ve ceza zamanaşımının 15 yıl olarak uygulanması gerektiğini, bu durumda zamanaşımının henüz dolmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının eşi olan desteğin sürücüsü olduğu davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 13.11.2005 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacı eşin açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 66 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi ile Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan 10 yıllık sürelerin dolmuş olması, davalı tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inin ileri sürülmüş olması, kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan … kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının desteğinin sürücüsü olduğu araç ile meydana gelen tek taraflı kazada öldüğünü beyan ederek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu tazminatın zamanaşımına uğradığını beyanla başvurunun reddine karar verilmesini istemiştir.
…, “…desteğin davaya konu tek taraflı trafik kazasına %100 kusuru ile sebebiyet vermiş olması nedeniyle davacı eşin tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı vekili bu karara itiraz etmiştir.
…, “…kaza tarihi (13.11.2005) dikkate alındığında davacının, desteğin tam kusuruyla ölümüne neden olduğu kazada üçüncü kişi konumunda olduğu, bu nedenle davacının tazminata hak kazanamayacağı tespitinin yerinde olmadığı, davacının tazminat hakkının olduğu itirazının kabulüne; ancak davalının süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, olay tarihi, Karayolları Trafik Kanunu ve ceza zamanaşımı süreleri de değerlendirildiğinde, davalının zamanaşımı def’i incelenerek davanın, 2918 sayılı KTK’nın 109/1 inci maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmış olması, olay tarihinden itibaren 10 yıl içinde maddi tazminat davası açılmazsa dava zamanaşımı nedeniyle uzamış ceza zamanaşımı bulunmaması halinde işletene ve sigortacıya karşı dava açılmayacağı, kaza ile dava arasındaki 10 yıllık süre ve eylemin ceza kanunundaki yaptırımı nedeniyle 8 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu” gerekçesiyle davacının tazminat hakkının olduğu itirazının kabulüne, … kararının kaldırılmasına, davalının zamanaşımı def’i incelenerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiş; davacı vekili, bu kararı temyiz etmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41 inci maddesinde (6098 sayılı TBK’nın 49. md.) haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK’nun değişik 72. md.) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nın 109/1 inci maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir. Görüldüğü gibi, BK’nun 60. ve 2918 sayılı KTK’nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK’nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.)
2918 sayılı Kanun’un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında
fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK’nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK’nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK’nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK’nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Ölümle sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK’nın 109. maddesinin 2. fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında davaya konu 13/11/2005 tarihli trafik kazasından kaynaklanan zararın tazminine ilişkin tahkim başvurusunun, bu süre dolmadan önce 02.01.2019 tarihinde yapıldığı ve dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun sürücü desteğin eyleminin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak nitelendirilerek 8 yıllık zamanaşımı süresi ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımından reddinin usul ve yasaya uygun olduğu yönündeki gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz itirazının reddi yönündeki onama düşüncesine katılmıyorum.