YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7312
KARAR NO : 2011/7316
KARAR TARİHİ : 22.06.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı … ve diğeri vekili Avukat …tarafından, davalı …… San. ve Tic. A.Ş ve diğeri aleyhine 27/01/2009 gününde verilen dilekçe ile ölümlü ve yaralamalı trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, ölümlü ve yaralamalı trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalı … şirketi hakkındaki davanın kusuru bulunmaması nedeni ile reddine, davalı …… Sanayi AŞ hakkındaki davanın aracı uzun süreli dava dışı bir şirkete kiralaması nedeniyle pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte davalı VDF Otomotiv Sanayi AŞ adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur. İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir. Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortadan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Dava konusu olayda, davalı şirketin fotokopisini sunduğu kira sözleşmesi, isteyen taraflar arasında her zaman düzenlenebilecek basit (adi) yazılı belge niteliğinde olup davacı yönünden hukuki sonuç doğurmaz. Kaldı ki davalının, kiracısına karşı aralarındaki iç ilişki gereği rücu hakkıda vardır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, davalı şirket hakkındaki istemin işleten olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.