Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/2257 E. 2024/694 K. 22.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2257
KARAR NO : 2024/694
KARAR TARİHİ : 22.01.2024

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/235 E., 2016/238 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesi, 62, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına , hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ise 5237 sayılı kanun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, müvekkilinin aynı kasıtla ve değişik zamanlarda birden çok kez suç işlemediğini, iftira suçundan iddianame düzenlenmediğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü kolluk kuvvetlerinin devriye görevi sırasında şüphe üzerine durdurduğu araçta kimlik tespiti için … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi ibraz eden sanığın , kimlik bilgilerine göre yaşça daha büyük görünmesinden şüphelenilmesi üzerine parmak izi incelemesi sonucu gerçek kimlik bilgilerine ulaşıldığı somut olayda, sanığın üzerine atılı zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık savunmasında, daha önce işlemediği bir suç nedeniyle yargılanıp ceza aldığını, hapse girdiği takdirde çocuklarının ve kendisinin mağdur olacağını, oto parçası alım satımı yapan …’a durumu anlattığını, onun aracılığı ile eniştesi …’ın kendisinde bulunan nüfus cüzdanı suretindeki kimlik bilgilerini kullanarak her iki belgeyi düzenleyip kendisine getirdiğini, yaptığından pişman olduğunu beyan etmiştir.
3.04.06.2015 tarihli duruşmada, sürücü belgesinin incelenmesinde, genel şekli, yazı karakteri ve ebatları itibarıyla gerçeği ile aynı olduğu, fotoğraf üzerinde soğuk damga bulunduğu, bu hali ile ilk bakışta sahteliğinin anlaşılamadığı, nüfus cüzdanının incelenmesinde genel şekli, yazı karakteri ve ebatları itibarıyla gerçeği ile aynı olduğu, fotoğraf üzerinde soğuk damga bulunduğu, bu hali ile ilk bakışta sahteliğinin anlaşılamadığı tespit edilmiştir.
4.Kriminal raporda, her iki belgenin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlenmiş olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduklarının anlaşıldığı bildirilmiştir.
5. Mahkeme, sanığın atılı suçları işlediğinin kabulü ile her iki suç yönünden mahkumiyetine hükmetmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahati oluşur. Somut olayda; suç tarihinden önce aranması bulunan sanığın olay tarihinde görev yapan kolluk kuvvetlerince durumundan şüphelenilerek kimliği sorulduğunda üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak eniştesi olan mağdurun bilgilerinin yer aldığı suça konu sürücü belgesini ve nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak kolluğun kimlik bilgilerine göre yaşça sanığın büyük olması ihtimalinden şüphelenmesi üzerine polis amirliğine intikal ettirildiği, burada yapılan parmak izi çalışması sonucunda sanığın ibraz ettiği kimliğin kendisine ait olmadığının anlaşıldığı ve bu kabule göre, sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği ve başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği ve ayrıca bu kimlik veya beyanla ilgili olarak bir belge düzenlenmesine sebebiyet vermediği nazara alındığında sübuta konu eylemin 5326 sayılı Kanun’un 40 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olması, aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması, dosya kapsamına göre suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin farklı tarihte düzenlendiğine dair delil bulunmaması ve aynı anda kullanıldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmaması, ancak suça konu belge sayısı da nazara alınarak aynı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2. Adli emanetin 2014/573 sırasında kayıtlı suça konu belgeler hakkında karar verilmemiş olması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 07.07.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.