Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9169 E. 2023/4345 K. 11.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9169
KARAR NO : 2023/4345
KARAR TARİHİ : 11.07.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2002 Esas, 2021/1329Karar
HÜKÜM : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1242 E., 2019/263 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalardaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen 2019/8 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulüne, birleşen 2014/518 Esas sayılı dosya yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalılardan …’nın 15.09.2008 tarihli 15 yıl 6 aylık süre için kira sözleşmesi akdettiğini, kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, davalı Karakayalar Petrol İşl. San ve Tic Ltd Şti’nin de kira sözleşmesine konu taşınmaz üzerinde kurulu bulunan akaryakıt istasyonunu işletmek amacıyla müvekkili ile 17.09.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 30.05.2008 tarihli protokolü akdettiğini, davalı bayi Karakayalar Ltd Şti tarafından Menemen 2. Noterliğinin 04.09.2013 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin 19.09.2013 tarihi itibariyle yenilenmeyeceğini, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını, kira şerhinin terkin edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, taraflar arasında akdedilen 30.05.2008 tarihli protokolün 4 üncü maddesinde Opet ile malik arasında akdedilen kira sözleşmesi uyarınca 15 yıl 6 aylık kira bedeli olarak 24.000,00 USD’nin ödeneceğinin belirlendiğini, bu ödemenin 28.05.2009 tarihinde TL karşılığı olarak 30.576,00 TL olarak ödendiğini, yine işletme yatırım desteği olarak 28.05.2009 tarihinde 325.000,00 TL, 31.12.2009 tarihinde 184.080,00 TL’nin davalı şirkete ödendiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı Karakayalar Petrol tarafından 15 yıl 6 ay süre ile bayiilik ilişkisinin sürdürüleceği inancıyla 370.000,00 USD+Katma Değer Vergisi (KDV) işletme yatırım destek bedeli ile 24.000,00 USD kira bedeli ödemesi yapıldığını, değişen mevzuat nedeniyle 19.09.2013 tarihinde ilişkinin sonlandırıldığını, bakiye 11 yıllık süre için yapılan ödemeler nedeniyle davalıların haksız olarak zenginleştiğini, davalılardan …’nın sözleşmelerde garantör sıfatıyla taraf olduğunu ileri sürerek kira süresinin tamamı nazara alınarak peşin ödenen kira bedelinden kullanılamayacak kira süresine karşılık gelen 28.701,31 TL’lik kısmın davalı …’dan tahsiline, müvekkili şirketin bu bedelden yoksun kalması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı olan 11.301,14 TL’nin KDV’si ile birlikte tahsilini, işletme yatırım destek bedelinden kullanılamayacak süreye karşılık gelen 361.206,98 TL ile davalının elde ettiği tüm semereler olan 135.896,96 TL’nin KDV’si ile birlikte 19.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen 2014/518 E. sayılı davada dava dilekçesinde; davacı, davalı şirkete peşin ödenen duran varlık inşaat bedelinin geçersiz ve müvekkili tarafından kullanılmayacak kira süresine karşılık gelen 61.514,11 TL’lik kısmının KDVsi ile birlikte ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ayrıca söz konusu bedelin dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede davalı şirketin elde ettiği tüm semerelerin ve müvekkili şirketin bu bedelden yoksun kalması sebebiyle ekonomik kayıpların karşlığı 22.742,68 TL’nin KDV’si ile birlikte dikey ilişkinin sona erdiği 19.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davacı vekili birleşen 2019/8 E. sayılı davada dava dilekçesinde; bakiye kira alacağına ilişkin taleplerinin olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile 28.701,31 TL’nin KDV si ile birlikte ödeme tarihi olan 28.05.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile davalı …’dan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili asıl ve birleşen davalarda cevap dilekçesinde; müvekkilleri … ve …’nın gerçek kişi olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan yetki şartının müvekkillerini bağlamadığını, yetkili mahkemenin Menemen/ İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, …’nın garantör veya müteselsil kefil olarak bayiilik sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, üzerinde akaryakıt istasyonu bulunan taşınmazın müvekkili …’dan 15.09.2008 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, 15 yıl 6 aylık kira bedeli olan 30.576,00 TL’nin 28.05.2009 tarihinde ödendiğini, kira sözleşmesinin feshedilmesinde müvekkillerinden …’nın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, akdedilen bayilik sözleşmesi gereğince herhangi bir sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmediğini, Rekabet Kurulunun kararı uyarınca sözleşmenin geçersiz kaldığını, davacının Rekabet Kurulunun kararı gereğince yaptığı yatırımın 5 sene için olduğunu ve bayiilik sözleşmesinin yenilenmeme ihtimalinin bulunduğunu bilerek işletme yatırım bedelini müvekkili şirkete verdiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin devam etmemesinde bir sorumluluğunun bulunmadığını, kanunen tanınan haklarını kullandığını, kötü niyetli olmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı şirkete 28.05.2009 tarihinde 325.000,00TL, 31.12.2009 tarihinde 184.080,00 TL olmak üzere toplam 481.000,00 TL yatırım destek bedeli ödemesinin yapıldığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihinde almış olduğu ve 12.03.2009 tarihinde resmi internet sitesinde yayınladığı kararlardan sonra yapıldığı, davacı tarafın işletme yatırım bedeli adı altında yapmış olduğu ödemeleri bayilik sözleşmeleri ve bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kira, intifa hakkı gibi sözleşmelerin 5 yılı aşan süreleri bakımından muafiyet koşullarının ortadan kalkacağını bilerek yapmış olup, 5 yıllık süre dolduğunda bayilik sözleşmesi yenilenmediğinden, ayrıca bayilik sözleşmesinde ve taraflar arasında akdedilen protokol ve kira sözleşmelerinde de işletme yatırım desteği bedelinin iadesine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığından davacının işletme yatırım bedeline yönelik talebinin reddine karar vermek gerektiği, birleşen 2014/518 E. sayılı dosya yönünden; aldırılan bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan sabit yatırımların halen kullanılmakta olduğu, taşınmaza değer kattığı, güncel değerlerinin 77.100,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin piyasa rayiçlerine göre kadrimaruf olduğu, davacının sabit yatırım bedeli olarak 61.514,11 TL talep ettiği, bu talebiyle bağlı olduğu, sabit yatırım bedelinin güncel değeri hesap edilerek hüküm kurulmuş olduğundan ayrıca davalı şirketin elde ettiği semerelerin ve davacının yoksun kaldığı bedelin talep edilemeyeceği, … ve …’nın kefaletinin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarın gösterilmesinin zorunlu olduğu, taraflar arasında imzalanan protokolde kefalet limiti belirtilmediği gibi protokol içeriğinde kefilin sorumlu tutulacağı azami miktarın belirlenmesine yarayacak bir düzenlemenin de bulunmadığı, davacının davalı kefiller … ve … açısından geçersiz olan bu protokoldeki kefalet hükmüne dayanarak herhangi bir talepte bulunamayacağı, birleşen 2019/8 E. sayılı dosya yönünden; bayilik ilişkisinin sona ermesiyle kira ilişkisinin de bittiği, bayilik sözleşmesi ile kira sözleşmesinin ilintili olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre, ödenen kira bedelinden bakiye süreye isabet eden miktarın 29,077,41 TL olarak belirlendiği, davacının 28.701,31 TL talep ettiği, davacı tarafından Üsküdar 17 Noterliğinin 16.09.2013 tarihli ihtarname ile davalılardan alacak talebinde bulunulduğu, davalı …’nın ihtarnameyi 23.09.2013 tarihinde aldığı, verilen 15 günlük sürenin sonunda 09.10.2013 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından kira bedeline ilişkin davanın kabulü ile 28.701,31 TL’nin KDV’si ile birlikte davalı …’dan 09.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davada işletme yatırım destek bedelinin tahsili talebinin reddine, birleşen 2014/518 E. sayılı dosyada; davanın kısmen kabulüne, 61.514,11 TL sabit yatırım bedelinin KDV’si ile birlikte 09.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve faizin KDV si ile birlikte davalı Karakayalar Petrol İşletmeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, … ve … hakkında açılan davanın reddine, birleşen 2019/8 E. sayılı dosyada davanın kabulü ile 28.701,31 TL’nin KDV’si ile birlikte davalı …’dan 09.10.2013 tarihinden işleyecek avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödemelere 30.05.2008 tarihli Protokolün dayanak olduğunu, bu protokolde taraflar iradelerini davaya konu akaryakıt istasyonunda 15 yıl süre ile OPET amblem ve logosu altında OPET ürünlerinin satışının yapılması, ödenen tüm bedellerin söz konusu taşınmazda 15 yıl süre ile OPET ürünlerinin satılmasının karşılığında verildiğinin açık olduğunu, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi taraflarca kira sözleşmesinin “kiranın başlangıcı” başlıklı bölümünde çok açık ve net bir şekilde ilk akaryakıt satış tarihi olarak belirlendiğinden kök rapordaki belirleme gibi kira sözleşmesinin başlangıcının 10.11.2009 tarihi olarak baz alınmasıyla iadeye konu tutarın KDV dahil 426.224,24 TL olarak kabulü gerektiğini, sebepsiz zenginleşme halinde sebepsiz zenginleşenin başlangıçtan beri temerrüt halinde olduğundan 28.05.2009 ve 31.12.2009 tarihlerinden itibaren faiz hesaplanması gerektiğini, davacının boş bir arazi üzerine akaryakıt istasyonu kurulması için tüm yatırımı yaptığını, taşınmazın değerine değer katılmasını sağladığını ve bunu da 15 yıl için yapmışken 5. yılın sonunda, henüz daha 10 yıl varken hiçbir bedel iade almaksızın ‘ilişki sonlanmıştır’ demenin davalıların sebepsiz zenginleşmelerinden başka bir şey olmadığını, davacının zararı ve mağduriyetinin büyük olduğunu, yerel mahkemece kullanılmayan süreye karşılık gelen işletme yatırım destek bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiğini, diğer davalıların Karakaya Petrol Ltd. Şti’nin borçlarına “garantör” olması karşısında esasen kefalet ilişkisi değil garantörlük ilişkisi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini, garanti sözleşmesi ile kefalet sözleşmesinin birbirinden farklı olduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) zamanındaki Yargıtay İçtihadına göre 818 sayılı Kanun’un 484 üncü maddesi uyarınca sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azami tutarın belirtilmesi şartı varsa da; şayet kefalet beyanı, kefil olunan borcun kaynaklandığı sözleşme metninde yer almışsa ve bu sözleşmede asıl borca ilişkin herhangi bir tutar açıkça yazılmışsa, artık bu kefilin sorumlu olduğu azami miktar sayılır ve kefalet bu miktara kadar geçerli olduğunu şeklinde belirlendiğini, birleşen 2014/518 E. sayılı dosya yönünden; 28.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda iadeye konu duran varlık bedelinin 77.100,00TL olarak hesaplandığını; yine Bilirkişi Kurulu tarafından hazırlanan 11.01.2017 tarihli raporda; sabit yatırım adı altında 77.100,00 TL talep edilebileceği belirlemelerinin yapıldığını, bu durumda sabit yatırım alacağı yönünden tespit edilen alacağın ilk akaryakıt alım tarihi olan 10.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili, sözleşmenin feshi tarihi itibariyle faiz uygulanmasına karar verilmesi halinde ise semere taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, diğer gerçek kişi davalıların garantör olduğunu birleşen 2019/8 E. sayılı dosya yönünden ise; dava konusu edilen kira alacağına ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların kira sözleşmesinde 15 yıl 6 ay için ödenecek kira bedelini 24.000 USD+KDV olarak kararlaştırdığını, bu miktarın üzerinde akaryakıt işletmesi bulunan bir taşınmaz için sembolik bir miktar olduğunu, aksini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kirayı gün bazına çevrildiğinde 5 lira gibi bir miktara tekabül ettiğini, kira sözleşmesinin süresinin bayilik sözleşmesinin süresini belirlemek amacı taşıdığını, sözleşmenin taraflarından davacı …Ş.’nin güçlü olan taraf olduğunu, taraflar arası imzalanan 30.05.2008 tarihli ön bayilik protokolünün bile tek nüsha olarak hazırlandığını ve o nüshanın da davacı …’e verildiğini, taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesinin 17.09.2009 tarihli olduğunu, yani bu tarihte Opet’in Rekabet Kurulu kararları ile kendi aleyhine çıkan Danıştay kararlarından haberdar olduğunu, davacı …Ş.’nin bu kararlardan haberdar iken protokol hükümlerini revize etmeden, intifa süresini kısaltmadan kanuna aykırı işlem yaptığını, bu nedenlerle davacı …Ş tarafından yapılan işletmesel yatırımlar ile taşınmaza ödenen kiranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin istenmesinin hakkaniyete aykırı ve kötü niyetli olduğunu, Opet AŞ’nin davalı müvekkili …’ya ait taşınmaz üzerindeki değişiklikler için ödediği sabit yatırım bedellerinin bayilik anlaşmasının süresinden bağımsız olduğunu, anlaşma ister 5 yıl ister 10 veya 15 yıl olsa da işletmeye yapılacak yatırımların aynı miktarda olduğunu, üstelik yapılan ödemeler esnasında hiçbir ihtirazi kayıt da bulunmadığını, bu nedenle birleşen 2014/518 E. sayılı dosyası uyarınca verilmiş olan 61.514,11 TL sabit yatırım bedelinin KDV’si ile Karakayalar Petrol İşletmeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’den tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı … AŞ’nin işbu davayı açtığında taşınmaz üzerindeki intifa hakkı ve kira sözleşmesi şerhini terkin etmediğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını, müvekkili davalıları zarara uğratacak bir durumun oluşmasına neden olduğunu belirterek birleşen 2014/518 E. sayılı dosyada kısmen kabul edilen miktar ile birleşen 2019/8 E. sayılı dosyada kabul edilen miktar yönünden davaların reddini gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında imzalanan 15 yıl 6 ay süreli kira sözleşmesinin, taşınmaz üzerine davacı şirket bayisi olarak akaryakıt istasyonu kurulup işletilmesi amacıyla yapıldığı sunulan kira sözleşmesi ve protokolden anlaşıldığı, her ne kadar dava tarihi itibarıyla tapuya şerh edilen kira sözleşmesi feshedilmemiş olup, tapu kaydındaki şerh de kaldırılmamış ise de kira sözleşmesinin 11 inci maddesine göre sözleşmenin uygulanması bayilik sözleşmesinin uzatılmaması nedeniyle imkansız hale geldiğinden ve kira bedeli kira süresinin 15 yıl 6 ay süreceği koşuluyla peşin ödendiğinden kullanılmayan süreye ilişkin kira bedelinin davacıya iade edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı … vekili her ne kadar kira bedelinin bayilik sözleşmesine dayalı olarak sembolik bir miktar belirlenerek yapıldığını, kira bedelinin düşük olduğunu bu nedenle kullanılmayan süreye ilişkin bedelin iadesi gerekmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşme ile kira bedelinin belirlenmiş olması, kira bedelinin peşin ödenmesi ve kira sözleşmesinin 11 inci maddesi hükmü dikkate alındığında davalı … vekilinin birleşen ve kullanılmayan kira sözleşmesi süresine tekabül eden bedelin iadesine ilişkin dava yönünden yaptığı istinaf isteminin yerinde görülmediği, davaya konu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak faaliyet göstermesi için davacı tarafında sabit yatırım yapmış olup, davacı tarafça davalı şirkete teslim edilen sabit yatırımların dava tarihi itibarıyla akaryakıt istasyonu olarak kullanılan taşınmazda mevcut olduğu, davalı şirketin başka bir bayilik alarak akaryakıt istasyonunu halen işlettiği, davacı tarafça yapılan sabit yatırımlar nedeniyle taşınmazın değer kazandığı, davalı şirketin bu nedenle fayda sağladığı ve faydalanmayı sürdürdüğünün yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile sabit olduğundan davalı şirket vekilinin birleşen davada sabit yatırım bedellerinin rayiç değerinin davacıya ödenmesine ilişkin verilen karara karşı istinaf isteminin de yerinde görülmediği, davacının yatırım destek bedelini taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi gereğince bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreceğini bilerek yaptığı, Bayilik sözleşmesi de 5 yıllık süre sonunda yenilenmeyerek sona erdiğinden ve taraflar arasında imzalanan protokol ve bayilik sözleşmesinde işletme yatırım destek bedelinin iadesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından davacının bu bedelin kullanılmayan süreye tekabül eden kısmını talep etmesine olanak bulunmadığından davacının asıl davada verilen karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, taraflar (davacı ve davalı şirket) arasında imzalanan protokolün diğer davalılar tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, protokolün 8 inci maddesinde her ne kadar …’nın davalı şirketin taahhütlerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile taahhüt ve garanti ettiği belirtilmiş ise de protokolün davalı … tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, protokolü diğer davalı …’in malik olarak imzaladığı, Nurettin’in kefil veya garantör olduğuna ilişkin bir ibarenin de protokolde bulunmadığı, protokolde kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktar gösterilmediği gibi protokolde tarafların karşılıklı pek çok yükümlülükleri belirlenmiş olduğundan protokol içeriğinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktar tespit edilemediği, kefalet sözleşmesinin protokolun imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun’un 484 üncü maddesinde öngörülen şartları taşımadığından geçersiz olduğu, bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemininde yerinde görülmediği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süre sonunda uzatılmayacağına ilişkin davalı şirket ihtarına davacı ihtarla karşılık vermiş olup bu ihtarında kira bedelinin, sabit yatırımların ve işletme yatırım destek bedellerinden kullanılmayan süreye tekabül eden kısımlarının iadesi için davalı şirkete süre verdiği, Mahkemede davacı tarafça davalılara yapılan bu ihtarda öngörülen süre sonunda davalıların temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacının bu yöndeki istinaf isteminin doğu görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalar, taraflar arasında imzalanan protokol, bayilik sözleşmesi ve kira sözleşmesi gereğince, davalılardan Nurettin adına kayıtlı taşınmazın davacı tarafça 15 yıl 6 ay süreyle kiralanması, kira bedelinin peşin ödenmesi, taşınmaz üzerinde davalı şirket tarafından davacı bayii olarak akaryakıt istasyonu olarak faaliyette bulunması karşılığında davalı şirkete yapılan sabit yatırım giderleri ile, yatırım destek bedelinin taraflar arasındaki sözleşmelerin süresinden önce sona ermesi nedeniyle, gerçekleşmeyen sürelere tekabül eden miktarlarının sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun’a uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.