YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15025
KARAR NO : 2023/4723
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
…
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/719 E., 2021/2740 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2019 tarihli ve 2019/48945 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında temyiz dışı sanıklar … ve … ile birlikte olay günü gece vakti birden fazla olmak üzere katılana ait inşaat halindeki binanın depo olarak kullanılan kısmında bulunan kablo ve musluk bataryalarını çalması şeklindeki eylemine ilişkin hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarını işlediğinden bahisle eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143, 43/1, 116/4, 119/1-c, 43/1, 43/1, 53 ve 58. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2019/850 Esas, 2020/618 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143/1, 43/1, 62, 116/2-4, 119/1-c, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca sırasıyla 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 2 yıl 7 ay 7 gün cezaları ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın aynı Kanun’un 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar
verilmiştir.
3. Anılan mahkûmiyet hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 04.11.2021 tarihli ve 2021/719 Esas, 2021/2740 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suç ile verilen ceza arasında ciddi şekilde orantısızlık olduğu, suç eşyasının bedeli 15,00 TL olması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suç hükümlerinin olayda bulunmadığı ve sanık hakkında aynı Kanun’un 43/1 ile 143. maddelerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … ve temyiz dışı sanık …’ın 23.11.2019 tarihinde saat 18.00 sıralarında katılana ait inşaatın kapalı olan deposuna girerek depodan kablo ve musluk bataryalarını çaldıkları, katılanın suçtan haberdar edilmesi üzerine güvenlik kameralarını izlediği, bu kişilerin tekrar aynı işyerine gelebileceklerini düşünerek polisle bağlantı kurduğu, aynı sanıkların gece saat 19.30 sıralarında tekrar işyerine girerek bir miktar daha benzer eşyayı çaldıkları, son olarak 24.11.2019 tarihinde saat 01.30 sıralarında bu kez aynı sanıklar ve arkadaşları diğer temyiz dışı sanık …’ın yine hırsızlık amacıyla inşaat deposuna girdiklerinde katılan ve polis ekibince yakalandıkları, sanıkların çaldıkları eşyayı …’ye 15,00 TL karşılığı sattıklarını söylemeleri üzerine eşyanın …’ye ait işyerinden alınarak katılana iade edildiği, katılanın ifadesine göre çalıntı eşyanın toplam 600,00 TL değerinde olduğu, anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hırsızlık suçuna ilişkin herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan ise hırsızlık yapılan yerin henüz kabası tamamlanmayan inşaat halindeki binada bulunan kapısı kilitli bir depo niteliği taşıması, burada katılan tarafından herhangi bir ticari faaliyetin icra edilmemesi ve suç tarihinde bu binada oturan kimsenin bulunmaması nedeniyle konut, iş yeri veya eklentisi niteliğinde olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı konut veya iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, atılı suçtan sanık …’in beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunarak, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükümünün kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmek sureti ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçuna ilişkin olarak aynı Kanun’un 280/3. maddesi uyarınca yasal süresi içinde hükmü istinaf edemeyen sanık …’a da sirayetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık … ve temyiz dışı sanık …’ın hırsızlık yapmak amacıyla katılan …’a ait 6 katlı inşaatın bulunduğu yere 23.11.2019 tarihinde saat 18.49 sıralarında gelerek inşaatın bodrum katında olan ve depo olarak kullanılan yerin kapısını zorlayarak içeri girdikleri yaklaşık 2 dakika sonra çıktıkları, sonra aynı gün saat 19.05 sıralarında tekrar gelerek depoya girdikleri 19.15 sıralarında depodan çıktıklarında ellerinde beyaz bir çuval ile çıktıkları, depodan hırsızlık yapıldığına ilişkin katılana bir komşusunun haber vermesi üzerine inşaata gelen katılan …’un güvenlik kamerası görüntülerini izlediğinde depodan hırsızlık yapıldığını farkederek kolluğa şikâyette bulunduğu, ancak daha sonra sanıkların hırsızlık için tekrar gelebileceklerini düşünerek annesi … ile birlikte inşaatın bulunduğu yerde beklemeye başladıkları, aynı gece saat 01.30 sıralarında sanıkların bu kez yanlarına arkadaşları olan temyiz dışı sanık …’ı da alarak hırsızlık yapmak için tekrar katılana ait inşaata geldiklerinde önlem alan katılan … ve annesi …’ın birlikte inşaatın çıkışını tutarak sanıkların kaçmalarına engel oldukları ve gelen polis ekibi tarafından inşaatın içinde yakalanmalarını sağladıklarının olay yeri kamera görüntüleri ile tespit edildiği, sanığın alınan savunmasında depoya iki kere girdiklerini ilk defa girdiklerinde bazı eşyaları çaldıklarını, ikinci kez girdiklerinde ise hiçbir şey almadıklarını, üçüncü defa ise depoya girmediklerini uyuşturucu kullanmak için tenha olması nedeniyle oraya gittiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, olay yeri kamera görüntülerine ilişkin tutanaklar ve sanık savunması dikkate alındığında sanığın hırsızlık amacı ile olay yerinde birden bulunduğu ve zincirleme suç hükümlerinin gerçekleştiği, katılanın beyanı doğrultusunda çalınan malzemelerinin değerinin 600,00 TL civarında olduğunun anlaşılması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanamayacağı, sanığın 3. kez 01.30 sıralarında diğer sanıklar ile birlikte hırsızlık amacı ile depoya geldiğinin kamera kayıtları ile sabit olduğu ve eylemin gece vakti işlendiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
1.23.11.2009 tarihli Görgü ve Tespit Tutanağı içeriğine göre, dava konusu yerin 6 katlı kaba inşaat olduğu, kapı ve pencerelerinin takılı olmadığı, hırsızlığın gerçekleştiği deponun demir kapılı olduğu fakat penceresinin takılı olmadığı yönündeki tespit doğrultusunda, hırsızlığın yapıldığı yerin bina vasfında olmadığı ve deponun her ne kadar kapısı olsa da penceresinin takılı olmaması nedeniyle çalınan eşyaların kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alındığından da bahsedilemeyeceği kanaati ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e maddesine uyduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanığın tekerrüre esas alınan İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2018/914 Esas, 2019/790 Karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olması ve 18.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi ile aynı Kanun’la 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası gereğince uyarlanması sonucu “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ve koşulları gerçekleştiğinde 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 10. fıkrası uyarınca “Davanın düşmesine” karar verileceğinin öngörülmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının kabulünde zorunluluk görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 04.11.2021 tarihli ve 2021/719 Esas, 2021/2740 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, temyiz dışı sanık …’a SİRAYETİNE, dava dosyasının aynı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.