YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9781
KARAR NO : 2023/4582
KARAR TARİHİ : 18.09.2023
…
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/151 E., 2016/308 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
A. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanık hakkında doğrudan hükmolunan adlî para cezasının türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca hükmolunan 3.000,00 TL dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerinin temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Hırsızlık ve İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Yargılamanın yapıldığı esas mahkemesince sorgusu yapılmamış olan sanığın, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren hırsızlık suçu için istinabe suretiyle sorgusunun yapılamayacağı gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun’un 196/2. maddesine aykırı şekilde istinabe suretiyle yapılan sorgusu esas alınmak suretiyle hükümlülük kararı verilerek savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. UYAP sisteminden yapılan sorgulamada sanık hakkında aynı iş yerinde benzer şekilde yapılan hırsızlık olayına ilişkin olarak; İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/74 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 25.01.2015 ve iddianame tarihinin 24.02.2015 olduğu ve mahkemece 19.04.2016 tarihinde sanık hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyet kararı verildiği ve bu kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 2021/6605 Esas, 2022/1068 Karar sayılı kararıyla onandığı, gerekçeli kararlarda yapılan incelemeye göre hukukî kesintinin gerçekleşmediği anlaşıldığından; gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde açığa çıkartılması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulama yeri bulunup bulunmadığının tespiti ile varsa mükerrer cezalandırılmanın önüne geçilmesi bakımından, yukarıda bahsi geçen dava dosyası getirtilip incelenerek 5271 sayılı Kanun’un 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi hâlinde belirlenecek cezadan, kesinleşen cezanın mahsubuna karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik kovuşturma sonucu sanık hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/151 Esas, 2016/308 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği, açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.