YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14865
KARAR NO : 2013/21107
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Hüküm : Davanın Reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
16/05/2011 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 05/07/2011 olarak yazılmış olması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Davanın tamamen reddedilmesi karşısında, kendisini vekille temsil ettiren davalı hazine lehine vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı vekili 16.05.2011 havale tarihli dilekçesi ile müvekkili …’ün kocası …’ün ”Uyuşturucu madde Ticareti Yapmak” suçundan 23/05/2007 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sorgulandıktan sonra tutuklama istemi ile gönderildiği Edirne Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/86 sayılı kararı ile tutuklandığını, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/540 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada …’ün 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığını, kararın temyiz edilmesi üzerine yine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/100 esas sayılı dava dosyasında bu kez beraatine karar verildiğini belirterek müvekkilinin kocasının haksız tutuklanmasından dolayı 35.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 85.000,00 TL tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile hükmedilmesini ve yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tazminat istemine esas İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.07.2010 tarih, 2010/100 esas, 2010/157 sayılı kararı ile davacı …’ün eşi olan ölen …hakkında ”Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama” suçundan yapılan yargılama sonucu davacının murisi olan ölen …’ün beraatine karar verildiği, beraat hükmünün temyiz edilmeksizin 05.08.2010 tarihinde kesinleştiği,
çıkartılan nüfus kayıt örneğine göre davacının eşi (muris) …’ün 09/09/2010 tarihinde öldüğü, anlaşılmış olup; her nekadar yerel mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın aktif husumet yokluğundan (dava açma hakkı bulunmadığından) reddine karar verilmiş ise de, hakkında haksız tutuklama işlemi yapılan ve tazminat talep hakkına sahip olan davacının mirasbırakanı olan …’ün 09.09.2010 tarihinde öldüğü ve 5271 sayılı yasanın Tazminat İstemenin Koşulları başlıklı 142/1. maddesinde “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunabilir” hükmü dikkate alındığında davanın kesinleşen beraat kararından sonra 16/05/2011 tarihinde, kanunda belirtilen yasal sürede açıldığı ve asıl hak sahibi olan ölen Selahattin’in haksız tutuklanması nedeniyle maddi olarak destekten yoksun kalan yasal mirasçıların, murisleri olan asıl hak sahibinin ölümü ile ölen lehine doğmuş hak ve alacakları talep etme hakkını yasaya dayalı olarak (TMK’nın 599.maddesi gereğince) doğrudan kazanacakları, bu kapsamda haksız tutuklama nedenine dayalı olarak uğradıkları maddi kayıplarına ilişkin olarak tazminat talep etme hakkını da kazanacaklarının anlaşılması ve davacının 16.05.2011 tarihinde dava dilekçesini vererek beraat hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren yasal bir yıllık hak düşürücü sürede dava açtığının anlaşılması karşısında, ölenin diğer yasal mirasçılarının dava ve duruşmalardan haberdar edilerek katılmak istedikleri taktirde davaya dahil edilerek maddi tazminat talebi ile sınırlı olarak yapılacak değerlendirme sonucu davacı ve davaya dahil olmaları halinde ölenin diğer yasal mirasçıları lehine makul oranda maddi tazminata hükmedilmesi yerine davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.