Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/24724 E. 2023/5446 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/24724
KARAR NO : 2023/5446
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/14 E., 2021/244 K.
DAVACILAR : 1… İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. 2…. … … San.
ve Tic. Ltd. Şti vekilleri … …
DAVALILAR : 1…. 2…. 3.SS … Konut … Kooperatifi

HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesine dayalı muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ile davalı kooperatif arasında 24…..1994 tarihli inşaat sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğini, 25.04.2004 tarihinde Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/262 esas sayılı dosyasında alacak davası açtıklarını, … bu dosyanın Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/754 esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, yargılama sonunda 53.805.03 TL’nin davalıdan tahsili ile davacı … İnşaat Ltd Şti’e ödenmesine karar verildiğini, asıl davada ise red edilen kısım üzerinden yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacı … … Ltd Şti’ne ödenmesine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, karara istinaden … Ltd. Şti’nin alacağının tahsili için … 25 İcra Müdürlüğünün 2009/897 esas sayılı dosyası ile … … Ltd. Şirketinin alacağının tahsili için ise … 25. İcra Müdürlüğünün 2009/898 esas sayılı dosyasından takip başlattıklarını, yapılan haciz esnasında borçlunun hacze kabil malının tespit edilemediğini, borçlu adına kayıtlı Pendik İlçesi, … Mahallesinde kain 3994 ada, 2 parseldeki E blok 16 nolu bağımsız bölümün haczedildiğini, ancak üzerinde birden çok haciz olup taşınmazın kıymet takdirinin bu taşınmazla müvekkillerinin alacağının karşılanamayacağını ortaya koyduğunu, borçlu kooperatifin dava devam ederken borcunu ödemeden ferdileşmeye geçerek ortaklarına muvazaalı olarak adına kayıtlı taşınmazların tamamını devrettiğini, kooperatifin borcunu ödemeden ferdileşmeye geçmesinin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olup davacıların alacağının tahsilini önlemek amacıyla yapıldığını, diğer davalıların da kooperatifin üyeleri olup borcun varlığını bilebilecek kişiler olduklarını, davalı kooperatif üyelerinin davalı borçlunun müvekkilinden mal kaçırmak için mevcudunu eksilttiğini bilmekte olduklarını, TBK nın 19 uncu maddesine dayalı olarak muvazaalı bu devir işlemlerinin müvekkili yönünden geçersiz olduğunun tespiti için bu davayı açtıklarını belirterek davalı borçlu kooperatife ait iken diğer davalı kooperatif üyelerine muvazaalı şekilde devredilen, davalı … adına kayıtlı olan E Blok 11 nolu bağımsız bölüm ile davalı … … adına olan 15 numaralı bağımsız bölümün devir işlemlerinin geçersiz olduğunun tespiti ile müvekkillerinden … İnşaat Şirketinin … 25. İcra Müd. 2009/897 sayılı dosyası üzeriden takibe giren 85.828,81 TL alacağının, müvekkillerinden … … … San. şirketinin … 25. İcra Müd. 2009/898 sayılı dosyası üzerinden takibe giren 15.478,68 TL alacağının tahsili için anılan taşınmazların haciz ve satışına izin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların yaptıkları icra takibi ile kooperatife ait bir dairesinin satılarak borcun tahsil edildiğini, ferdileşmeye geçilmesinde muvazaalı bir yön olmadığını, kooperatifin parasının olmaması nedeniyle davacılara olan borcun ödenemediğini, üye olan davalıların ferdileşme sonucu diğer üyeler gibi kendilerine düşen daireleri teslim aldıklarını, hileli ve kötüniyetli bir işlem bulunmadığını, iki üyeye yöneltilen talebin eşitlik ile bağdaşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.02.2015 tarihli ve 2014/241 Esas, 2015/42 Karar sayılı kararı ile “Ferdileşme işleminin kooperatifin amacının gerçekleşmesi üzerine, üyelerine düşen dairelerin belirlenmesi ve üyeler adına tesciline ilişkin olduğu, ferdileştime işlemi kanundan ve kooperatif ana sözleşmesinden kaynaklanan bir işlem olduğundan davalıların kötüniyetli ve muvazaalı olarak devralmalarından söz edilemeyeceği, kooperatifin halen tasfiyesinin tamamlanmamış olması da göz önüne alınarak bilirkişi raporuna göre 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 63 üncü maddesi gereğince ara bilanço tanzimi ile ana sözleşme çerçevesinde tüm üyeler mesul olmak kaydı ile borçların ödenmesi gerektiği, aksi halde sadece davalılar … ve …’in kooperatif borcundan sorumlu tutulmasının ve tasarrufu iptal etmenin kooperatifteki eşitlik ve hak ve nesafet ilkesine de aykırı düşeceği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarihli ve 2015/11991 Esas, 2018/1205 Karar sayılı ilamıyla; “…Somut olayda, dava dilekçesindeki … sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre davanın niteliği itibarıyla TBK’nın 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin olduğu, öte yandan bu davanın görülebilmesi için de davacıların borçlu kooperatiften alacaklarını tahsil etmemiş olmaları gerektiği, dosya içeriğinden borçluya ait 16 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak satış işlemlerinin başladığı ancak sonucuna ilişkin bilgi olmadığının görüldüğü, bu durumda mahkemece, 16 nolu bağımsız bölümün satışından ve giderek alacağın tahsil edilmemiş olmasının saptanması halinde, davanın esasına girilerek satışın muvazaalı olup olmadığının araştırılması ve varlığının saptanması halinde ise İİK’nun 283/1 inci maddesi kıyasen uygulanarak alacağın tahsiline imkan verilecek şekilde hüküm tesis edilmesi, aksi durumda yani davacının bir alacağın olmadığının anlaşılması halinde ise dava ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dairenin 18.09.2019 tarihli ve 2018/2879 Esas, 2019/8215 Karar sayılı ilamı ile davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “..Bozma ilamında belirtilen 16 nolu bağımsız bölümün davacılar tarafından satılmadığı, davalılar … ve …’nın davalı kooperatifin üyeleri iken ferdileştirme ile 11 ve 15 nolu taşınmazlara … oldukları, ancak ferdileştirme işlemi yapılırken kooperatifin tüm borçlarının ödenmesi gerektiği, davacıların ise davalı kooperatiften alacaklı oldukları, kooperatif üyelerinin alacaklılara karşı üçüncü kişi sayılamayacağı, kooperatifin borçlarını bilebilecek konumda oldukları, davalı kooperatifin tüzel kişiliği devam etmekte olup kesinleşmiş borçlarını ödemeden ortaklarına ferdileştirme ile devir yapması ve borcunu ödememesinin doğru görülmediği, üye olan diğer davalıların da kooperatifin borcunu bilebilecek durumda oldukları göz önüne alınarak ferdileştirme işleminin muvazaalı olarak yapıldığının kabulü gerektiği, davalılar … ve …’nın borç ödendikten sonra payları oranında diğer kooperatif üyelerine veya kooperatife rücu edebileceği” gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu 11 ve 15 nolu bağımsız bölümlere ilişkin davalılar arasındaki tasarrufun (ferdileştirme işleminin) davacılar yönünden icra takip dosyalarındaki asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere iptali ile alacağın tahsili için taşınmazların … satışına izin verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; kooperatif defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik ara kararından dönülmesinin yerinde olmadığını, inşaatlar tamamlandıktan sonra 2004 yılında dairelerin üyelere tahsisi için yönetim kurulu kararı alındığını, 02.08.2004 tarihinde noterde kur’a çekiliş zaptı ile üyelere kanuna uygun şekilde dağıtıldığını, davalı üyelerin ise diğer üyelerden ayrılarak dairelerinin satışına karar verilmesinin eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı, muvazaalı bir işlem bulunmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacılara borçlu olan davalı kooperatifin, mal kaçırmak amacıyla ferdileşmeye geçerek kooperatif üyesi olan diğer davalılara yaptığı muvazaalı devir işlemlerinin geçersiz olduğunun tespiti ile haciz ve satış yetkisi verilmesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 283 üncü maddesinin birinci fıkrası, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle davalı kooperatifin kesinleşmiş borcunu ödemeden ortaklarına devir yapmasının iyiniyetli bir davranış olarak kabul edilememesi, davalı kooperatif ortaklarının borcun varlığını bilmesi gereken kişiler olması gözetildiğinde davanın kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde … sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.