YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20096
KARAR NO : 2013/2409
KARAR TARİHİ : 25.01.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Hakaret
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 134/2, 62, 53/1, 51, 51/3-7-8, 125/2-4, 62, 53/1, 51, 51/3-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 5271 sayılı CMK’nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Katılan tarafından verilen 27.09 2007 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; sanık tarafından yayınlanan fotoğrafın 2001 yılında Almanya da çekilmiş bir aile fotoğrafı olduğu, daha önce herhangi bir gazetede yayınlanmadığı ve aile albümünde yer aldığı, bu fotoğrafın eşi ile arasındaki boşanma davasında kullanıldığı, yapılan haberin hemen yanında bu fotoğrafın izinsiz şekilde yer almasıyla özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği; 01.08.2007 tarihli şikayet dilekçesinde ise özetle; haberin tek taraflı olarak kaleme alındığı, kendisine konu ile ilgili başvuruda bulunulmadan haberde karşı yanın beyan ve iddialarının esas alındığı, beyanların tamamen iddia olduğu ve gerçekliğinin araştırılmadığı, boşanma davasının varlığı gerçek ise de tarafların iddialarının karara bağlanmadığı, devam eden bir davada hakim üzerinde etki oluşturulmaya çalışıldığı, eşi olan (diğer sanık) tarafından gösterilen tanıkların dayak olayı ile ilgili değil, davanın bütünü bakımından tanık olarak gösterildikleri, tanıkların henüz dinlenilmemiş olduğu, gerçek dışı haber ile kendisinin küçük düşürüldüğü, yapılan haberin haber verme hakkı ile bağdaşmadığı, belirtilmiş; 24.09.2007 tarihli iddianamede; müştekinin eşi diğer sanığın boşanma davasında ileri sürdüğü ve ayrıca cezai bir takibatta ileri sürebileceği iddialarını, adli makamlar dışında, hukuk fakültesi öğretim üyesi olan şikayetçiyi toplum nezdinde küçük düşürmeye yönelik açıklamalarda ve bu suretle kişilik haklarına basın yolu ile saldırıda bulunarak hakaret suçunu işlediği, sanık …’un ise; yaptığı haberde bir tarafın iddiasına çok geniş bir şekilde yer vermesine rağmen diğer tarafın iddiasına kısaca yer verdiği, bu suretle haber verme ve kamuoyunu bilgilendirme amacının ötesine geçilerek öğretim üyesi olan ve kamuoyu nezdinde saygınlığı bulunan katılanı, toplum nezdinde küçük düşürmeye yönelik olarak katılanın kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, haberin bu boyutu ile yayın yolu ile hakaret olarak nitelendirildiği belirtilerek basın yolu ile hakaret; 23.10.2007 tarihli iddianamede ise; gazetede yer alan fotoğraf ve beyanların eşi tarafından verildiği ve sanık … tarafından yayınlandığı, katılanın fotoğrafının izinsiz yayınlanması nedeniyle özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek suçlarından kamu davası açıldığı Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesince; 05.06.2008 gün ve 98-405 sayılı birleştirme kararı ile hakaret suçundan açılan kamu davasının, aynı mahkemenin 2007/792 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın 792 Esas sayılı dosya üzerinde yürülmesine karar verilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesince 22.07.2008 gün ve 2007/792 – 2008/535 sayılı karar ile, temyiz kapsamı dışında bulunan sanığın her iki suçtan beraatine, sanık …’un ise basın yoluyla hakaret suçundan TCK’nın 125/2-1, 125/4, 62, 53/1 ve 51, Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise aynı Kanunun 134/2, 62, 53/1 ve 51. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafii tarafından temyiz edilen hükmün Yargıtay C. Başsavcılığının her iki suçtan verilen hükmün bozulması istemli tebliğnamesiyle dairemize gönderildiği görülmekle, dosya incelendi.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-)Hakaret suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Akşam Gazetesinin muhabiri olan sanığın, gazetenin 28.07.2007 tarihli nüshasında, sanık … ile hiçbir ropörtaj yapmamasına rağmen; onunla ropörtaj yapmış gibi “hukuk doçenti dayakçı eşimden boşanacağım” başlıklı yazısında, katılanın kendisini dövdüğüne, hakaret ettiğine ve bu nedenle boşanma davası açtığına ve 300.000 YTL tutarında tazminat istediğine ve tanık olarak ceza hukuku profesörlerini gösterdiğine ilişkin yapılan açıklamaların, yargıya intikal eden Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen boşanma davasına ilişkin açıklamalar olduğu, 11.05.2007 tarihli davacının vermiş olduğu dava dilekçesinde de yer aldığı, bu itibarla söz konusu haberin konusunun gerçek olduğu, ancak haberin veriliş biçiminde yer alan açıklamada “dayakçı” olarak adlandırmanın, haber verme ve eleştiri sınırını aştığı ve kişinin şeref ve itibarını zedeleyici ve tahkir edici nitelikte bulunduğu anlaşılmakla birlikte; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü uyarınca 5237 sayılı TCK’nın 125/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 125/1. madesinde öngörülen ceza miktarlarına göre, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması;
2-)Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret olmayıp, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içermektedir. 5237 sayılı TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, ilgilisinin bilgisi olmaksızın elde edilmesi gerekmeyip, taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, bilerek, isteyerek ve ilgilisinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması gerekmektedir.
Her iki fıkrada düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, genel kast ile işlenebilen suçlardan olup, sanığın, “kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etme” neticesini bilmesi ve istemesiyle anılan maddenin ilk fıkrasındaki; bir özel hayat görüntüsü ya da sesini ifşa etmesi halinde anılan maddenin ikinci fıkrasındaki suçun manevi unsurunun oluşacağı; ancak her iki halde de kastın varlığından söz edebilmek için sanığın hukuka aykırı hareket ettiğini bilmesi ve bu biçimde hareket etmeye devam etmesi gerektiği, bu açıklamalar ışığında, oluşa ve dosya içeriğine göre; Akşam gazetesinde muhabir olan gazeteci sanığın; Öğretim üyesi olup görevi gereği kamuoyu tarafından tanınan katılan hakkında, katılan ile diğer sanık arasında Karşıyaka 1. Aile Mahkemesi’ne açılan 11.05.2007 tarihli boşanma davası devam ederken boşanma davası dosyasındaki belgeleri, kaynağını açıklamadığı şekilde ele geçirip derleyerek, gazetenin 3. sayfasında “Hukuk doçenti dayakçı eşimden boşanacağım” başlığıyla yayınlandığı ve katılanın 2001 yılında Almanya’da çekilmiş bir aile fotoğrafının kullanıldığı olayda, kişilik haklarından olan aile fotoğrafının rızaya aykırı olarak yayınlanmasının kişilik hakkının ihlali olabilceği, böylece sanığın söz konusu eyleminin özel hukuk yaptırımlarını gerektirebileceği, ancak söz konusu kişilik hakkının ihlalinin, özel hayatın ihlali suçunu oluşturmaya yetmeyeceği, zira olayda fotoğrafın içeriğinin, özel hayat kapsamında değerlendirilebilecek, başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına dair nitelikte olmadığı, bu itibarla katılanın özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinin kabulünün mümkün olmadığı ve sanığa yüklenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurları oluşmadığı halde yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş olup sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.