Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2023/139 E. 2023/8209 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/139
KARAR NO : 2023/8209
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/907 E., 2015/751 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.10.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği; lehine olan yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız olarak takdiri indirim uygulanmadığına, etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine, sair sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın sadece kimlik kontrolü yapan görevlilere sahte kimlik verdiği, atılı eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı, kamu görevlisine kimliği hakkında yanlış beyanda bulunma eylemini oluşturduğu, esas yönünden kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın, Diyarbakır Havalimanında kontrol noktasından geçtiği esnada görevliler tarafından yapılan üst aramasında mağdur şahsın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş ancak üstünde sanığa ait fotoğraf bulunan nüfus cüzdanının ele geçirildiği, kimlik bilgilerinin tespiti için polis merkezine getirildiğinde gerçek kimlik bilgilerini açıkladığı, sanığın bu suretle resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
1. Sanığın ikrarı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan uzmanlık raporu, olay tutanağı, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanak ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığından, sanığın, hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemesince gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında takdiri indirim uygulanmadığı ve lehe hükümlerin uygulanmama nedenlerinin tartışıldığı anlaşılmakla, hükümde bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda; sanığın, Diyarbakır Havalimanı kontrol noktasından geçerken üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan, mağdurun kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak görevlilerin şüphelenmesi ve kimlik bilgilerinin doğruluğunun tespiti için polis merkezine getirildiğinde sanığın gerçek kimlik bilgilerini açıkladığının anlaşıldığı, dosya içerisindeki tüm tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği bu şekilde sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2015 tarihli ve 2014/907 Esas, 2015/751 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2015 tarihli ve 2014/907 Esas, 2015/751 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Yasanın 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı kabahat zamanaşımının eylemin gerçekleştiği tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.