Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/19199 E. 2013/260 K. 08.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19199
KARAR NO : 2013/260
KARAR TARİHİ : 08.01.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 67/2, 5237 sayılı TCK’nın 52/2, 53, 58/6-7maddeleri uyarınca mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinden bir hafta önce, temyize gelmeyen sanık …’in çeşitli illerde yaptığı araştırmalar neticesinde topladığını beyan ettiği 37 adet esere müşteri bulmak amacıyla ikamet ettiği Patnos ilçesinden Erzurum iline geldiği, temyize gelmeyen sanık … vasıtasıyla, eserleri sanık …’a gösterdiği, adı geçen sanığın suça konu eserlere ait fotoğrafların yer aldığı CD’yi sanık …’a vererek müşteri bulmasını istediği, sanık …’un alıcı kılığında hareket eden jandarma görevlileri ile irtibat kurduğu, suç tarihinde sanıklar … ve …’un, alıcı jandarma görevlileri ile “… Cafe” isimli yerde buluşarak ön görüşme yaptıkları, jandarma görevlilerinin eserleri görmek istemeleri üzerine hep birlikte …’in evine giderek, burada iki adet siyah bavul içerisinde bulunan eserleri inceledikleri, akabinde …’un diş protez bürosunda da bir adet eser olduğunu söyleyerek, bu esere de bakılmasını istemesi üzerine anılan yere gittikleri, sanık …’un yaptığı telefon görüşmesinden sonra, sözü edilen yerin kapıcısı olan temyize gelmeyen sanık … tarafından getirilen ve üzerinde kabartma bulunan bronz levhanın da alıcılara gösterildiği, alıcıların bu eserlerin tamamını satın alabileceklerini söylemeleri üzerine, sanıkların eserlere 300 milyar TL ücret istedikleri, yapılan pazarlık sonucunda tarafların alışverişi nihayete erdirmek ve eserleri teslim almak üzere … Petrol Ofisi mevkiinde buluşmak üzere anlaştıkları, aynı gün belirlenen saatte tekrar bir araya geldikleri, ilk önce sanık …’un bürosuna giderek daha önce incelenen bronz levhanın alındığı, ardından …’in evinde bulunan eserler alınarak anılan petrol istasyonuna gittikleri, burada tarihi eserlerin ve istenilen paranın teslimi esnasında jandarma tarafından suç üstü yakalandıkları, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerini tevil yollu ikrar ettikleri, tarafsız arkeolog bilirkişi raporu ile, suça konu 37 adet eserden 29 adetinin 2863 sayılı Kanun kapsamında müzelerde korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğinde olduğunun, 7 adet eserin sahte olup 2863 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığının, 1 adet doğal metal cürufun ise değerlendirme dışı olduğunun belirtildiği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemediklerine, kültür varlığı ticareti yapmadıklarına ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 2863 sayılı Kanunun 67. maddesinin lafzı ile, yerleşik Daire ve Ceza Genel Kurulu kararları nazara alındığında, 2863 sayılı Kanunun 27. maddesine aykırı olarak izinsiz taşınır kültür varlığı ticareti suçunun işlenmesi halinde, ticarete konu olan eserlerin, anılan Kanunun 4. maddesinde belirtilen süre içerisinde yetkili mercilere bildirilmemesi nedeniyle ayrıca 2863 sayılı Kanunun 67/1 maddesinde düzenlenen ihbar yükümlülüğüne aykırılık suçundan söz edilemeyeceği, bu yönde mevcut olan uygulamanın 5728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu kanun hükmü haline getirildiği, kaldı ki somut durumda suça konu eserlerin temyize gelmeyen … tarafından temin edilerek, alıcı bulma gayesiyle sanıklar … ve …’a verilmeleri, 2863 sayılı Kanunun 4. maddesinde taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanların, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenlerin veya yeni haberdar olan malik ve zilyetlerin bildirim ile yükümlü kılınması karşısında, sanıkların eylemlerinin ihbar yükümlülüğüne aykırılık suçunu oluşturmayacağı anlaşılmış olup, mahkemece lehe kanun karşılaştırması yapılırken, “5728 sayılı Kanun ile değişik 67/2. maddesinde açık hüküm bulunması nedeniyle sanıklar hakkında ayrıca bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçundan hüküm kurulamayacağı, 5728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi ise sanıkların bildirim yükümlülüğüne aykırılık ve kültür varlığı ticareti yapma suçlarını işlediklerinden bahisle 67. maddenin iki kez uygulanması gerektiği, bu itibarla 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 67/2 maddesinin sanıklar lehine olduğu” şeklinde yerinde olmayan gerekçe ile lehe kanunun tespitinde hataya düşülmek suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
2) 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sanıklar hakkında sadece kendi alt soyları üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Sanıkların tekerrüre esas sabıkaları bulunması nedeniyle cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 58/6 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken, hangi mahkeme ilamlarının tekerrüre esas alındığının kararda gösterilmemesi,
4) Hükme esas alınan 16/04/2007 tarihli bilirkişi raporunda 11,14,15,21,25,28,32. sırada incelenen 2863 sayılı Kanun kapsamında bulunmadıkları ve sahte oldukları belirlenen yine aynı raporda 37. sırada incelenen ve değerlendirme dışı olduğu saptanan varlıkların akıbetleri hakkında bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.