YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23712
KARAR NO : 2023/793
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/644 Değişik İş – 2021/653 Karar
SAYISI : 2021/İHK-27500
HÜKÜM/KARAR : Davalı vekilinin itirazının vekalet ücretine yönelik olarak
kabulüne, … kararının vekalet
ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine / Davanın kısmen
kabulü
SAYISI : K-2021/87753
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının vekalet ücretine yönelik olarak kabulüne, … kararının vekalet ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
… kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; olay tarihi olan 14.12.2016 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir motosikletin yaya olan müvekkiline çarptığını, müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 25,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 25,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 68.016,48 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayın meydana gelmesinde davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, meydana gelen olaya plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacı çocuk olay tarihinde 8 yaşında olduğundan anne ve babasının bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunduğunu, SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödemlerin tenzil edilmesi gerektiğini, davacının zararının TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faize göre hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. … KARARI
…’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Plakası tespit edilemeyen araçların verdiği zararlardan davalının sorumlu olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan raporun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun şekilde davacının muayenesi de yapılarak düzenlendiğinden hüküm kurmaya elverişli olduğu, kaza tespit tutanağı ve alınan bilirkişi raporuna göre plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün olayda %25 oranında kusurlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 inci maddesinde açıkça bakıcı giderinin SGK kapsamında olan giderlerden olduğunun düzenlenmediği, bu nedenle davalının bakıcı giderinden sorumlu olduğu, davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle gelir getirici bir işte çalışamayacağı, bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmediği” gerekçeleriyle başvurunun kısmen kabulüne, 67.535,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 456,21 TL bakıcı giderinin 03.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
…’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı tarafından aynı olaya ilişkin daha evvel de başvuruda bulunulduğunu ve başvurunun usulden reddine karar verildiğini, bu nedenle başvurunun kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kazada %100 kusurlu olduğunu, kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, maluliyet raporunun mevzuata aykırı olduğunu, davacı yaya olay tarihinde 8 yaşında olduğundan davacılar anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunduğunu, hesaplamanın TRH 2010 ve %1,8 teknik faize göre belirlenmesi gerektiğini, hesaplamada başvurucunun askerlik süresinin hesaba katılmadığını, temerrüt tarihinin yanlış hesaplandığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin 1/5’ine hükmedilmesi gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
…’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Davacı tarafından yapılan ilk başvurunun usulden reddine karar verildiğinden kesin hükümden söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalıya ödeme için zorunlu olan evraklarla başvurulduğu, davacının yaralanmasına sebep olan aracın sürücüsü ve poliçesi tespit edilemediğinden davalının zarardan sorumlu olduğu, bakıcı giderinin KTK’nın 98 inci maddesi kapsamında sağlık hizmet bedeli olmadığından davalının sorumluluğunun devam ettiği, kusurun ve davacının zararının Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde tespit edildiği, temerrüt tarihinin doğru hesaplandığı, dosyaya sunulan evrak içeriklerinden olayın trafik kazası olduğu ve davacının plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç tarafından yaralandığının anlaşıldığı, bu nedenlerle davanın karara itirazının yerinde olmadığı ancak Sigortacılık Kanunu ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik gereğince davacı yararına AAÜT’ye göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’ine hükmedilmesi gerekirken tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulüne, … kararının vekalet ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
…’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından aynı olaya ilişkin daha evvel de başvuruda bulunulduğunu ve başvurunun usulden reddine karar verildiğini, bu nedenle başvurunun kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kazada %100 kusurlu olduğunu, kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, maluliyet raporunun mevzuata aykırı olduğunu, davacı yaya olay tarihinde 8 yaşında olduğundan davacılar anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunduğunu, hesaplamanın TRH 2010 ve %1,8 teknik faize göre belirlenmesi gerektiğini, hesaplamada başvurucunun askerlik süresinin hesaba katılmadığını, temerrüt tarihinin yanlış hesaplandığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, davacı yararına maktu vekalet ücretinin 1/5’ine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın yaya olan davacıya çarpması neticesinde davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (1) numaralı numaralı fıkrasının (ğ) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun’un 48 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı Suriye uyruklu olup dosya kapsamından İtiraz Hakem Heyetince başvurucunun teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.
Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın …’ne iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.