YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/585
KARAR NO : 2023/8705
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1896 E., 2021/2008 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2014/13 E., 2017/154 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden hesaplanması ve fark aylıkların davalı Kurumdan yasal faizleri ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının emsallerine göre düşük miktarda yaşlılık aylığı aldığını, davacıya 13 üncü basamaktan aylık bağlanmasının doğru olmadığını, 14.04.2009 tarihli ekstrede 17 nci basamakta olduğu halde daha sonra ödediği primler yok sayılarak 13 üncü basamaktan tahsis yapıldığını, Kurumun sağlık primi adı altında kesinti yapmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek “Davacının aylık bağlama tarihinde doğru basamağın ve aylık miktarının tespitini, eksik ödenen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesini, aksi yöndeki Kurum işleminin iptalini” talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında uygulanan mevzuat gereğince aylığında herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 30.03.2017 tarihli kararı ile “…davacının 1997 tarihli tevkifatına göre 01.09.1997 tarihinden 21.02.2005 tarihine kadar 7 yıl 5 ay 20 tarım bağ-kur sigortalısı sayıldığı, 1479 sayılı yasa kapsamında 24.05.2006 tarihinde kuruma intikal eden bildirge ile 1. Basamaktan tescilinin yapıldığı, davacının 01.03.1986-21.02.2005 arası 6770 gün tarım bağ-kur hizmeti olduğu bildirgede belirtilerek 1479 sayılı Kanun gereğince intibak yapılmak sureti ile tescil tarihi itibari ile 16. Basamağa intibak ettirildiği, 01.06.2008 tarihinden itibaren 17. basamağa yükseltildiği, 17. basamak primlerin tahsil edildiği, daha sonra davacının tarım Bağ-Kur hizmetinin 7 ay 5 ay 20 gün (2690 gün), SSK hizmetinin 733 gün, toplam sigortalılık süresinin 3423 gün olması sebebi ile tescil basamağının 10. basamak olarak düzenlendiği, 01.09.2006 da 12. basamağın 01.06.2008 tarihinde 13. basamağa yükseltildiği, 28.01.2010 tarihli ekstrede 6,104.87 TL fazla ödeme gösterildiği, daha sonra davacının 09.11.1999-29.08.2001 arası vergi kaydının belirlenmesi üzerine sigortalılık başlangıcının 04.10.2000’e çekildiği ve zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 04.10.2000-20.08.2001, 22.02.2005-22.01.2010 arası kabul edildiği, bu dönem çakışan tarım bağ-kur sigortalılığının iptal edildiği, Tarım Bağ-Kur hizmetinin 2690 günden 2362 güne indirildiği, bu sebeple davacının basamağının 01.06.2008 tarihi itibari ile 13. basamak olarak belirlendiği, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinde 1. basamağı seçtiği kurumca 6770 gün tarım hizmeti bulunduğu kabul edilerek 16. basamağa intibak ettirildiği, artından 17. basamağa yükseltildiği, davacının belirlenen basamaklara göre primlerini ödediği, daha sonra basamakların düşürülmesi sonucu fazla ödemesinin bulunduğu, tekrar Kurum tarafından tarım hizmetlerinin belirlenmesi ve sigortalılık süresinin değiştirilmesi sonrası basamağın düşürüldüğü davacının 16 ve 17. basamaklardan Kurum işlemi neticesinde iyi niyetli olarak prim ödediği ve primlerini geri almadığı, kurumca yapılan işlemin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, davacının 22.02.2005 tarihinde 16. Basamakta olduğu kabul edilerek buna göre aylığa esas basamakların belirlenmesi gerektiği, bu suretle başlangıçtaki aylağının 553,82 TL olduğu, ek ödeme ile birlikte 575,97 TL olduğu, Aralık 2013 maaşının da ek ödeme dâhil 889,49 TL olduğu hesaplandığı gerekçeleri ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, davacı hakkında SGK vekili, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 28.02.2018 tarihli ve 2017/1124 Esas, 2018/379 Karar sayılı kararı ile, “…1479 sayılı Kanun’un “Aylık alanlardan kesilecek sağlık sigortası primi” başlıklı Geçici Madde 7’de, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Kurumdan aylık almakta olanların aylıklarından on yıl süre ile kesilecek prim oranları, sağlık sigortası fonunun gelir gider muvazenesi de göz önünde bulundurularak, her yıl Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Ancak bu oran %5’ten az %10’dan fazla olamaz.
Kanunun yürürlük tarihinden sonra aylık bağlananlar ile hak sahiplerinin aylıklarından kesilecek sağlık sigortası primi, sigortalının daha önce ödediği süreler dâhil on yılı geçemez…” düzenlemesi bulunmakta olup, Kurumun 21.07.2017 günlü yanıtından anlaşılacağı üzere, davacıdan 10 yılın tamamlanmasına yönelik sağlık sigortası primi kesilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının sağlık sigortası primi kesintilerinin iadesine yönelik isteminin reddi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 maddeleri uyarınca davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü’ne, … 3. İş Mahkemesine ait 30.03.2017 gün 2014/13 E-2017/154 K sayılı kararının kaldırılmasına, yerine; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, a) Davacının 01.02.2010 aylık başlangıç tarihindeki yaşlılık aylığının 615,35 TL + 24,61 TL ek ödeme olmak üzere toplam 639,96 TL olması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline,b) Davacının sağlık sigorta primi kesintilerinin iadesine ilişkin isteminin reddine, dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2018 tarihli ve 2017/1124 Esas, 2018/379 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile birlikte, davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, 23.03.2021 tarihli ve 28.02.2018 tarihli ve 2018/2676 Esas, 2021/3768 Karar sayılı kararında; “… davalı Kurum tarafından davacı hakkında 2005 yılı itibari ile tescil edilen 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık tescil işleminde davacıyı yüksek basamaktan tescil edip, bu basamak seyri üzerinden prim tahsil etmesi, alınan fazla primlerle orantılı bir biçimde aylıkların arttırılması sonucunu doğurmayacağı gibi, eldeki davada davacı hakkında ödediği bu primlerin isteğe bağlı olarak geçerli sayılmasına imkân da bulunmaması karşısında, mahkemece kabul edilen şekilde davacının yüksek basamakta iken ödediği primlerin Medeni Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden faydalanma hakkı vermeyeceği belirgin olup, Mahkemece bu esaslar dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…” şeklinde karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dosyadaki kayıt ve belgelere göre, davacının 1985/2-1988/1 dönemlerinde 193 gün 506 sayılı Kanun kapsamında, 01.01.1989-01.01.1992 tarihleri arasında 540 gün 2925 sayılı Kanun kapsamında, 01.09.1997-03.10.2000 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında, 04.10.2000-20.08.2001 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında, 01.09.2001-21.02.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında, 22.02.2005-21.01.2010 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu ve 360 gün askerlik borçlanması yaptığı, 01.02.2010 tarihinden itibaren 13 üncü basamaktan toplam 5542 prim günü üzerinden aylık bağlandığı anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı Kurum tarafından davacı hakkında 2005 yılı itibari ile tescil edilen 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık tescil işleminde davacıyı yüksek basamaktan tescil edip, bu basamak seyri üzerinden prim tahsil etmesinin alınan fazla primlerle orantılı bir biçimde aylıkların arttırılması sonucunu doğurmayacağı, davacının ödediği bu primlerin isteğe bağlı olarak geçerli sayılmasına imkân da bulunmadığı, mahkemece kabul edilen şekilde davacının yüksek basamakta iken ödediği primlerin Medeni Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden faydalanma hakkı vermeyeceği anlaşıldığından davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek, davanın reddine, dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin hatalı olduğunu isteminin kabulünün gerektiğini, aksi halde yasaların yanlış uygulanarak hak kayıplarına yol açılacağını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca yapılan ve davacıyı yüksek basamaktan tescil edip, bu basamak seyri üzerinden prim tahsil etmesine dair olgunun, alınan fazla primlerle orantılı bir biçimde aylıkların arttırılması sonucunu doğurup doğurmayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.