Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/14597 E. 2023/11070 K. 14.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14597
KARAR NO : 2023/11070
KARAR TARİHİ : 14.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Safranbolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/251 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 14.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.09.2022 tarihli ve 2021/3711 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/121642 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/121642 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 18.06.2015 tarihli ve 2015/11526 DS sayılı çağrı yazısının tebliği üzerine şüphelinin müdürlüğe başvurduğu, 29.06.2015 tarihinde hastaneye sevkedildiği, hastanede tedavi programına alındığı, 29.06.2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katıldığı, 20.07.2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısı 21.07.2015 tarihinde müdürlükte elden tutanakla tebliğ edildiği, aynı zamanda posta yolu ile de 24.07.2015 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, şüphelinin uyarılmasından sonra 18.08.2015, 15.09.2015, 13.10.2015, 24.11.2015 ve 22.12.2015 tarihli beş ayrı vaka sorumlusu görüşmesine katıldığı, 22.01.2016 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle, İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 28.01.2016 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığın uyarılmasından sonra müdürlüğe başvurarak beş ayrı tarihte yükümlülüklerini yerine getirmesinden sonra 22.01.2016 tarihinde yeniden yükümlülük ihlalinde bulunması karşısında; tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı aşamasında, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yükümlülük ihlalinde bulunduğu takdirde sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı olan “ısrar şartının” gerçekleşmemesi nedeniyle “durma” kararı verilerek infaza devam edilmesi için Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de, suç tarihi olan 03.06.2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un
191 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 03.06.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2014 tarihli ve 2014/1420 soruşturma, 2014/4 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.12.2014 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, uyarılmasına rağmen yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
C. Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararının kaldırılarak 16.08.2019 tarihli ve 2014/1420 Soruşturma, 2019/422 Esas, 2019/417 sayılı iddianame ile Safranbolu 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
D. Safranbolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.09.2020 tarihli ve 2019/251 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 14.10.2020 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
E. Dairemizin istikrar kazanmış içtihatlarına göre;
6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, fakat 10.11.2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden önce kapatılmış infaz dosyalarında; şüphelinin çağrı yazısı tebliği üzerine müdürlüğe başvurarak Rehberlik ve İyileştirme Program Takviminin düzenlenmesinden sonra, yükümlülük ihlalinde bulunması üzerine uyarılmasına karar verileceği, uyarı yazısının tebliğinden sonra şüphelinin müdürlüğe
gelerek program takvimi uyarınca belirlenen yükümlülüklerini bir veya birden fazla kez yerine getirmesinden sonra yeniden yükümlülük ihlalinde bulunması halinde; ısrar uyarısını içeren bir tebligat daha yapılması gerekeceği, ikinci uyarıdan sonra müdürlüğe gelmemesi veya gelip de yeniden yükümlülük ihlalinde bulunması halinde artık ısrar şartının gerçekleşeceği ve infaz dosyasının kapatılması gerekeceği,
Somut olayda; Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 18.06.2015 tarihli ve 2015/11526 DS sayılı çağrı yazısının tebliği üzerine şüphelinin müdürlüğe başvurduğu, 29.06.2015 tarihinde hastaneye sevkedildiği, hastanede tedavi programına alındığı, 29.06.2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katıldığı, 20.07.2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının 21.07.2015 tarihinde müdürlükte elden tutanakla tebliğ edildiği, aynı zamanda posta yolu ile de 24.07.2015 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, şüphelinin uyarılmasından sonra 18.08.2015, 15.09.2015, 13.10.2015, 24.11.2015 ve 22.12.2015 tarihli beş ayrı vaka sorumlusu görüşmesine katıldığı, 22.01.2016 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle, İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 28.01.2016 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığın uyarılmasından sonra müdürlüğe başvurarak beş ayrı tarihte yükümlülüklerini yerine getirmesinden sonra 22.01.2016 tarihinde yeniden yükümlülük ihlalinde bulunması karşısında; tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı aşamasında, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yükümlülük ihlalinde bulunduğu takdirde sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı olan “ısrar” şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “kamu davasının durmasına” karar verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın infazına devam edilmesi için Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırıdır.
Kabule göre de;
Dosya kapsamına göre; suç tarihi olan 03.06.2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının
artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının kanuni bir zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, kararda ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşıldığına dair bir ibare de bulunmadığı dikkate alınarak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi de Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Safranbolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/251 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.12.2023 tarihinde karar verildi.

#########