YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4641
KARAR NO : 2023/2319
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
¸
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma,
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
Bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli, 2017/127 Esas ve 2017/93 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanığın neticede 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetlerine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 31.01.2018 tarihli, 2018/203 Esas ve 2018/192 sayılı Kararı ile sanık müdafiinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
3.Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 24.01.2019 tarihli, 2018/4166 Esas ve 2019/419 sayılı Kararı ile sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmekle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 15.10.2020 tarihli, 2019/336 Esas ve 2020/860 sayılı Kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu sanık hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak” suçundan 5237 sayılı TCK’nun 314/2. maddesi gereği 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında artırım yapılarak 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK 62/1 maddesi gereği cezasından taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetlerine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmediğinden esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi:
1-Usüle aykırı soruşturma ve yargılama yapıldığına,
2-Aleyhe beyanların soyut, duyuma ve kanaate dayalı olduğuna,
3-Paylaşımların suç unsuru içermediğine
4-Suçun unsurlarının bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Bozma Gerekçesi:
1-Somut olayda mahkemece beyanları hükme esas alınan tanıklar …, Hasan Hacıgül, Kasım Daşdan, …, …, …, …’un mahkemece bizzat veya istinabe suretiyle dinlenilerek bu beyanlara karşı sanık ve müdafiinin diyeceklerinin sorulması gerekirken gerekçe gösterilmeksizin, kovuşturma aşamasında dinlenilmeyen tanık beyanlarının hükme esas alınması suretiyle CMK 217/1 ve devamı maddelerine aykırı davranılması,
2-Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanık hakkında ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip değerlendirilerek duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan alınan HIS (CGNAT) kayıtlarına dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabul ve uygulamaya göre de;
a-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “17.07.2016” tarihi yerine ”16.07.2016” olarak yazılması;
b-TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi kanuna aykırıdır.
B. Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ilgili birimlerden sorulmuş, ID eşleştirmesinin henüz yapılamadığı, çalışmaların devam ettiği, ne zaman sonuçlanacağının bilinemediği belirtilmiştir. Diğer delillerin yeterli olması karşısında yargılamanın sürüncemede kalmaması amacıyla ayrıntılı Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının beklenilmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay bozma ilamında belirtilen tanıklar Hasan Hacıgül, Kasım Daşdan, …, …, …, … Dairemizce bizzat tanık olarak dinlenilmiş ve sanık hakkındaki bilgi ve görgüleri tespit edilmiştir. Tanık …’un ise talimatla beyanı alınmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanmasına ilişkin rapordan da anlaşıldığı gibi mahrem yapı içerisinde bulunan sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin çok açık ve net bilgi sahibi olunmasının zorluğu açıktır. Örgüt bu açıdan tam bir gizliliğe ve hücre yapılanmasına son derece riayet etmiştir. Ancak bu yapıya dahil olan yargı mensupları kendilerini 2014 yılı HSYK seçimlerinde çok net olarak ortaya koymuş, gizli kimlikleri hakkında açık vermişlerdir. Fetö mensupları bu dönemde çok açık bir ayrışma içine girmiş, sözlü olarak örgüte mensup kişilerin bağımsız adaylıklarını desteklemiş, seçim sonuçlarını takip edip kayıt altına almış, 17-25 Aralık ihanet kalkışmasını desteklemişlerdir. Sanık hakkındaki çok sayıdaki tanık beyanında ve özellikle sanık ile kişisel ilişkisi olan tanık H. Yumuşak’ın beyanında bu durum net olarak gösterilmiş, sanığın 2014 HSYK seçimleri döneminde örgüt bağlantılı şahıslarla birlikte hareket ettiği, HSYK seçimlerinde örgütün gösterdiği adayları desteklediği ve etkin olarak çalıştığı, yapılanma içinde etkin ve sözü geçen bir örgüt üyesi olduğunu gösterir eylem ve davranışlarda bulunduğu, örgüte bağlılığı nedeniyle kendilerinden olmayanlara husumet beslediği, söz konusu eylemlerin sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk arz ettiği, dosya kapsamındaki delillere göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübut bulduğu yönünde Dairemizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilerek özellikle dinlenen tanık beyanlarının içeriği itibariyle ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı’nın yeniden istenmesi UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 inci maddesi uyarınca duruşmada var ise okunarak tartışılması, beyanda bulunan şahısların doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 15.10.2020 tarihli, 2019/336 Esas ve 2020/860 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi b bendi uyarınca dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
… … … … …