Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/6424 E. 2023/5906 K. 04.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6424
KARAR NO : 2023/5906
KARAR TARİHİ : 04.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/378 E., 2023/186 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı (2 kez)
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 6.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13.12.2022 gün ve 2022/1069 Esas ve 2022/786 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 26 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, çocuğun cinsel istismarı suçundan ayrı ayrı iki kez 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 07.02.2023 tarihli ve 2023/378 Esas, 2023/186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.05.2023 tarihli ve 9-2023/45073 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyizi dava süreci ile delilleri değerlendirerek özetle, sanığın atılı suçları işlemediğine, işlediğine dair delil bulunmadığına, sanığa iftira edildiğine, mağdur çocukların beyanlarının çelişkili olduğuna, bu beyanlara itibar edilemeyeceğine, sanığın beraatine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mağdur …’in kardeşi …’ın annesine “anne babam sapık mı, babam ablama sarıldı öyle yatıyordu, ablam uyuyor numarası yapıyordu” şeklindeki soru üzerine katılanın mağdura yaşanan durumun ayrıntılarını sorduğu, mağdurun ilk aşamada kabul etmemesine rağmen sonrasında olayları anlatması ile ortaya çıktığı, soruşturma aşamasında alınan beyanında olay örgüsünü kesintisiz ve birbiri ile bağlantılı olarak anlattığı, yine Mahkemece alınan beyanında olay örgüsünü aynı şekilde anlattığı, adli görüşme değerlendirme formuna göre mağdurun anlattıklarının kendi içerisinde tutarlı olduğunu, olaylar arasında nedensellik bağının bulunduğuna dair görüşün bildirildiği dikkate alınmış olup bu haliyle mağdurun babası olan sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumetin bulunmadığı anlaşılmakla sanığın mağdur …’e yönelik göğüslerine ve özel bölgelerine dokunduğu, cinsel organını vajinasına ve anal bölgesinden içeriye soktuğu, mağdura senin erkek arkadaşın olacak, bunların hepsini onunla yapacaksın, ben sana bunları öğretiyorum şeklinde beyanda bulunarak üzerine atılı suçu işlediği kanaati ile sanığın cinsel organını arka ve ön bölgeden vücuduna iğfal etmeye çalıştığını ancak acıdığını söylediği için vazgeçtiğine dair beyanı da dikkate alınarak nitelikli cinsel istismar için organ veya sair cismin tamamının iğfal edilmesi gerekmediği, bir kısmının iğfal edilmiş olmasının nitelikli cinsel istismar suçuna vücut vereceği hususları ve eylemlerin birden fazla kez gerçekleşmiş olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanığın mağdura karşı eyleminin işlenmesi sırasında tehdit unsurunu kullanmadığı, suçun ortaya çıkmasını engellemek için kullandığı anlaşılmakla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamıştır.

Sanığın, mağdur …’e yönelik eylemlerinin açığa çıkmasından sonra, mağdurların katılan anneye benzer olaylar yaşadıklarını beyan etmeleri üzerine soruşturmaya başlandığı ve mağdur …’ın babasının kendisini yatak odasına çağırdığını ve burada eli ile pipisine dokunduğunu, diğer olaylarda ise elini tutarak kendi pipisine dokundurduğunu, eline bir ıslaklık geldiğini, bu olayların 12-13 gün içerisinde toplamda üç kez olduğunu ve sonuncu olaydan sonra bunları kimseye söylersen sizi öldürürüm diyerek tehdit ettiğini iddia ettiği, mağdur …’in ifadesinde sanığın yanına gelerek kıyafetlerinin içine elini sokarak ön özel bölgesine dokunduğunu, babasının elini iterek çıkarttığını, bu dokunmaların her gün olduğunu iddia ettiği, katılan …’ın Mahkemede alınan beyanında yaklaşık bir iki yıl önce babasının kendisini yatağına çağırdığını, cinsel organını ellediğini, daha sonra mağdurun cinsel organını kendi cinsel organına değdirdiğini, o sırada pis bir koku duyduğunu, bu olayların farklı günlerde üç beş defa olduğunu, babasının kötü biri olduğunu ve kendisini dövdüğünü ifade ettiğini, katılan …’ın Mahkemede alınan beyanında babasının kendi cinsel organına dokunduğunu, bunun ara ara olduğunu ifade ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan inceleme, mağdur beyanları, olayların oluş şekline dair anlatımları, ortaya çıkış biçimi birlikte değerlendirildiğinde mağdurların yaşları itibariyle yaşamadıkları bir olayı anlatabilecek kurgu düzeyinde bilgi sahibi olmayacakları, mağdur …’e dair eylemlerin ortaya çıkmasından sonra mağdurların annelerine kendi yaşamış oldukları eylemleri anlatabileceklerini düşünmeleri üzerine anlatımda bulunduklarına dair düzenlenen adli görüşmeci raporu dikkate alındığında sanığın mağdurlar … ve …’e yönelik eylemleri gerçekleştirdiği kanaatine varılmış olmakla eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kalmadığı zira mağdurların anlatımlarında dokunmaların birden fazla kez cinsel organa dokunma suretiyle gerçekleştiği ve ani-kesintili hareketler olarak nitelendirilemeyeceği dikkate alınarak mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur. Sanığın mağdura karşı eyleminin işlenmesi sırasında tehdit unsurunu kullanmadığı, suçun ortaya çıkmasını engellemek için kullandığı anlaşılmakla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdure Gizem’in çelişkili beyanları, sanığın istikrarlı savunmaları, mağdurenin ”litotomi pozisyonunda kolposkop eşliğinde yapılan hymen muayenesinde; hymen anüler, orta yükseklikte, orta enlikte olup serbest kenarlarında eski veya yeni travmatik lezyon görülmediği, fevhası 2 cm olup yırtılmaksızın ereksiyon halindeki penis veya benzer cesametteki cismin duhulüne müsait olmadığı, diz dirsek pozisyonunda kolposkop eşliğinde yapılan anal muayenesinde; anal mukoza ve sfinkter tonusunun doğal bulunduğu” na dair muayene kaydı, ile tüm dosya kapsamı nazara alınarak, sanık hakkında mağdureye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerekirken 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine uygun düşmeyen gerekçeyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Olayın intikal şekli ve zamanı, sanığın istikrarlı savunmaları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın mağdurlar … ve …’e yönelik üzerine atılı suçu işlediğine dair mağdurların soyut beyanları dışında her türlü şüpheden uzak kesin delil olmadığından beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 07.02.2023 tarihli ve 2023/378 Esas, 2023/186 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 6.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.10.2023 tarihinde karar verildi.