YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4411
KARAR NO : 2023/10234
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1622 E., 2021/1365 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İnceleme dışı sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebi ile açılan dava neticesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, sanık … hakkında atılı sevk maddeleri uyarınca verilen hükmün temyizi kabil kararlardan olduğu gözetilmeden, Bölge Adliye Mahkemesince hükmün kesin nitelikte olduğu belirtilmek suretiyle taraflar yanıltılmış ise de; gerekçeli kararın katılanlara şerh düşülmek suretiyle tebliğine rağmen söz konusu karar aleyhine temyiz talebinde bulmadıkları ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebinin de sanık … ve suça sürüklenen çocuk … ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık … müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, duruşmasız olarak yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2017 tarihli iddianameleriyle sanık … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2019 tarihli kararı ile sanık … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.10.2021 tarihli kararı ile sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının, hükümlerin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği
1. Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezaların teşdiden belirlenmesi gerektiğine,
2. Katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Sanık … müdafinin temyiz isteği
1. Müşteki beyanının çelişkili olduğuna ve gerçeği yansıtmadığına,
2. Adli muayene raporunun iddiayı doğrulamadığına,
3. Suça sürüklenen çocuk …’in savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna,
4. Müştekinin soyut beyanı dışında delil bulunmadığına,
5. Varsayıma dayalı olarak mahkumiyet kararı verilemeyeceğine,
Ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
C. Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteği
1. Suçsuzluk karinesinin ihlal edildiğine,
2. Beyanların duyuma dayalı olduğuna,
3. Suça sürüklenen çocuğun eylemi cinsel amaçla gerçekleştirdiğine dair hiç bir delil bulunmadığına,
4. Mahkemece belirlenen ceza miktarının çok ağır olduğuna,
5. Şüpheden uzak, somut delil bulunmadığına,
Ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre,
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dava konusu olay; sanık ile suça sürüklenen çocuğun, olay günü evine doğru yürümekte olan mağdureyi, yaşlı bir kadının düştüğü ve yardıma ihtiyacı olduğu yönünde hile ile kandırmaları neticesinde yönlendirdikleri ıssız alanda bayıltarak araca bindirmeleri ve götürdükleri Söke Ovası’nda uyuşturucu aldıkları sırada, mağdurenin bir fırsatını bularak kaçmasına ilişkindir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının, hükümlerin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. İlk Derece Mahkemesince mağdureye yönelik eylemin cinsel amaçla gerçekleştirildiğine dair kabulüne karşı yapılan istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve Tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere karşı sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri tarafından lehe istinaf başvurularında bulunulduğu gözetilerek;
T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine hükmedilen vekalet ücretinin resen değerlendirilerek kaldırılamayacağı yönündeki Tebliğnamedeki iki numaralı düşünceye iştirak edilmemiştir.
3. Sanık … hakkında tayin olunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hak yoksunluklarına karar verilmemiş ise de; bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanıkların kastlarının yoğunluğu, meydana gelen zarar ile tüm dava dosyası içeriği gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince temel cezalar belirlenirken gösterilen gerekçelerde, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 inci maddelerine bir aykırılık bulunmadığından, katılan Bakanlık vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafinin temel cezanın belirlenmesine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Tanık G.T.’nın beyanı, olayın gerçekleşme şekli ve sanıkların savunmaları karşısında, eylemin cinsel amaçla gerçekleştirilmediğine yönelik temyiz itirazları reddedilmiştir.
6. Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanık ve suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetlerine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.10.2021 tarihli kararında katılan Bakanlık vekili, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.