YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7512
KARAR NO : 2023/10714
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1226 E., 2023/705 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: … İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/26 E., 2022/118 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödenmesine dair asıl dava; 5510 sayılı Kanun’un 56/2 nci fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine ölüm aylığının kesilmesi nedeniyle tahakkuk ettirilen aylıklara ilişkin borçlu olmadığının tespiti ve yapılan tahsilatların iadesine dair birleşen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı Kurum vekili, davalı … (…)’ın Kurumdan aylık/gelir almakta iken muvazaalı boşandığının tespit edildiğini, bu sebeple iptal edilen aylık dönemlerinde 01.11.2008- 31.12.2011 tarihleri arasında yersiz ödeme yapıldığını, yersiz ve fazla ödemenin tahsili için ilgiliye 29.03.2019 tarihinde 4914235 sayı ile borç bildirim yazısı gönderildiğini ancak herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığını, ilgili aleyhine … İcra Dairesi’nin 2019/10098 takip sayılı dosya ile icra takibinin başlatıldığını, borçlunun itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek borçlunun haksız itirazının iptalini, icra takibinin devamına karar verilmesini, borçlu aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı … vekili, müvekkilinin babasının 02.06.1990 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin ise babası öldükten 12 yıl sonra … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/11 Esas ve 2002/4 Karar sayılı ve 15.01.2002 tarihli kararı ile boşandığını, boşanma kararının 30.10.2003 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra tekrar dava dışı … ile evlendiğini, amacı muvazaalı bir boşanma yoluyla yetim maaşı almak olsaydı 12 yıl beklemeyeceğini, dava dışı …’ün 06.04.2004 tarihinde… isimli Alman vatandaşı olan bayanla evlilik yaptığını, bu evlilik süresince de Almanya’da ikamet ettiğini, bu sebeple müvekkili ile dava dışı …’ün fiili evlilik yaşantısı sürdürmelerinin ve beraber yaşamalarının söz konusu olmadığını, davalı Kurumun işleminin usulsüz olduğunu belirterek … İcra Müdürlüğünün 2019/7625 Esas ile 2019/10098 Esas sayılı dosyalarına konu alacaklar nedeniyle davacı …’ün davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini, … İcra Müdürlüğünün 2019/7625 Esas sayılı dosyasına müvekkilden yapılan tahsilatların davacıya iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl dava yönünden davalı … ve vekili tarafından davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Birleşen davada davalı Kurum vekili, denetmen tarafından yapılan çevre soruşturmasında tarafların boşanma sebeplerinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi olmadığının, davacı ve eşinin, davacının eşinin yurt dışına çalışmaya gitmesi için muvazaalı olarak boşandığının tespit edildiğini, Keşap Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan çevre soruşturmasında ve davacı …’ün ifadesinde eşinin Almanya’ da iken kendisine zaman zaman para gönderdiğini belirttiğini, boşanan çiftler arasında bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diğer çevre sakinlerinin de davacının eşi …’ün yurt dışına çalışmaya gitmesi için anlaşmalı olarak boşandıklarını bildiklerini beyan etmelerinin tarafların muvazaalı bir şekilde boşandıklarına delil olduğunu, davacı ve eşinin hiçbir zaman fiili oarak ayrılmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Dosya kapsamında yapılan incelemede; denetim raporuna dayanak …’ ün ifadesinde eşi Almanya’ da iken zaman zaman para gönderdiğini itiraf etmesi ve bu durumun boşanan eşler açısından hayatın olağan akışına aykırı olması, yine … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine boşanma gerekçesi olarak şiddetli geçimsizlik neden gösterilirken …’ün Keşap Emniyet Müdürlüğü personellerine verdiği ifadede boşanma gerekçesi olarak eşinin Almanya’ ya gidişini gösterdiği ve verdiği ifadenin eşi …’ün ifade beyanıyla çelişkili olduğu, Ziraat Bankası A.Ş. Keşap Şubesi ile yapılan yazışmadan …’ün …’e para gönderdiği ve yurda giriş çıkışlarının tespit edilmesi üzerine Kurum işleminin yapıldığı belirtilmiştir.
… İcra Dairesinin 2019/7625 Esas sayılı ilamsız takiplerde ödeme emri ile 8.675,76 TL asıl alacak, 7.302,79 TL geçmiş gün faiz olmak üzere toplam 15.978,55 TL …’e borç çıkartıldığını, ödeme emrinin yakına 29.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği, … İcra Dairesi 06.09.2019 tarih ve 2019/7625 Esas sayılı kararı ile “Borçlu …’ün itiraz talebi dosyaya alındı ve tebligatın 29.08.2019 tarihinde tebliğ olduğu borçlunun ise 06.09.2019 tarihinde itiraz ettiği görülmüş olup iş bu itiraz 7 günlük yasal sürenin dışında yapıldığı anlaşıldığından bu aşamada talebin reddine şikayet yolu açık olmak üzere” karar verildiği tespit edilmiştir.
Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan/olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk/çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir/aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan/yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenmesi gerektiğinden somut uyuşmazlıkta tutanak tanıkları ve dosya kapsamında dinlenen tanıkların müşterek beyanlarında tarafların müşterek çocuk için bir araya geldiği beyanında bulundukları, müşterek çocuk…’ın nüfus kaydına göre 16.10.1998 doğumlu olup boşanma tarihinde 4 yaşını bitirmiş olduğu, bu yaştaki müşterek çocuğun kendi ihtiyaçlarını karşılayacak yeterlilikte bulunmasının mümkün olmadığı, boşanma ilamında müşterek çocuk için tedbir-iştirak nafakasına hükmedildiği, baba ile şahsi ilişki kurulduğu ve Ziraat Bankasından gelen hesap hareketleri incelendiğinde bir defa havale işleminin yapıldığı bu durum tarafların maddi ve manevi birlikteliğini devam ettirdiği anlamına gelmeyeceği hususu birlikte değerlendirildiğinde tarafların boşanmanın sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik hileli eylemlerde bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Ayrıca yersiz ödemeye konu döneme ilişkin davacı ve eski eşi … adına müşterek telefon, su ve elektrik aboneliğine, hastahane kaydı, bankaya ve kurumlara bildirilen ortak adres, ortak ikametgah adresi tespit edilememiş, tarafların birlikte aynı sağlık kuruluşuna veya eczaneye başvurusu olmadığı gelen müzekkere cevaplarından görülmüştür.
Mahkemece Kurum denetmeni tarafından beyanına başvurulan tutanak tanıkları çelişkiler giderilmek amacıyla tutanaktaki ifadeleri ve imzaları taraflarına gösterilmiş, müşterek beyanlarında fiili birlikte yaşama olgusuna karine teşkil eden bilgiye sahip olmadıkları, tarafların bir arada yaşamadığını, …’ün geçimini ne ile sağladığı bilinmediği, tarafların müşterek çocuk için bir araya geldiği beyan ettiği, Tutanak tanığı … 09.11.2018 tarihli beyanında boşanılan eşle fiilen birlikte yaşamaya dair beyanda bulunmadığı, tarafların müşterek çocuk için bir araya geldiğini beyan ettiği Yargıtay ilamları doğrultusunda bu durumun fiili yaşama olarak kabulü mümkün olmadığı, tanık … … taraflar hakkında bilgi sahibi olmadığı, tutanak tanığı … ve … tarafların ikinci kez evlendikten sonra bir arada yaşamaya devam ettiğini, …’ün uzun süre Almanya’da olduğunu, tarafları bu süreçte bir arada göremediklerini beyan ettiği, tanıklar beyanlarında boşanma gerekçesinin …’ün Almanya’ya gitmek amacıyla olduğu belirtilmişse de davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin 2 nci (son) fıkrasında düzenlenen “eşinden boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir” düzenlemesi olup bu madde içeriğinde sadece birlikte yaşama kıstası getirilmiş ve hiçbir şekilde muvazaalı boşanma ibaresine yer verilmediğinden ilgili durumun Mahkeme ilamının hukuki değerine etki etmeyeceği, … Mah. … Sok. adresi tarafların ikinci evliliği sürecine ilişkin olduğu, …’ün denetmene verdiği beyanda geçimini babasından aldığı maaş, kardeşi ve annesinin yardımı ile sağladığını … ve … davacının boşandıktan sonra abisinin desteği olduğu belirtmesi ile davacının beyanı örtüştüğü, mahalle muhtarlarının …’ü tanımadığı, tarafların ikinci evlilik tarihinin 29.07.2011 tarihli olup ikinci çocuğun doğum tarihi ise 06.03.2012 tarihli olduğu biyolojik doğum süresinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, fiili birlikteliğe delil teşkil eden durumun mevcut olmadığı da bir arada değerledirildiğinde celp ve ibraz olunan belgeler, cevabi yazılar, dinlenen tanık beyanları ile tüm dosya muhteviyatından asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği vicdani kanaatine ulaşıldığı” gerekçesi ile
“1-Asıl dava 2020/26 Esas sayılı dosya yönünden,
Davanın reddine,
2-Birleşen Mahkememiz 2020/42 Esas sayılı dosya yönünden,
Davanın kabulüne,
a…. İcra Müdürlüğü’nün 2019/7625 E. ile 2019/10098 E. sayılı dosyalarına konu alacaklar nedeniyle davacı …’ün davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine,
b…. İcra Müdürlüğünün 2019/7625 E. sayılı dosyasında davacıdan yapılan tahsilatların kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, “Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, somut olayda, davacıya ölen babasından bağlanan ölüm aylığı, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilerek yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirilmiştir. Bu borç nedeniyle davacı hakkında … İcra Dairesinin 2019/10098 Esas sayılı takip dosyasında yapılan takibe davacının itirazı üzerine takip durmuş, asıl dosyada itirazın iptali talep edilmiştir. Birleşen davada ise … İcra Müdürlüğünün 2019/7625 Esas ile 2019/10098 Esas sayılı dosyalarına konu alacaklar nedeniyle davacı …’ün Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile tahsil edilen meblağın iadesi talep etmiştir. Denetim raporunda davalının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığına dayanak olarak davalının eşinin davalıya yurt dışından Ziraat Bankası aracılığı ile para yollaması ve boşanma gerekçeleri konusunda davalı ile eşinin ifadesi arasında çelişki bulunması gösterilmiştir. Tanıkların davacının boşandıktan sonra eşiyle fiilen birlikte yaşadığına ilişkin denetmene bilgi vermediği, kolluk araştırması, hastane kayıtları, tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde fiili birlikteliğe delil teşkil eden durumun mevcut olmadığı; davalı birleşen dosya davacısının ortak çocuklarının da bulunması nedeniyle dava dışı eski eşinden havale ile para almasının aleyhe yorumlanamayacağı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle;
“1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı – birleşen dosya davalısı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi; birleşen dava ise 5510 sayılı Kanun’un 56/2 nci fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine ölüm aylığının kesilmesi nedeniyle tahakkuk ettirilen aylıklara ilişkin borçlu olmadığının tespiti ve yapılan tahsilatların iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56 ve 96 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla asıl davada davacı/birleşen davada davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.