YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/256
KARAR NO : 2023/9559
KARAR TARİHİ : 11.10.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/696 E., 2022/2256 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/260 E., 2021/326 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, müteveffa eşi …’ın yurtdışında geçen çalışma sürelerini borçlanmak için 01.08.2016 tarihinde Kuruma başvurduğunu, davacının borçlanma talebinin Kurumun 17.04.2017 tarihli işlemi ile Türk vatandaşlığını kaybettiği gerekçesiyle reddedildiğini belirterek 3201 sayılı yasa gereğince yurtdışı borçlanma işleminin Türk vatandaşlığını kaybettiği gerekçesiyle reddi şeklindeki kurum işleminin iptaline, müvekkilinin 01.08.2016 tarihli borçlanma talebinin geçerli sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davanın kabulüne, davacının
vefat eden eşi …’ın 18 yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren Türk vatandaşı olarak yurtdışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde 1 yıla kadar olan işsizlik sürelerinin davacının talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın dava tarihindeki prim üzerinden 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili, Kurum işlemlerinin yasal mevzuat gereği olup herhangi bir aykırılık ve yanlışlık bulunmadığını, yasal dayanaktan yoksun ve haksız olarak açılan bu davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili …, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,
11.10.2023 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Dava; Türk vatandaşı olmayan davacının ölen kocasına ait yurtdışında geçen sigortalı sürelerini borçlanma talebinin reddine dair Kurum işleminin iptaline yönelik olup, mahkemece davanın kabulüne, davacının borçlanma talebinde bulunma hakkı olduğuna ve buna göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar verilmiştir. Davalı Kurum tarafından istinaf ve temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluk tarafından kararın onanması gerektiğine yönelik görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılınmamıştır.
3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde “(Değişik: 10.09.2014-6552/28 md.) Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir”, 3 üncü maddesinde “(Değişik:17.07.2019-7186/8 md.) Bu Kanun’un 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” düzenlemelerinin bulunmaktadır.
Mahkemece davacının borçlanma hakkı 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanun’un Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar başlıklı 28 inci maddesine dayandırılmıştır. Maddede – “ (Değişik: 09.05.2012-6304/14 md.) (1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır. (2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler.” hükmü bulunmaktadır. Bu maddede davacıya borçlanma hakkı verilmesine yönelik bir hukuki düzenleme bulunmadığı, aksine davacının durumunun maddede belirtilen istisnalara girdiği dikkate alınmamıştır.
Dosya kapsamına göre; davacının kocasının öldüğü, davacı Türk vatandaşlığından 16.07.2014 tarihinde izinle çıktığı, davacının kocasının sağlığında Kuruma müracaat etmediği yurt dışı çalışmalarının borçlanılmasına yönelik talepte bulunmadığı, kendisine herhangi bir aylık bağlanmadığı, yani davacının murisi kocasından dolayı aylık alma noktasında herhangi bir kazanılmış hakkının bulunmadığı açıktır.
5901 sayılı Kanunda Türk vatandaşlığından izinle çıkanların Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmasının istisnası milli güvenlik ve kamu düzenine ilişkin hükümler olduğu belirtilmiştir. Sosyal güvenliğin sigortalılığa ilişkin hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakların ise saklı olduğu, hakların kullanılmasının ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Davacının sosyal güvenlik kapsamında herhangi bir kazanılmış hakkı olmadığından davacının borçlanma hakkı bulunmayacaktır.
Davacının borçlanma talebi 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmekte olup, 5901 sayılı Türk Vatandaşlık Kanununa göre özel kanun niteliğindedir. Yani 3201 sayıl Kanun’un uygulama önceliği bulunmaktadır. Kanun’un 3 üncü maddesinde açıkça Türk vatandaşlarının bu hakka sahip olduğu belirtilmiştir. Kanunu bu açık düzenlenmesinin başka türlü yorumlanması mümkün değildir. 3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde kanun koyucu “Türk vatandaşlığından izinle çıkanlar” ibaresini kullanmış olup; bu ibareyi 3 üncü maddede kullanmamış olması maddenin değişiklik tarihi de dikkate alındığında bu hakkı sadece “Türk vatandaşlarına” tanımayı amaçladığının göstergesidir.
Somut olayda da, davacının borçlanma tarihinde Türk vatandaşı olmadığı açık olup, sosyal güvenliğe yönelik kazanılmış hakkı bulunmayan, özel kanun niteliğindeki 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma hakkına sahip olmayan davacı yönünden Kurum işlemi kanuna uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu bu nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.