YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7288
KARAR NO : 2023/6540
KARAR TARİHİ : 08.11.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/149 Esas, 2022/586 Karar
HÜKÜM :Davanın Reddi
BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAH. 2010/700 ESAS
HÜKÜM :Davanın Kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın usulden reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı banka ile … Gıda İnş. Emlak San. ve Tic. A.Ş. (”… Gıda”) arasında davalı ile dava dışı …’nin müşterek borçlu ve müteselsil kefaletiyle 15.12.2004 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda borçlu firmaya kredi kullandırıldığı, ödeme yapılmaması üzerine kredi hesabının 04.09.2008 yılında kat edildiği, davalıya 05.09.2008 tarihinde noter aracılığı ile ihtarname ile bildirildiği, borcun ödenmemesi üzerine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yetkiye, borca ve faize itiraz edildiğini, itirazlarının haksız olduğunu, itirazın süresinde yapılmadığını belirterek itirazın iptaline, davalı aleyhine %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili, davalı tarafından kefaleti olduğu gerekçesiyle davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının da davalı banka yetkilileri ile görüşerek kefaletinin ve borcunun olmadığına yönelik ihtarname keşide ettiğini, akabinde suç duyurusunda bulunduğunu, buna rağmen davalının davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattığını, davacının evine haciz gelmesi üzerine takipten haberdar olduğunu ve tebligatın iptali amacıyla dava açtığını, davacı tarafından hiç bir sözleşme imzalanmamasına rağmen davalının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını ileri sürerek davanın itirazın iptali davası ile birleştirilmesine, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından başlatılan icra takibinde iki ödeme emri gönderildiği, yasaya uygun olmamaları nedeniyle takipten haciz anında haberdar olduklarını, ödeme emirlerinin iptali için dava açtıklarını, … Gıda’ya kefil oldukları iddialarının gerçek olmadığını, kredi sözleşmesine taraf olmadıkları için sözleşmede yer alan yetkiye dair maddenin kendilerini bağlamayacağını, … Gıda şirketinin 2001-2005 yılları arasında hissedarı olduğu, 27.06.2005 yılında hisselerini …’ye devrettiğini, bundan sonra şirketle herhangi bağı kalmadığını, ortaklığı döneminde de bankaya ait kredi sözleşmesine imza atmadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, %60 faizin yüksek olduğunu belirterek davanın reddini, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili, davacının dava dışı şirketin hakim ortağı olup kredi sözleşmesinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 08.10.2012 tarih 2011/67 E. ve 2012/207 K. sayılı kararı ile asıl davada davalının süresinden sonra itiraz ettiğinin kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olduğu, süresinde ödeme emrine itiraz edilmediğinden takip kesinleşmiş olup, kesinleşen icra takibine karşı dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle asıl davanın reddine, takip dayanağı sözleşmedeki imza davalıya ait olmadığından davacının tazminat talebinin reddine, davalının haksız olarak davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına, birleşen menfi tespit davasına konu genel kredi sözleşmesindeki kefil sıfatıyla atılan imzanın birleşen davada davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden birleşen davanın kabulü ile birleşen davada davacının davalıya icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, imzanın davacıya ait olmadığı yargılama neticesinde anlaşılmakla birlikte takip yapıldığı sırada davalı bankanın haksız olduğu kanıtlanamadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 14.11.2018 tarih, 2017/4600 E. ve 2018/5803 K. sayılı kararıyla asıl davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine karşın davalı aleyhine vekalet ücreti, yargılama gideri ve harç verilmesi doğru görülmediği, birleşen dava yönünden, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelemeye esas mukayese belgelerin fotokopi belgeler olduğu, fotokopi belgelere dayanılarak hazırlanan raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, yerel mahkemece davanın konusunu teşkil eden genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten önceki davacının samimi imzasını içerir belge asıllarının ilgili kurumlardan celbi ile huzurda alınan imza asılları ve bu belgeler incelenmek sureti ile rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden dava konusu icra dosyasına süresine yapılmış bir itiraz bulunmadığından hukuki yarar yokluğuna dayalı dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava ve icra takip konusu kredi sözleşmesinde imzanın aidiyeti yargılamayı gerektirdiğinden davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, yargılama giderinin davacıya tahmiline, birleşen dava yönünden davanın kabulüne davacının İstanbul 1. İcra Dairesi 2008/17511 E. sayılı dosyası yönünden davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, dava ve icra takip konusu kredi sözleşmesinde imzanın aidiyeti yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; itiraz yok hükmünde ise ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, birleşen davada ise 12 adet mukayese imza evrakının 8 adetinin fotokopiden ibaret olduğunu bu nedenle Yargıtay ilamı doğrultusunda alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen dava yönünden dava ve icra takip konusu kredi sözleşmesinde imzanın aidiyeti yargılamayı gerektirdiğinden kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bankanın sözleşme imza sırasında kimlik kontrolü yapmak zorunda olduğu yükümlülüğünü yerine getirmediği, konulan hacizler neticesinde maddi manevi zarara uğradığını, karşı tarafın kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada Genel Kredi sözleşmesine kefil olduğu iddia edilen davalı …’ın borcunu ödememesinden kaynaklanan takibe yapılan itirazın iptali, birleşen dava yönünden ise, davacı … tarafından açılan Genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 inci ve 72 inci maddeleri
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliye yükletilmesine,
… harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.