Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/2720 E. 2023/5045 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2720
KARAR NO : 2023/5045
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/99 E., 2021/151 K.
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, … İli …ilçesi…Köyü,…mevkiinde babasına ait olan ve 50 yılı aşkın süreyle ev, müştemilatı, arsa ve bahçe olarak kullandığı taşınmazın babasının ölümü ve diğer mirasçıların onayı ile davacıya geçtiğini, kadastro sırasında bu taşınmazın 102 ada 146 parsel numarasıyla adına tespit gördüğünü, babasından kalan alanın bir kısmının 146 parselde bir kısmının da davalı adına olan 102 ada 147 parselde tespit gördüğünü, davalı adına tespit gören yeri ölen babasının özel harmanyeri olarak nizasız ve fasılasız kullandığını, sonrasında davacının kullanmaya devam ettiğini, 102 ada 147 parsel numaralı taşınmazın davacıya ait kısmının tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacının tek başına dava ehliyeti olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, 102 ada 147 parselin 132,08 metrekare olarak adına tespit edildiğini, dava konusu kısmın davacının babası tarafından senede bir gün kullanıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.05.2016 tarih ve 2014/171 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararı ile, zeminde balıksırtı olacak şekilde iki taşınmazı ayıran taşın sınır olarak taraflarca daha önce kabul gördüğü ve sınırın buna göre oluşturulduğu kabul edilerek kadastro bilirkişisinin 16.05.2016 tarihli raporuna ek krokide (A) harfi ile belirlenen taşınmazın davacıya ait olacağı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2016/16912 Esas, 2020/3128 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiş, davacının karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2021/847 Esas, 2021/4217 Karar sayılı kararıyla, senet tanıklarının eylemli beyanlarına göre 102 ada 147 parselin (C) harfiyle gösterilen bölümü yönüyle davanın kabulüne karar verilmesi düşünülmeksizin, taşınmazın arsa niteliğinde bulunduğu ve taraflar arasında düzenlenen senedin kapsamı gözden kaçırılmak suretiyle bozulduğu açıklanarak, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne 17.09.2020 tarih 2016/16912-2020/3128 Esas, Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına ve kararın değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18.11.2021 tarihli ve 2021/99 Esas, 2021/151 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 102 ada 147 parselin (C) harfi ile gösterilen bölümü yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapulu yeri olduğunu, çekişmeli taşınmazı yıllardır nizasız bir şekilde kullandığını, eskiden taşınmazlar dedeleri tarafından taksim edilirken kardeşler arası paylaşımda şu an oturduğu ev yeri az geldiği için dava konusu yerde de hisse verilerek eksikliğin tamamlandığını, davacının tespit edilen sınıra hiçbir itirazının olmadığını, yıllar sonra bu yerin kendi evine bitişik olması nedeniyle satın almak istediğini, fiyatta anlaşamadıklarını, bu durumun tanık beyanlarında belirtilmesine rağmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını, davaya dayanak gösterilen senedi hazırlayan ve altında imzası bulunan davacının da eniştesi olan Ömer Kaya’nın yerin davalıya ait olduğunu, saman boşaltmak için yol hakkı verildiğini beyan ettiğini, davacının öz ablası Ayşe Kaya’nın mahalli bilirkişiliğine dahi itiraz ettiğini, bunun sebebinin bu kişinin yemin edeceği için doğru söyleyeceğini, tanıkların davaya konu senetteki yeri gösterirken farklı farklı beyanda bulunduğunu, buna göre davacıya ait evden ölçümlerin 4, 7, 9 metrelik mesafelerde yapıldığını, üç ayrı kroki ve hesaplama yapıldığını, davanın dava şartı yokluğu yada esastan reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2016/16912 Esas, 2020/3128 Karar sayılı kararının doğru olduğunu, Mahkemece kararda, taşınmazın 36 metrekarelik kısmı yönünden kabul karar verildiğini, kısa ve gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne denilmesi gerekirken, kabulüne denilmesinin doğru olmadığını, buna göre davalı lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacı vekili katılma yolu ile sunduğu temyiz dilekçesinde; Yargıtay ilamı ve tüm dosya kapsamı ile dava konusu edilen yerin arsa vasfında olduğunun sabit olduğunu, ancak karar düzeltme sonucu verilen bozma kararında belirtildiği şekilde 102 ada 147 parselin (C) harfiyle gösterilen bölümü yönüyle davanın kabulüne karar verilmesi ve davacı tanığı … Yılmaz’ın beyanı esas alınarak yazılı sekilde hüküm kurulmasının doğru bulunmadığını, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 70,13 metrekare lik kısmın tapusunun iptali ile 146 parselle birleştirilerek adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene miras yoluyla intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 15 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılmakla; davacının katılma yolu ile sunduğu temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve davalı vekilinin sair temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3.Ancak, davanın kısmen kabulü durumunda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti tayini gerekeceği açık olup, Mahkemece bu konuda bir karar verilmemiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

3.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının vekalet ücreti yönünden kabulü ile hükmün 8 inci bendinden sonra gelmek üzere “9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13/2, 3 üncü maddeleri uyarınca 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresi yazılmak suretiyle hükmün 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 438/7 nci maddesi uyarınca bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Alınan peşin harcın istek halinde ilgililerine iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.