Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/8535 E. 2023/10252 K. 25.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/8535
KARAR NO : 2023/10252
KARAR TARİHİ : 25.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2013/704 E., 2022/472 K.
KARAR : Red

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının davalıdan tahsili davasında davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, Diyarbakır İl Müdürlüklerinin… Bağ-Kur sigorta sicil numarasında kayıtlı …’ın kurumlarından almış olduğu emekli aylığı, Teftiş Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 15.05.2008 tarih ve 1 sayılı rapor doğrultusunda davalı sigortalının Bismil Mal Müdürlüğündeki kayıtlarının usulsüz olması nedeniyle iptal edildiğini, davalı sigortalı hakkında suç duyurusunda bulnmaları nedeniyle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 2009/394 sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile davalı tarafından haksız yere çekilen 34.884,08 TL’nin 01.11.1996 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Müvekkilinin Bağ-Kur’a yapmış olduğu prim ödemeleri ve toplu ödeme sonucu emekliliğe hak kazandığını, yapılan işlemlerin Kurum tarafından yapıldığını müvekkilinin kusuru olmadığını idare kendi kusurundan ötürü emekliliğini iptal edemeyeceğini, müvekkilinin kamu kurumunu dolandırma kastı olmadığını, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığını, ceza davasının neticesinin beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2012 tarih, E.2009/1085, K.2012/124 sayılı kararıyla; ” davacı SGK’nın Bismil Mal Müdürlüğü’ nden alınan kayıtlara istinaden 10.11.1982 tarihinden itibaren vergi mükellefi olduğu davacı Kurum tarafından resen tescil edilmiştir. Davalının bu tescil bildiriminde her hangi bir kötü niyetinin bulunmadığı, Kurumu yanıltmadığı dosyadaki bilgi, belge ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 18.04.2013 tarih ve E.2012/13162, K.2013/8336 sayılı kararında; “…Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlara göre, söz konusu olayda BK’nin 63 üncü maddesinin uygulama kabiliyetinin bulunmadığının gözetilmediği, davalının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığına esas alınan 10.11.1982 – 30.11.1995 tarihleri arasındaki vergi kaydının gerçeğe aykırılığı ile buna göre bu tarihler arasındaki zorunlu sigortalığının geçerliliği hususunda yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, sahtecilik iddiasına dayalı olarak davalı hakkında yürütülen soruşturmanın veya varsa kovuşturmanın akıbetinin araştırılmadığı, varılacak sonuca göre 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin açık hükmü çerçevesinde, davalının iade yükümlüğünün belirlenmediği görülmüştür. ” gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi müteveffanın kötüniyeti tespit edilememiştir. Müteveffanın sigortalılığı kurum tarafından resen tescil edilmiştir. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılama sonucunda da mahkumiyet kararı çıkmamış düşme kararı verilmiştir. Bu durumda Kurumun kendi hatası nedeni ile ödenen aylıkları ancak 5 yıl içinde isteyebileceği davacı Kurumun istediği aylıkların tespit tarihinden geriye doğru 5 yılı aştığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili; alacağın zamanaşımına uğramadığını belirterek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesi,

3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

2.5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinde yersiz ödemelerin geri alınması düzenlenmiştir. Anılan maddiye göre; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”

3-Eldeki davada ise, Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuş fakat bozma gereği yerine getirilmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin açık hükmü çerçevesinde, davalının iade yükümlüğünün belirlenmediği önceki bozma ilamında açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Mahkemece 5510 sayılı Kanun’un 96/a maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak alacağın zamanaşımına uğradığı değerlendirilmiş ise de, iptal edilen ve davalıya ödenen aylıklar döneminin 01.11.1996-01.09.2009 olduğunun bildirildiği, dava tarihinin 08.10.2009 olduğu gözetildiğinde 5510 Sayılı Kanun’un 96/b maddesi kapsamında son 5 yılın bu kapsamda talep edilebileceği gözetildiğinde, anılan gerekçe ile ret kararı verilmesi çelişkili olup bozma nedenidir.

3.Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar ve önceki bozma ilamı içeriği de gözetilerek, bozma gereği sahte evrak düzenlenmesi ve bu sahte belgenin sigortalı tarafından verilmemesi karşısında, 5510 sayılı Kanun’un 96/b maddesi kapsamında Kurumun hatalı işlemi tespit tarihine göre geriye doğru en fazla 5 yıllık alacak hüküm altına alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,

25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.