Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7655 E. 2023/9316 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7655
KARAR NO : 2023/9316
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2114 E., 2023/783 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/209 E., 2021/311 K.

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptaline ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin Turgut Özal Düşünce ve Hamle Vakfı bünyesinde kurulan Turgut Özal Tıp Fakültesi Hastanesinin 2015 Şubat tarihinde mütevelli heyet üyesi olduğunu, bu üyeliğinin kayyum atanma tarihi olan 28.06.2016 tarihine kadar devam ettiğini, ardından üniversitenin 23.07.2016 tarihinde 667 sayılı KHK ile kapatıldığını, 18.07.2019 tarihinde davacıya tebliğ edilen ödeme emirleri ile Turgut Özel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 2019/1, 2010/6, 2016/6, 2016/7 dönemlerine ilişkin işsizlik, 2016/4, 5, 6, 8 ve 2018/6-7 dönemlerine ait damga vergi borçları ile 2016/7 dönemine ait prim borcunun iki defa düzenlenen ve tebliğ edilen ödeme emirleri ile istendiğini, ihtilaf konusu ödeme emirleri içeriği borçların neredeyse tamamının davacının mütevelli heyet üyesi olduğu dönem dışında olduğunu, kanuni temsilci sıfatı bulunmadığından borçlardan sorumlu olmayacağını, müvekkilinin kanunun temsilci olduğunun kabul edilse dahi sorumluluğunun tali ikinci bir sorumluluk olup öncelikle asıl borçlu üniversiteden tahsil edilmemesi halinde sorumluluğu yoluna gidilebileceğini, üniversite hakkında takip işlemleri yapılmadan ödeme emri düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, KHK gereği devir alınan kurumun borçlarının devir anındaki mal varlığı ile sınırlı olmak üzere gerçek alıcılar tarafından talep edilmesi halinde ödenmesi gerektiğini, asıl borçlu üniversitenin borcu karşılayacak mal varlığının bulunduğunu beyan ederek 2018/16170, 16171, 16172, 2016/68872, 68873, 68505, 68506 nolu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, kurumca tesis edilen işlemlerin kanun ve mevzuata uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davacının, dava dışı hastanenin borçlarından sorumlu olabilmesi için borcun tahakkuk ettiği tarihlerde en azından temsilci sıfatının bulunması veya bir anonim şirketinin yönetim kurulu üyesi olması gerekmektedir.

Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezinin 11.08.2021 tarihli yazısında, dava dışı borçlu Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin Vakıf niteliğinde olduğu, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 10.12.2020 tarihli yazısında ise davacının 17.11.2015 tarihinden vakfın kapatılma tarihi olan 23.07.2016 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, belirtilmiştir.

Mahkememizce yapılan değerlendirilmelere göre; davanın yasal sürede açıldığı, davacının dava dışı hastanenin vakıf niteliğinde olması nedeni ile sorumluluğunun kabul edilebilmesi için temsil ve ilzam yetkisine sahip olması gerektiği, davacının vakfın yönetim kurulu başkanı olmadığı, yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, mütevelli heyetini gösterir belgede temsilciler arasında yer almadığından takibe konu borçlar yönünden sorumluluğunun bulunmadığı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunduğu” gerekçesiyle;

“1-Davanın kabulüne,
2-Ulucanlar SGK tarafından başlatılan 2018/016170, 2018/016171, 2018/016172, 2016/068872, 2016/068873, 2016/068505, 2016/068506 sayılı takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin davacı yönünden iptaline” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Dosya kapsamından davacının dava dışı borçlu Turgut Özal Üniversitesi’nin mütevelli heyetinde yer aldığı, Turgut Özal Üniversitesi adına tescilli 376 969.06 sicil numaralı işyerinin Kuruma olan borçları nedeniyle 2016/68506-68505- 68872-68873-, 2018/16170-16171-16172 takip numaralı ödeme emirlerinin borçlu üniversitenin mütevelli heyetinde yer alması nedeniyle müteselsil sorumlu olduğu gerekçesi davacıya gönderildiği, ödeme emirlerinin 18.07.2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının süresinde 23.07.2019 tarihinde iş bu davayı açtığı, davacıya temsil ve ilzam yetkisi verilmediği anlaşılmaktadır.

Davacının dava dışı borçlu üniversitenin mütevelli heyetinde yer aldığı, yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından davacının bu ödeme emirlerine konu borçtan sorumlu olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum, istinaf dilekçesindeki gerekçeleri öne sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun’un 35 inci mükerrer 35 inci mülga 506 sayılı Kanun’un 80 inci ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesinde düzenlenmiştir.

506 sayılı Kanun’un 80/12 nci maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanun’un 88/20 nci maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 80/11 inci maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.

Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere “üst düzey yönetici” kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 317 nci maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez.

5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun’un 88 inci maddesinin 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanun’un 88/20 nci maddesi ile “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.

Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.

Ayrıca belirtilmelidir ki davanın yasal dayanaklarından olan, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35 inci maddesinde ise asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; sorumluluk bakımından, 6183 sayılı Kanun’un, 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre genel Kanun niteliği dikkate alınmalı ve özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddedeki şartlar bakımından davacı hakkında öncelikle değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.

3. Değerlendirme
Eldeki davada, davacının dava dışı hastanenin vakıf niteliğinde olması nedeni ile sorumluluğunun kabul edilebilmesi için temsil ve ilzam yetkisine sahip olması gerektiği, davacının vakfın yönetim kurulu başkanı olmadığı, yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, mütevelli heyetini gösterir belgede temsilciler arasında yer almadığından takibe konu borçlar yönünden sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de söz konusu kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Davaya konu 7 adet ödeme emrinin dava dışı Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi işyerine ait olduğu, söz konusu işyerinin 23.07.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, davacının işyerinin Yönetim Kurulu Başkanı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacıya 2009/1-2018/7 dönemlerine ait ödeme emirleri gönderildiği; davacının 06.10.2015 tarihinde davacının Turgut Özal Üniversitesi Eğitim A.Ş.’nin 06.10.2015 tarihli esas sözleşmesiyle 3 yıllığına Yönetim Kurulu üyesi olarak ve ilk 1 yıl için Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildiği ve şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmakla; Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi işyerinin davacının Yönetim Kurulu üyesi olduğu Turgut Özal Üniversitesi Eğitim A.Ş.ye ait olması halinde davacının Yönetim Kurulu üyesi olduğu dönemlerden sorumlu olduğu hususu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunuın esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.