Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3729 E. 2019/5741 K. 11.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3729
KARAR NO : 2019/5741
KARAR TARİHİ : 11.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddini karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, maliki olduğu 162 ada 7 parsel … taşınmazın ve üzerinde bulunan muhdesatın bir kısmının davalı tarafından işgal edildiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya konu binanın başka bir taşınmazda kaldığı, 162 ada 7 parsele ise anılan yapının taştığını bundan dolayı ecrimisil istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapının yıkıldığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle de ecrimisil isteğinin kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, tarla nitelikli 162 ada 7 parsel … taşınmazın davacıya ait olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde üzerindeki binanın … oğlu … …e aittir şeklinde şerh bulunduğu, muhdesat sahibinin tarafların mirasbırakanı olduğu, … … mirasçıları arasında görülen … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/629 Esas, 1999/106 Karar … ortaklığın giderilmesi davası ile aynen taksime karar verildiği, çekişmeli taşınmazın davacı adına tescil edildiği ancak üzerindeki muhdesat nedeniyle değer fazlalığının davacı tarafından diğer mirasçılara ödenmesine karar verildiği, 7 parsel … taşınmazın üzerinde 3 katlı bina bulunduğu, binanın bodrum ve zemin katının davalı tarafından kullanıldığı ancak binanın 30m²’sinin dava konusu parselde kaldığı geriye kalan 88m²’sinin ise kadastro paftsındaki yola tecavüzlü olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; binanın 30m²’lik kısmının 7 parsel … taşınmazda kaldığı, diğer kısımlarının paftada yol olarak kalan kısımda yer aldığı, davalının muhdesatın bodrum ve zemin katlarını kullandığı, çekişmeli taşınmaza başkaca bir müdahalesinin ıspatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davalının, çekişme konusu taşınmazın 30,84 m²’lik kısmına elattığı gözetilerek bu alan üzerinden hesap edilen ecrimisilin karar altına alınması gerekirken binanın tümü 7 parsel … taşınmazda kalıyormuş gibi bodrum ve zemin katlarının kira geliri üzerinden belirlenen ecrimisile karar verilmesi doğru değildir.
2. Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 … İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 … kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı,tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 08.11.2008 ile 08.11.2013 tarihleri arasında belirlenen ecrimisil için; 2013 tarihinde tespit edilen kira bedeline ÜFE artış oranlarının geriye yönelik uygulanması sonucu ecrimisil hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; yukarıda yazılı ilkeler gözetilerek, ilk dönem olan 2008 yılı için belirlenen/belirlenecek ecrimisile sonraki dönemler için ÜFE artış oranlarının yansıtılması sonucu tespit edilen ecrimisilin karar altına alınması gerekirken hatalı bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 … HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 … HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.