YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3597
KARAR NO : 2023/10181
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/314 E., 2022/321 K.
HÜKÜM/KARAR : Bozma / Red
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu … hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 07.02.2014 tarihinde davalı …’e sattığını belirterek , bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı raiç değerden satın aldığını, daha sonra borçluya kiraladığını, borç ilişkisinden haberdar olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … , cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.07.2015 tarihli ve 2015/72 Esas, 2015/614 Karar sayılı kararı ile taşınmazın satışına rağmen borçlunun oturmaya devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 21.06.2022 tarihli ve 2021/26679 Esas, 2022/9197 Karar sayılı ilamı ile; “…Dava konusu taşınmaz, tapuda 45.000,00 TL’ye alınmış, bilirkişi taşınmazın rayiç değerini 70.000,00 TL olarak belirlemiştir. Bu hali ile ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmamaktadır. Davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında akrabalık ve yakınlık olduğu iddia ve ispat edilememiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 07.02.2014 tarihindeki satışına rağmen 24.10.2014 tarihindeki hacizde borçlunun oturmaya devam etmesi olgusu, danışıklı işlem olarak nitelendirilmiş ise de davalı üçüncü kişi borçlunun dava konusu taşınmazda kira ilişkisi nedeni ile oturmaya devam ettiğini, daha sonra kira bedelini ödemediği için ihtar çekerek tahliye davası açtığını ve borçlunun tahliyesine karar verildiğini ileri sürmüştür. Celp edilen tahliye kararına ilişkin dosyanın incelenmesinden, mahkemece verilen tahliye kararından sonra borçlunun taşınmazı 23.11.2016 tarihinde tahliye ederek teslim ettiği anlaşılmıştır. Bu halde, borçlunun taşınmazda oturmaya devam etmesi olgusunun tarafların danışıklı işlemi olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından ve üçüncü kişinin İİK’nın 280/1. maddesi anlamında borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğu da ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur..” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; satışın borcun doğumundan sonra gerçekleştiğini, satıştan sonra borçlunun taşınmazda oturmasının muvazaayı gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.