Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/4552 E. 2013/23860 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4552
KARAR NO : 2013/23860
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak
Hüküm : Beraat

Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekmekte olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (TC kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgilerin, TCK’nın 136. maddesi kapsamında “kişisel veri” olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün; maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğuracağı, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerektiği;
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; sanığın Didim ilçesinde emlakçılık yaptığı, olay tarihinde katılanın aldığı evde aracılık yaptığı, konut kredisi işlemleri için birlikte Didim Finansbank şubesine gittikleri, burada kredi işlemleri için e-devlet şifresi gerektiğinin söylenmesi üzerine, PTT-Altınkum şubesine giderek, katılan adına e-devlet şifresi aldıkları, kredi işlemleri tamamlandıktan sonra, katılanın, maaş hesabının PTT şubesinden konut kredisi çektiği banka şubesine aktarıldığını öğrenmesi üzerine, sanığın kendisine ait e-devlet şifresini alarak geri vermediği ve şifresini değiştirdiği iddiasıyla sanık hakkında şikayetçi olduğu olayda, mahkemece PTT şubesine yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda e-devlet şifresinin katılan tarafından alındığının bildirildiği, yapılan yargılama sonunda, katılanın iddia ettiği gibi, şifrenin sanık tarafından alındığı ve değiştirildiği konusunda, savunmanın aksine, sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılanın, sanığın, kendisine ait e-devlet şifresini izinsiz şekilde alarak PTT’den aldığı emekli aylığını özel bir bankaya taşıdığına, suçun unsurlarının oluştuğuna ve sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.