Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/5920 E. 2012/10801 K. 08.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5920
KARAR NO : 2012/10801
KARAR TARİHİ : 08.05.2012

İmar kirliliğine sebep olmak suçundan şüpheliler …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/04/2009 tarihli ve 2009/4288 soruşturma, 2009/5460 … kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 07/09/2009 tarihli ve 2009/860 değişik iş … kararının Adalet Bakanlığınca 30.01.2012 gün ve 1595/5512 … yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve 39608 … istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre; Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21/04/2009 tarihli ve 2009/4288 soruşturma, 2009/5460 … kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şüphelileri arasında …’nın isminin sehven iki kez yazıldığı. … …’nın ise isminin yazılmadığı ancak, söz konusu kararın içeriğinde … … hakkında da üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve böylece yapılan hatanın maddi hata olduğunun değerlendirilerek dosyanın yapılan incelenmesinde; 5237 … … Ceza Kanunu’nun 184/5. maddesi uyarınca binanın İmar planına ve ruhsata uygun hâle getirilmesi sebebiyle suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle şüphelilerin ifadesi almak dışında hiçbir araştırma yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 … Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4, Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 … ilâmında da belirtildiği üzere. Cumhuriyet savcısının 5271 … Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 … Ceza Yargılama Yasasının 160. maddesinin 1.fıkrasında “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir halı öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 2. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. Maddesinin 2. fıkrasında, ” Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 173. maddesinin 3.fıkrasında ise ” Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Sulh Ceza Hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder.” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada; şüpheliler …, … …, … ve … … hakkında Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/04/2009 tarih ve 2009/4288 soruşturma, 2009/5460 nolu kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmektedir. Yakınan Hazine vekilinin takipsizlik kararına yaptığı itiraz … 3. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Şüpheli … Akıcının isminin kararda iki kez yazılması ve şüpheli … …’nın isminin karar başlığında bulunmaması maddi hata olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede: şüphelilerin ifadesinin alınması dışında hiçbir araştırma işlemi yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki, itiraz merciinin soruşturma eksikliğini gözetmeden verdiği itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğu açıktır. Somut olayda, C.Y.Y.’nın 160. maddesinin Cumhuriyet Savcısına yüklediği maddi gerçeği araştırma sorumluluğunun gereği, Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilmemiştir. Ancak bu durumda soruşturmanın hangi merci tarafından yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Y.C.G.K.’nun, 4.12.2007 tarih ve 2007/247-257 … kararında özetle “Cumhuriyet savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımla soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu C.Y.Y.’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır.” denilerek soruşturma eksikliğinin nasıl giderilmesi gerektiği gösterilmiştir. Yapılan açıklamalara göre itiraz merciinin, itirazı kabul edip dosyayı soruşturmayı tamamlaması için Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi hukuka uygun olacaktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği istem yazısındaki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, imar kirliliğine neden olma suçundan şüpheliler …, … …, … ve … … hakkında … 3.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilip kesinleşen 07.09.2009 gün ve 2009/952 D.İş – 2009/860 Müt. … kararın, C.Y.Y’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.