Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/8705 E. 2023/6456 K. 18.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8705
KARAR NO : 2023/6456
KARAR TARİHİ : 18.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/220 E., 2023/315 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz üzerine verilen ek kararın çocuğun nitelikli cinsel istismarı yönünden, bu hükmün temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle yok hükmünde kabul edilerek ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden yapılan incelemede ise; verilen ek kararda 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü hükmün uygulanması suretiyle karar değiştirildiğinden bu kararın da artık temyize tabi olduğu anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükmümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli ve 2022/138 Esas, 2022/242 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen esastan ret kararına Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz üzerine verilen, 28.02.2023 tarihli ve 2023/220 Esas, 2023/315 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın işlemiş olduğu suç nedeniyle üst hadden cezalandırılması gerektiğine, hakkında taktiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, kurum lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mağdurenin beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna ve müvekkilinin beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanık …, olay gününden bir kaç ay öncesinde, mağdureyi ve ailesini gözlemleyerek, araştırma yaptarak hakkında bilgi sahibi olduğu, evini öğrendiği, bir kaç kere konuşmak istediği ancak cesaret edemediği, olay günü de … Kalesi civarında kardeşi ile birlikte gezen mağdureyi görüp yanına giderek kendisini tanıttığı ve gezmeye başladıkları, bir vakit sonra mağdurenin kardeşinin yanlarından ayrılmasını sağladıktan sonra ticari taksi ile mağdureyi … Köyünde bulunan evlerine götürdüğü, burada bir kaç saat yalnız kaldıklarında sanığın alkol aldığı ve mağdure ile cinsel birliktelik yaşayarak mağdureyi istismar ettiği, sanık tüm aşamalarda mağdure ile cinsel birliktelik yaşadığnı inkar etmediği, ancak mağdurenin kendisini “19 yaşında” olarak söylediğini iddia ederek suçlamaları kabul etmediği, bu savunmalarının aksine olarak mağdure ile köydeki evinde cinsel birliktelik yaşadıktan sonrasında, köyden tanıdığı …’yi çağırarak mağdur ile birlikte …’deki aile evine gelerek, mağdure ile evlenmek istediğini söylediğinde; “ailesinin mağdurun yaşı küçük olması nedeniyle kabul etmemesi” nedeniyle mağdure ile birlikte evden ayrıldıkları, sonrasında sanık mağdureyi evinin yakınlarında bırakarak tekrar … köyüne döndüğü, somut olayda her ne kadar sanık mağdurenin kendisine yaşını 19 olarak söylediğini ve rızası ile birliktelik yaşadığını beyan etmişse de sanığın mağdure ile tanışmadan bir kaç ay öncesinde, mağdureyi ve ailesini gözlemleyerek, araştırma yaparak hakkında bilgi sahibi olduğu, evini öğrendiği ve mağdurenin fiziksel görünüşünün de kimlik yaşına uygun olduğunun gözlemlenmesi karşısında sanığın mağdurenin yaşını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın beyanlarının üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, tam bir vicdani kanaat ile kabul edilen olayda, Mahkememizin 2021/215 esas 2022/30 karar ve 11/02/2022 tarihli kararıyla, sanık … hakkında nitelikli cinsel istismar ve nitelikli olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hüküm kurulup ceza verildiği,
Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 3.Ceza Dairesinin 2021/1444 Esas 2021/1718 Karar 01/10/2021 Tarihli kararıyla sanık … hakkındaki cezanın bozulduğu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi, 3. Ceza Dairesi’nin 2022/883 E-2022/998 K. Sayılı 13/05/2022 tarihli kararı ile Mahkememiz tarafından sanık … hakkında TCK 103/2 ve 109/1maddeleri kapsamında yargılaması yapılarak mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında TCK 109/1 açısından değerlendirme yapılmadığı, sadece TCK 103/2. Maddesi açısından değerlendirme yapılarak sanığın TCK’nın 30 . Maddesinde düzenlenen hata hükümlerinden yararlanıp yararlanamaması hususunda mernis doğum tutanağı ile yetinilmeden, mağdurenin mahkeme tarafından gözlemlenmesi, yaşı konusunda Adli Tıptan raporu alınması gerektiğinden bahisle, bozulması akabinde, bozma ilamına uyulmasına oy birliği ile karar verilerek, sanık hakkındaki her iki suç açısından da yargılamaya başlanıldığı,
Bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılamada; mağdurenin kemik yaşının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’na sevki ile rapor hazırlanmasının istenildiği, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu’nun 14 Kasım 2022 -3894 tarih – sayı no’lu raporunda; “19/092022 tarihinde çekildiği bildirilen grafilerin Kurulumuzca yapılan radyolojik kemik yaşı değerlendirmesinde; genetik, hormonal, coğrafik yaşam alanı, beslenme farklılıkları gibi etkenlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilmekle birlikte, Gök ve Greulich&Pyle atlasları referanslarına göre; … ve Şadiye kızı, …’un, 30/11/2006 olarak belgelenen doğum kaydına uygun gelişim gösterdiği, olay tarihinde (09/11/2020) -13- yaşını bitirmiş olup, 14 (ondört) yaşı içerisinde olduğu ve -14- yaşını bitirmediğinin oy birliğiyle kabulü ile mütalaa edilmiştir.” şeklinde rapor sunulduğu, mahkememizin 12/10/2022 tarihli 2. Nolu celsesinde, duruşma günü itibariyle; “mağdure …’un mahkeme gözleminde 16 yaşında gösterdiği, yaşından büyük veya küçük göstermediği, boy ve kilosunun yaşı ile uyumlu olduğu,” şeklinde bozma ilamındaki eksiklikler tamamlandığı, her iki hususun ile birlikte mağdurenin hastane doğumlu olması da bir arada değerlendirildiğinde, olay tarihi itibariyle mağdurenin 14 yaş içerisinde bulunduğu, boy kilo ve görünüm olarak da mağdurenin yaşında tereddüte düşecek bir unsur bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık mağdurun kendi yaşını 15’den büyük söylediğini belirtse de; tanık …’in Huzurdaki Beyanında : “Sanık benim oğlum olur, olay tarihinde bizim evimize mağdurla birlikte geldiler ve evlenmek istediklerini söylediler. Ben mağduru gördüğümde mağdurun yaşının çok küçük olduğunu gördüm. Kendisine kaç yaşında olduğunu sorduğumda ise bana 16 yaşında olduğunu söyledi. Bende 16 yaşından daha küçük gösterdiğini söylediğimde ise bana sen nereden biliyorsun diye tepki gösterdi…” şeklinde beyanda bulunarak aslında sanığın annesi olan tanığın dahi mağduru ilk kez gördüğünde mağdurun 15 yaşından küçük gösterdiğini anladığına dair iş bu beyanı ile mağdurun hastane doğumlu raporlu nüfus kaydındaki yaşı ile uyumlu gelişimine dair tespitlerin doğruluğunu tastik ettiği, yine mağdureyi ve ailesini bir kaç ay araştırarak hakkında bilgi sahibi olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/14-749 E,2015/277 K. Sayılı kararında; “Hastane doğumlu olup suç tarihinde ondört yaşında olan mağdure ile sanığın aynı köyde ikamet ettikleri, iki yıl gibi uzun bir süre arkadaşlık yaparak evlenmeye karar verdikleri, mağdurenin yaşının küçük olması sebebiyle ailesinin evlenmelerine izin vermediği, bunun üzerine mağdure ve sanığın rızaen birlikte kaçıp yirmiyedi gün birlikte yaşadıkları ve bu süre içinde birden çok rızayla cinsel ilişkiye girdikleri olayda; sanığın mağdureyi uzun süredir tanıması ve ailesinin yaşı küçük olduğu için evlenmelerine izin vermediğini bilmesi karşısında, mağdurenin onbeş yaşından küçük olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olup somut olayda TCK’nun 30. maddesinde düzenlenen hata halinin uygulanma şartları mevcut değildir. Bu konuda mahkemece araştırılması gerekli başkaca bir husus da bulunmamaktadır.”, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/14-747 E,2014/129 K. Sayılı kararında; “Sanık aşamalardaki savunmasında mağdureyi onbeş yaşından büyük olarak bildiğini, çünkü mağdurenin kendisine böyle söylediğini belirtmiş ise de, belli bir süre mağdure ile arkadaşlık yapan ve evlenmeye karar veren sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğü yönündeki savunması hayatın olağan akışına uygun değildir. Kaldı ki sağlık ocağında doğmuş olan mağdurenin suç tarihi itibariyle on beş yaşından küçük olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla mahkemece kendiliğinden araştırılması gereken bir husus olmadığı gibi, 5237 sayılı TCK’nun 30. maddesinde düzenlenmiş olan hata halinin uygulanma şartları da mevcut değildir.” ilamları doğrultusunda, aylarca mağduru takip ettiğinine dair soruşturma aşamasındaki ikrarı da bulunan sanığın, aslında mağdurun gerçek yaşını bildiği anlaşıldığından mahkememizce sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanmasının yer olmadığına kanaat edilmiştir.
Tüm ceza dosyası, Samsun Bam bozma ilamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı suçları işlediği sabit görülerek; çocukların cinsel istismarı suçu yönünden: sanık …’in suç tarihinde nüfus kaydına göre 15 yaşından küçük mağdure …’a yönelik vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel istismar suçu sabit görülerek eylemine uyan TCK’nun 103/2 maddesine göre suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saiki bir bütün değerlendirildiğinde alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirir bir neden bulunmadığından takdiren 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek sanığa verilen cezadan TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, anayasa mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı ve 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 Sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklik de gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesinde düzenlenen haklardan ayrı ayrı yoksun bırakılmasına,sanık hakkında 1 yıldan fazla hapis cezasına hükmolunmakla; kısa süreli olmayan bu cezanın 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, koşulları bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 231/5-6 maddesi gereğince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve TCK’nın 51. maddesi gereğince hapis cezanın ertelenmesine yer olmadığına, sanığın adli sicil kaydında İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/404-614 E-K sayılı ilamı ile 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkumiyeti olduğundan sanığın mahkememizden aldığı ceza hakkında TCK’nın 58. maddesine uyarınca sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin kanunda gösterilen şekilde yapılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden: sanık …’in üzerine atılı mağdur …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 109/1 maddesi gereği, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak taktiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu çocuğa karşı işlediği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nun 109/3-f maddesi gereğince cezasından bir kat arttırılarak takdiren 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu mağdereye karşı cinsel amaçlı işlediği sabit olduğundan 5237 sayılı TCK’nun 109/5 maddesi uyarınca 1/2 oranında arttırılarak takdiren 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek verilen cezanın TCK’nun 62 .maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı ve 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 Sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklik de gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesinde düzenlenen haklardan ayrı ayrı yoksun bırakılmasına, sanık hakkında 1 yıldan fazla hapis cezasına hükmolunmakla; kısa süreli olmayan bu cezanın 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, koşulları bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 231/5-6 maddesi gereğince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve TCK’nın 51. maddesi gereğince hapis cezanın ertelenmesine yer olmadığına, sanığın adli sicil kaydında İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/404-614 e-k sayılı ilamı ile 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkumiyeti olduğundan sanığın mahkememizden aldığı ceza hakkında TCK’nın 58. maddesine uyarınca sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin kanunda gösterilen şekilde yapılmasına, sanığın hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti kısıtlama sonucu doğuran tüm haller nedeniyle geçirdiği sürelerin tck’nın 63. maddesi uyarına sanığa verilen cezalarından mahsubuna, tutuklu sanık … hakkında hükmolunan netice ceza miktarları, tutuklulukta geçirdiği süre, tutuklama şartlarında değişiklik olmaması nazara alınarak, sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına, hüküm özetinin sanığın bulunduğu ceza infaz kurumuna gönderilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçesiyle hükümler kurmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltilen kısım haricinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
İlk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmıştır. Ancak; sanığın sabıkasına konu tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.11.2019 tarih ve 2019/404 Esas, 2019/614 Karar sayılı 22.11.2019 tarihinde kesinleşen kararında 5237 sayılı Kanun’un 58. inci maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olmasına rağmen mübrez dosyadaki kararda 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uygulamasında 2. kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmemiş olması kanuna aykırı olup fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarihli ve 2023/220 Esas, 2023/315 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.02.2023 tarihli ve 2023/220 Esas, 2023/315 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “sanığın sabıkasına konu İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.11.2019 tarih ve 2019/404 Esas, 2019/614 Karar sayılı 22.11.2019 tarihinde kesinleşen 1 yıl 8 ay hapis cezası ile sabıkası bulunduğundan sanığa verilen cezanın TCK’nın 58 inci maddesi uyarınca 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.10.2023 tarihinde karar verildi.