Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/6586 E. 2023/6452 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6586
KARAR NO : 2023/6452
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/574 E., 2023/574 K.
SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2023 tarihli ve 2023/47 Esas, 2023/50 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2023/574 Esas, 2023/574 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan … vekili, katılan … vekili, Cumhuriyet savcısı (aleyhe), sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan … vekilinin temyiz istemi; sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan … vekilinin temyiz istemi; sanığın suçu kamu görevlisi sıfatıyla işleyip işlemediğine yönelik araştırma yapılmadığına, fiilin olası kastla öldürme suçunu oluşturacağına, cezadan haksız tahrik indirimi yapılmaması gerektiğine ilişkindir.

3. Sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemi; haksız tahrikin derecesine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Maktul …’ın, olay tarihinde ….. Polis Merkezi Amirliğinde görevli polis memuru olan, gece nöbeti sonrası evine gitmek üzere işten çıkan tanık … ile yolda karşılaştığı ve tanıkla maktulün birlikte kahvaltı ettikleri, kahvaltıdan sonra İstiklâl Caddesi’nde yürürken ……, Sokak’a giren maktulün, saat 09.30 sıralarında olayın gerçekleştiği Taksim 34 isimli eğlence kulübünün önüne geldiği, kulübün dışında bir araca yaslanmış vaziyetteki iki kişiyle bir süre konuştuğu ve tanık …’in de kısa süre sonra maktulün arkasından olay yerine gelmesiyle birlikte maktul …’ın Taksim 34 isimli kulübe girmek için kapıya yöneldiği ancak sanık …’nin de aralarında bulunduğu iş yeri güvenlik personellerinin, maktulün alkollü olması ve kulübün yalnızca Arap müşterilere hizmet vermesi nedeniyle maktulü içeri almak istemedikleri; alkol etkisinde bulunan maktulün, içeri girmekte ısrarcı olduğu ve kendisini polis olarak tanıtarak iş yeri güvenlik personellerine hakaretvari sözler ettiği; “Bir daha farklı gelirim!” diyerek parmak salladığı; bu sırada tanık …’in araya girerek polis kimliğini gösterdiği ve maktul ile kısa bir süre alkol alıp çıkacaklarını söyleyerek kendilerine bir masa ayarlanması hususunda ricada bulunduğu; tanık …’in polis olduğunu anlayan iş yeri güvenlik personellerinin, tanığın ricası üzerine maktulle tanığı içeri aldıkları ve kulüp çalışanlarının da maktulle tanığa masa hazırladıkları ancak kulübün içinde de alkolün verdiği

etkiyle taşkınlık yapmaya başlayan ve diğer müşterilere rahatsızlık veren maktul …’ı mekandan çıkarmak için maktulle tanığın bulunduğu masaya gelen sanık …’nin diğer personellerle birlikte maktulü dışarı çıkarmaya çalıştığı sırada sanık …’a küfretmeye başlayan maktulün, bu sırada sanığın göğüs kısmına vurduğu ve olayın sıcağı sıcağına yapılan adlî muayeneye göre sanığın göğüs orta kısmında yaklaşık 8×4 cm kızarıklık oluştuğu, mekanın içinde yaklaşık 13-14 dakika kaldığı kamera kayıtlarından anlaşılan maktulü mekanın dışına çıkaran sanık …’nin, devam eden küfürler nedeniyle maktul …’ın yüzüne doğru bir yumruk attığı, ardından maktulün dizlerine doğru bir tekme attığı, maktulün de yüzü sanığa dönük şekilde hafif eğimli sokakta geri geri adımlar attığı sırada sanığa yönelik bir şeyler söylemeye devam ettiği; çevrede bulunanlardan birinin sanığı tutmaya çalıştığı ancak kendisine müdahale edilmesini engelleyen kick boks lisansı bulunan sanık …’nin, maktulün üzerine yürüdüğü ve maktul …’ın kafa bölgesine seri biçimde üç yumruk attığı; aldığı darbelerle sert şekilde yere düşen maktulden kanlar gelmesi üzerine sanığın maktule ilk yardım müdahalesinde bulunmaya çalıştığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmaları, tanık beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Adlî Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 12.09.2022 tarihli otopsi raporuna göre; “Maktulün ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları kemikleri ile birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği,” belirtilmiştir.

4. 12.08.2021 tarihli genel adlî muayene raporuna göre sanık …’ın göğüs orta kısmında yaklaşık 8×4 cm kızarıklık olduğu belirtilmiştir.

5. Sanığa ait adlî muayene raporu, bilgi alma tutanakları, 12.08.2021 tarihli CD inceleme tutanağı, 07.09.2021 tarihli CD çözümleme tutanağı, Adlî Tıp Kurumu İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 29.09.2021 tarihli raporu, 15.12.2021 tarihli ölü muayene tutanağı, 15.12.2021 tarihli olay yeri inceleme raporu, Adlî Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 12.09.2022 tarihli otopsi raporu, görüntü kayıtlarına ilişkin 26.12.2021 tarihli bilirkişi raporu, görüntü kayıtlarına ilişkin 17.05.2022 tarihli bilirkişi raporu, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün 31.05.2022 tarihli cevabi yazısı, kolluk tutanakları, sanığa ait nüfus ve sabıka kaydı dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, maktulün ölümüne neden olan yaranın niteliği, maktul ile sanık arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, suç vasfının doğru bir biçimde belirlendiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya

içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulün sanığa yönelik haksız tahrike neden olacak şekilde hakaret ve yaralama fiillerinin bulunduğu, sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdîri indirimin Mahkemenin takdîr yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2023/574 Esas, 2023/574 Karar sayılı kararında katılan … vekili, katılan … vekili, sanık ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.10.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, maktulün olay günü polis memuru olan tanık arkadaşı ile birlikte sanığın güvenlik görevlisi olarak çalıştığı eğlence mekanına gittiği, alkolün etkisiyle taşkınlık yapan maktulün mekandan dışarı çıkartıldığı, dışarıda maktulün sanığa küfür etmesi ile başlayan tartışmada sanığın maktulü tekme ve yumruklarla darp etmesi sonucu maktulün hayatını kaybettiği sübut bulmuştur.
Her ne kadar sayın çoğunluk eylemin TCK’nin 87/4 üncü maddesine uyan suçu oluşturduğuna karar vermiş ise de bu karara katılmıyorum, şöyle ki;
Normal koşullarda beden yoluyla yapılan yaralamalar sonucunda meydana gelen ölüm olaylarında fiilin TCK’nin 87/4 üncü maddesine uyan suçu oluşturduğu hususunda tereddüt yoktur. Ancak dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere sanık lisanslı kickboksçudur. Boks sporu ölüm riski taşıyan bir spordur. Normal bir insanın yumruğu 100 kiloluk bile etki yaratamadığı halde boks sporu yapan bir insanın yumruğu skletine göre 1000 kg’ı geçebilmektedir. Diğer bir deyimle normal bir insanın yumruğu öldürme sonucunu meydana getiremediği halde boksçu bir insanın bir yumruğu bile her an ölüme sebebiyet verebilmektedir. Zaten bu sebeple boks sporunda ölüm meydana gelmemesi için, ellere dışı yumuşak eldivenler takılarak yumrukların etkisinin azaltıldığı, kask dişlik gibi ekipmanlar kullanılarak hayati bölgelere gelen darbelerin kırıklara ve ölüme neden olmaması için tedbirler alındığı, lisanslı boksçu olan sanığın yumruklarının etkisini çok iyi bildiği, çıplak elle kafaya yumruk attığında ölüm neticesinin gerçekleşeceğini öngörebildiği, buna rağmen maktulün vücudunun başka da yerlerini hedef alma imkanı varken özellikle kafasını hedef aldığı ve tek yumrukla yetinmeyerek maktulün kafasına üç kez vurduğu ve bu yumruklar nedeniyle maktulün kafasında çok sayıda kırığa ve burun kırığına neden olduğu ve maktulün bu darbeler neticesinde hayatını kaybettiği nazara alındığında sanığın yaralama kastı ile değil öldürme kastıyla hareket ettiği anlaşıldığından TCK’nin 81/1 ve 29 uncu maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğini ve kararın bu sebeple bozulması gerektiğini düşündüğümden Sayın çoğunluğun görüşüne muhalefet ediyorum.