YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10092
KARAR NO : 2023/4857
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/3565 Esas-2020/1507 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne/
Birleşen davada tarafların istinaf talebinin reddine
Asıl davada tarafların istinaf talebinin kısmen kabulüne
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/105 Esas-2018/624 Karar
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/668 Esas-2018/241
Taraflar arasındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davada tarafların istinaf talebinin reddine, asıl davada tarafların istinaf talebini kısmen kabulü ile yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ihtiyarı dava arkadaşı olup, davacılar vekilince davacı … yönünden temyize konu edilen reddedilen miktar 11.562,70 TL, davacı … yönünden 9.078,44 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070 TL’nin altında kalmaktadır.
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 20.10.2013 tarihinde, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın, dava dışı araçlarla karıştığı trafik kazasında, sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteği …’nın vefat ettiğini, müvekkili …’nın ölenin eşi, … ve …’nın da çocukları olduğunu ve ölenin desteğinden mahrum kaldıklarını, zararlarından davalı … şirketini sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir müvekkili için 100,00 TL olmak üzere 300,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini istemiş, 05/10/2018 tarihli talep artırım dilekçesi ile tazminat taleplerini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak müvekkili … için 134.159,32 TL, … için 33.346,27 TL, … için 42.317,08 TL’ye yükseltmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/189 E. sayılı dosyasında müvekkilleri adına destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davası açtıklarını ve bilirkişi raporuna göre dava değerini toplam 209.822,67 TL olarak ıslah ettiklerini, ancak sonrasında alınan bilirkişi raporu ile müvekkillerini talep edebileceği toplam tazminatın 230.016,97 TL olarak bilirkişi tarafından belirlendiğini, bu nedenle dava açmak durumda kaldıklarını belirterek müvekkili … için 15.346,74 TL, … için 2.068,44 TL, müteveffanın kızı … için 2.777,34 TL nin 12.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kaza yapan 06 FD 959 plakalı aracın müvekkili tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti ile sınırlı olduğunu, davacının kusur ve zararı kanıtlaması gerektiğini, ayrıca olayda hatır taşıması olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” davacıların desteğinin yolcu olduğu kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğu, davacıların desteğinin yolcu olduğu araç sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği için %20 hatır indirimi ve %20 müterafik kusur indirimi yapıldığı; PMF 1931 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizle tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği” gerekçesiyle, Ankara 1. ATM’nin (2016/668 Esasında kayıtlı iken) birleşen dava dosyasında davanın reddine, esas davada, davanın kısmen kabulü ile 184.012,93 TL’nin (davacılardan Zeynep için 119.604,84 TL, Yiğit için 28.332,56 TL, Ayşenur için 36.075,53 TL olmak üzere) 12.03.2015 olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl davada dava tarihi karar başlığında 12/03/2014 olarak doğru gösterilmiş iken, hüküm fıkrasında faiz başlangıcında 12/03/2015 olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, ölenin yolcu olduğu araç şoförünün alkollü olmasının kazanın meydana gelmesine %100 etkisi olduğunun söylenemeyeceğini, ölenin, sürücünün alkollü olduğunu bildiği varsayımına göre müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, olayda ölenin hatır için taşınmasının söz konusu olmadığını, sürücü veya işleten ile eşit menfaat halinde hatır taşımasının uygulanamayacağını, bu nedenle olayda hatır taşıması ve müterafik kusur bulunmadığını belirterek kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece, SGK tarafından yapılan peşin sermaye ödemesinin tamamı mahsup edildikten sonra kalan tutar üzerinden desteğin, alkollü sürücünün aracına binmesi nedeniyle tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması, akabinde tazminat miktarı üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, mahkemece ise toplam tazminat miktarı üzerinden hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi olarak %20 oranında indirim yapıldığını bu nedenle kararın hatalı olduğunu, ayrıca mahkemece SGK tarafından yapılan peşin sermaye ödemesinin müterafik kusur ve hatır taşımasından önce yapılmasının da hatalı olduğunu, öncelikle hatır ve kusur indirimi yapılarak, kalan miktar üzerinden SGK tarafından ödenen peşin sermaye indiriminin yapılması gerektiğini, bu nedenle hesaplamanın hatalı olduğunu, mahkemece her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş iken müvekkili lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmediğini, reddedilen tutar için hem asıl davada, hem de birleşen davada vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, mahkemece eşin yeniden evlenme ihtimalinin araştırılmaksızın karar verildiği gibi faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “davacıların istinaf sebepleri yönünden, savcılık soruşturma dosyasına göre kazanın 2,92 promil alkollü olan ve kazada vefat eden araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde, aracın kontrolden çıkması ve seyir halindeki araçlara çarpması ile meydana geldiği, kaza neticesinde sigortalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan ve araç sürücüsü ile birlikte alkol aldıktan sonra yola çıkan desteğin vefat ettiği, davacıların daha önce istinafa konu bu karardan önce verilen ve davalının istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılan kararda hatır ve müterafik kusur indirimi uygulanmasına rağmen kararı istinaf edilmediği, hatır taşımasının olmadığına ve müterafik kusurun bulunmadığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmadığı; davalı … şirketi yönünden, SGK tarafından davacılara ödenen ölüm aylığının tamamının peşin sermaye değerinin tazminattan indirildiği, indirimin hatır ve kusurdan sonra yapıldığı ve reddedilen tazminattan taraflarına vekalet ücreti gerektiğine yönelik istinafında davacılara yapılan ölüm aylığı ödemeleri nedeniyle, SGK tarafından haklarında Ankara 13. Asliye İş Mahkemesine dava açıldığından bahisle yapılan ödemenin, hesaplanacak tazminattan indirilmesi talep edildiği, mahkemece bu karardan önce verilen ve davalının istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılan ilk derece mahkemesi kararında davacılara bağlanan ölüm aylığının peşin sermaye ödemesinin yarısının tazminattan indirilerek tazminatın belirlenmesine karar verildiği, kararın davacılar tarafından istinaf edilmediği gibi aksine peşin sermaye değerinin yarı oranında indirilmesinin yasaya uygun olduğu, SGK tarafından yapılan indirimin peşin sermaye değerinin %50’si kadar yapılmış olması, rücu edilebilmesi halinde, yapmış olduğu ödemenin kusuruna isabet eden miktarın %50’si kadarı SGK tarafından rücu edebileceğinden, tazminat miktarından da bu nedenle rücuya tabi olan kısmın indirilebileceğinden davalı vekilinin, SGK tarafından davacılara ödenen ölüm aylığının tamamının peşin sermaye değerinin, tazminattan rücu edilmesi gerektiği, bu indiriminde hatır ve müterafik kusur indiriminden sonra yapılması gerektiğine ilişkin itirazları yerinde görülmediği; mahkemece hükme esas alınan raporda davacı eşin evlenme ihtimali %17 kabul edilerek tazminattan indirim yapılmış olduğu, hakimin takdiri indirimine dayalı olarak reddedilmiş olmasına göre reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasında isabetsizlik görülmediğinden istinaf taleplerinin reddine; mahkemece SGK tarafından, davacılara bağlanan ölüm aylığının peşin sermaye değerinin %50”si belirlenen zarardan indirildikten sonra belirlenen miktar üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapılması ve bulunan miktarın %20’si kadar hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken, hatır ve müterafik kusur için toplam %20 oranında indirim yapıldığı ve söz konusu indiriminde gerçek zarar yerine, mahkemece kaldığı kabul edilen sigorta limiti üzerinden yapılması hatalı olduğu ve mahkeme hüküm fıkrasında faiz başlangıcının dava tarihi olarak gösterilmesine rağmen “12/03/2014” yerine “12/03/2015″ yazılması hatalı olduğu” gerekçesiyle; davacılar vekilinin ve davalı vekilinin mahkeme dosyası ile birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/668 E. Sayılı 2018/241 K. Sayılı dosyasına ilişkin istinaf taleplerinin reddine, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf talebinin kabulü ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 06/09/2018 tarihli, 2018/105 Esas 2018/624 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, Ankara 1. ATM’nin (2016/668 Esasında kayıtlı iken) birleşen dava dosyasında, davanın reddine, esas, davanın kısmen kabulü ile 171.037,57 TL’nin ( davacılardan Zeynep için 111.171,10 TL, Yiğit için 26.334,75 TL, Ayşenur için 33.531,72 TL olmak üzere) 12/03/2014 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kazanın oluşumunda araç sürücüsünün alkollü oluşunun %100 etkili olduğunun söylenemeyeceğini, sürücünün salt alkollü olmasının müterafik kusur indirimi yapılması için yeterli olmadığını, müteveffanın araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, desteğin müterafik kusurundan söz edilebilmesinin mümkün olmadığını, hatır taşıması indiriminin şartlarının oluşmadığından indirim yapılmasının doğru olmadığını ileri sürerek ve re’sen belirlenecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı … şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (…) poliçesi ile teminat altına alınan, desteğin yolcu olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51, 52 ve 53 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme:
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına destek, araç sürücüsü ve araçta bulunan diğer kişilerin olaydan önce birlikte alkol aldıkları, kazanın sürücünün alkollü olduğu esnada meydana geldiği soruşturma dosyasından anlaşıldığından hatır ve alkol nedeniyle indirim yapılmasının uygun görülmesine ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Davacılar vekilinin davacılar … ve … yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.