YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1888
KARAR NO : 2023/6062
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/213 Değişik İş, 2022/213 Karar
SAYISI : KIT/2022-85
HÜKÜM/KARAR : Kabul/İtirazın Reddi
SAYISI : K-2019/67200
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne, … kararının kaldırılmasına, başvurunun reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece … kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; itirazın reddine karar verilmiştir.
… kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan motosikletin 24.09.2017 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda motosiklette yolcu olan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkilinin başvurusunun sürüncemede bırakılması nedeniyle munzam zararı söz konusu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL munzam zarar olmak üzere toplam 5.200,00 TL’nin ilk başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 295.925,10 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın niteliği nedeniyle arabulucuya başvuru zorunluluğu olduğunu, ancak davacının arabuluculuğa başvurmadığından usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafından eksik evrak ile müvekkiline başvuru yapıldığından başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müvekkilinin munzam zarar ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, sigortalı araç sürücünün kusurunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından başvuru dilekçesinde gelire ilişkin herhangi bir delile dayanılmadığından asgari ücretin esas alınması gerektiğini, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle SGK’dan gelir sağlanıp sağlanılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “…meydana gelen tek taraflı kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporundan davacının %41 oranında sürekli maluliyeti olduğunun, iyileşme süresinin 270 gün olduğunun ve 120 gün bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespit edildiği, davacının zararının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlendiği” gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 280.558,95 TL iş göremezlik tazminatı ve 14.336,15 TL munzam zarar olmak üzere toplam 294.925,10 TL maddi zararın 28.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin 29.01.2020 tarihli ve 2020/İHK-740 Karar sayılı kararıyla; “…davalıya başvuru sırasında ibraz edilen ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan maluliyet raporunun Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında öngörülen rapor formatı ve muhteviyatına aykırı olduğu, davacı tarafından usulüne uygun şekilde düzenlenmiş rapor ile davalıya başvurulmadığından başvuru şartının yerine getirilmediği, bu eksikliğin sonra da giderilemeyeceği, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının yerinde olduğu” gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulüne, … kararının kaldırılmasına, başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 20.09.2021 tarihli, 2021/3443 Esas ve 2021/5006 Karar sayılı ilamı ile ” Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihinin 24.09.2017 tarihi olmasına göre düzenlenecek raporun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki yönetmeliğe uygun olması gerekir. Bu durumda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 14/01/2019 tarihli Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğu görüldüğünden, İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin diğer itirazları yönünden esastan incelenerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde başvurunun usulden reddine karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Kaldı ki; tahkim yargılamasında yapılacak tahkikatte usule aykırı raporların sunulduğunun tespiti halinde Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinde HMK çerçevesinde tahkim yargılaması yapılacağı belirtildiğinden İtiraz Hakem Heyetince 115/2. maddesindeki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindeki düzenleme gereğince usule uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte olup İtiraz hakem heyetince yanılgılı değerlendirme ile HMK’nın 30.madde hükmü gözetilmeden ve hak arama özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisi olup yine bunlardan birisi olan mahkemeye erişim haklarını engeller biçimde düzenlendiği anlaşılan KTK 97. madde değişikliğindeki madde gerekçesinde gösterilen “yargının yükünün hafifletilmesi” gibi kamu yararı barındırmayan Yasa değişikliği gerekçe gösterilerek ve de eksik yorumlanarak dava şartı eksikliğinin tamamlanmayacağı bahisle, HMK 115. maddesi uyarınca usulden red karar verilmesi gerektiğine ilişkin gerekçesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyle … kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… davacı tarafından ıslah dilekçesi verilirken %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak dava değerinin yükseltildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince de müterafik kusur indirimi uygulandıktan sonra talep edilen miktarın hüküm altına alındığı, davalı tarafından davacının sigortalı araçta hatır için taşındığının ispat edilemediği, davalıya zararın belirlenmesi için yeterli olan evrak ile başvurulduğu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamı gereğince maluliyet raporunun hükme esas alınmasından isabetsizlik olmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre davalının bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağına göre meydana gelen kazanın tek taraflı trafik kazası olduğu ve davacının sigortalı araçta yolcu olduğu, bu nedenle sigortalı araç sürücünün %100 kusurlu olduğu kabulünün yerinde olduğu, davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından mevzuata uygun şekilde alınmış bir maluliyet raporu ibraz edilmediğinden başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kendi müracaatı ile alınmış maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, raporda belirlenen maluliyet oranının fahiş olduğunu, tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davacının devlet memuru olup olmadığının ve SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan … kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan motosikletin karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda motosiklette yolcu olan davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile munzam zarar istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 51, 54 ve 121 inci maddeleri, 2918 sayılı Kanun’un 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya kapsamından, Dairenin bozma ilamı öncesinde verilen … kararında … kararına yönelik itirazın kabulü ile … kararının kaldırılmasına, başvurunun usulden reddine dair yeni hüküm kurulduğu anlaşılmakla; … kararı ortadan kaldırıldığından ve artık mevcut bir karar bulunmadığından İtiraz Hakem Heyetince bozma ilamı sonrası itirazlar değerlendirilerek sonucuna göre yeniden hüküm kurulması gerekirken “itirazın reddine” karar verilmekle yetinilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3. Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 121 inci maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” şeklindedir.
Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir.
Somut olayda; davacı vekili yalnızca davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek munzam zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin munzam zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir.
Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince ispatlanamayan munzam zarar isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
4. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında sigortalı aracın sürücü, davacı ile arkadaş olduklarını, olay günü birlikte ortak arkadaşları olan Görkem Özen’i ziyarete gittiklerini ve alkol aldıklarını, dönüş sırasında kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı … şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17 nci maddesinde “Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.” hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VII. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.