YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4628
KARAR NO : 2023/3938
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/36 E., 2022/406 K.
DAVA TARİHİ : 08.02.2013
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat Mehmet Karausta ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı temlik alan vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında davalıya ait otel inşaatı için ahşap grubu mobilya ve dekorasyon işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, dava dışı yüklenicinin doğmuş ve doğacak alacaklarının bir kısmını müvekkiline temlik ettiğini, temlik belgesinin noter aracılığıyla davalıya 25.06.2012 tarihinde ihbar ve tebliğ edildiğini, borcun benimsenmiş olmakla birlikte ödemeden imtina edildiğini, temlikten iki ay sonra İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2012/16770 sayılı takip dosyasında tebliğ olunan 89/1 ihbarına davalının, dava dışı yüklenicinin 212.833,00 TL alacağı bulunduğu, ancak tebliğden önce temlik edilmiş olması nedeniyle 13.07.2012 tarihi itibariyle bir alacağı kalmadığını bildirerek borcu kabul ettiğini, takip tarihi itibariyle ise dava dışı yüklenicinin 289.202,15 TL alacağı olduğunu, bu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini belirterek takibe yönelik itirazın iptâline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı yükleniciden alacaklı olduklarını, yüklenici şirketin mali krize girmesi nedeniyle haciz korkusu ile muvazaalı olarak temlik yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi 2013/35 Esas, 2013/234 Karar ve 01.10.2013 tarihli kararıyla özetle; davalının yerleşim yeri Maltepe-Kartal/İstanbul olup, Kartal mahkeme ve icra dairelerinin İstanbul Anadolu mahkeme ve icra daireleriyle birleştiğinden İİK’nın 50/1. maddesinin göndermesiyle 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü olduğu, sözleşmenin ifa yeri de İstanbul Anadolu sınırları içinde kaldığından HMK’nın 10. maddesine göre de yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü olduğu, davalı iş sahibi ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen sözleşmenin 10. maddesinde İstanbul mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmışsa da davacı temlik alanın bu sözleşmede taraf olmadığı, sözleşmedeki yetki şartının davacıyı bağlamayacağı, kaldı ki, sözleşmedeki yetki şartının mahkemeye ilişkin olup, icra dairesini de kapsamadığı, bu nedenle İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazın yerinde olduğu, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BİRİNCİ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2014/380 Esas, 2014/5419 Karar ve 24.09.2014 tarihli kararı ile özetle; HUMK’un 22. maddesine göre yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde tarafların yetkisiz bir mahkemeyi yetkili kılabilecekleri, bu durumda kanunen yetkili genel ve özel mahkemelerin yanında sözleşmeyle yetkili kılınan mahkemenin de davaya bakmakla yetkili olacağı, İİK’nın 50. maddesi uyarınca, HUMK’un mahkemelerle ilgili yetki hükümleri kıyasen icra daireleri için de uygulanacağından mahkemelerle ilgili olarak kararlaştırılan yetki sözleşmesi ya da şartının icra müdürlüklerini de kapsadığının kabulü gerektiği, usul ve maddi hukuk yönünden geçerli yetki sözleşmelerinin, sözleşmenin taraflarını bağlayacağı gibi külli ve cüzi haleflerini de bağlayacağı, somut olayda, davalı iş sahibi ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan 07.05.2011 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığından sözleşmenin tarafları ile külli ve cüzi halefleri (sözleşme konusu alacağı yükleniciden temlik alan davacı) bakımından geçerli ve bağlayıcı bulunduğu, yetki sözleşmesi (şartı) uyarınca takibin başlatıldığı İstanbul 25. İcra Müdürlüğü yetkili olup, davacı alacaklının seçimlik hakkını bu yönde kullanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddedilerek işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2015/902 Esas, 2017/920 Karar ve 07.11.2017 tarihli kararı ile özetle; davalının defterlerinin kendi aleyhine delil olduğu, buna göre dava dışı yüklenicinin davalıya 1.432.773,74 TL tutarında fatura kestiği ve bu faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, yapılan ödeme miktarı 1.171.706,17 TL olup, davacının 261.067,57 TL tutarında davalıdan alacağı olduğu görülmekle; davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/24519 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 261.067,57 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmasına, %20 oranında hesaplanan 52.213,51 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. İKİNCİ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2018/2015 Esas, 2018/4300 Karar ve 07.11.2018 günlü kararı ile özetle; davalı ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan 07.05.2001 tarihli sözleşme, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK’nın 365. maddesinde tanımlanan “götürü bedel” sözleşme olup, işin toplam bedeli KDV dahil 1.652.000,00 TL olarak kararlaştırılmış olduğundan, öncelikle sözleşme kapsamındaki işler ile sözleşme dışı işlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüklenicinin sözleşme kapsamında hak kazandığı iş bedelinin hesaplanmasında dava dilekçesinde dayanılan Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1312 D. iş sayılı dosyası ile Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan tespitteki bulgular da dikkate alınarak eksik ve kusurlar gözetilerek fiziki oran yönteminin uygulanması ve hak edilen iş bedelinin bulunması, davacı sözleşme dışı iş yapıldığını da iddia ettiğinden, bu işlerin hesaplanmasında ise, BK’nın 413. maddesi uyarınca yapılan işin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayici ile hesaplanmasının gerektiği, toplam hak edilen iş bedeli bulunup ödemelerin mahsubundan sonra yüklenicinin ve dolayısıyla davacı temlik alanın alacağı olup olmadığının saptanması gerektiği, davalı iş sahibi 89/1 haciz ihbarnamesine verdiği cevapta 212.830,00 TL borçlu olduğunu kabul ettiğinden bu miktardan aşağı olmamak üzere karar verilmesi ve koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin de reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
VII. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2020/36 Esas, 2022/406 Karar ve 17.05.2022 tarihli kararı ile özetle; bilirkişi raporu ile sözleşme kapsamındaki bir kısım işlerin %80 oranında yapılmış olduğu, fiziki gerçekleşme oranının esas alınması sonucunda yapılan bu işler bedelinin 1.050.020,00 TL olduğu, sözleşme kapsamındaki diğer işlerin ise tamamen yapıldığı ve bedelinin 322.815,00 TL olduğu, böylelikle yapılan toplam iş bedelinin 1.372.835,00 TL olduğu, %14 indirim sonrasında genel işler toplamının KDV dahil 1.393.152,96 TL olduğu, davalı tarafından temlik edene yapılan 1.171.706,17 TL ödeme düşüldüğünde davacının temlik sözleşmesi kapsamında davalıdan 221.446,79 TL alacaklı olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/24519 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 221.446,79 TL üzerinden devamına, asıl alacak miktarı tamamen ödeninceye kadar asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 44.289,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VIII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerek sözleşme kapsamında gerek sözleşme dışı yapılan işlere ait birim fiyat, adet, metrajlar konusunda yapılan işlere taraf ticari defterleri üzerinde tek bir sevk irsaliyesi dışında tam bir mutabakat olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki farkın (289.202 TL – 272.867 TL) birim fiyattan değil, davalı yanın ticari defterinde kayıtlı olmayıp, müvekkil şirketin ticari defterinde kayıtlı olan bir sevk irsaliyesinden kaynaklandığı, ancak taraf defterleri arasındaki bu fark da dahil, dava konusu alacağın tamamının, teknik bilirkişinin ölçüm ve hesaplamasıyla ayrıca ispatlandığı belirtilerek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının dava dışı yükleniciden 1.300.000 TL cezai şart alacağı bulunduğu, indirim miktarının %14 değil, %14,3909 olduğu, bakiye iş bedelinin hatalı hesaplandığı, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca temlik edilen bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 Sayılı BK’nın 158/II, 365 ve 413 üncü maddeleri, Yargıtay 4/2/1959 tarih ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 437 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hükme dayanak teşkil eden bilirkişi kurulu raporunun bozma ilamında belirtilen yönteme uygun olarak iş bedeli hesabı yaptığı, denetime elverişli ve anlaşılır olduğu anlaşıldığından davacı temlik alanının temyiz itirazları yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
3. Sözleşmede indirim oranı açıkça %14 olarak belirlendiğinden, davalının oranın %14,3909 olduğu ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiği yönündeki temyiz itirazı yerinde değildir.
Sözleşmenin 9. maddesinde kararlaştırılan cezai şart, BK’nın 158/2 maddesinde kararlaştırılan ifaya ekli cezai şart olup, sözleşmede ayrıca kararlaştırılmadığı takdirde sözleşmenin feshi halinde olumlu zarar niteliğindeki ifaya ekli cezai şart istenemez. Davalı iş sahibinin 24.12.2012 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi feshettiği anlaşıldığından cezai şartın mahsup edilmesi yönündeki temyiz itirazı da yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
4. Bozma ilamında takip konusu alacağın likid olmaması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmakla davalı karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluştuğundan bozmadan sonra verilen kararda davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
IX. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda “Değerlendirme” bölümünün “2.” bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, “3.” bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, “4.” bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının hüküm fıkrasının “1. bendinde” yer alan “44.289,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin hükümden çıkartılmasına, yerine “yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıdan alınmasına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.