Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4491 E. 2023/3937 K. 28.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4491
KARAR NO : 2023/3937
KARAR TARİHİ : 28.11.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/266 E., 2022/440 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekilleri Avukat …, Avukat … ile davalılar vekili Avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı arsa sahibi vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yüklenicilerin inşaatı süresinde teslim etmediğini, sözleşmeye göre gecikme halinde kira tazminatı ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek davacı şirkete ait bağımsız bölümlerin geç teslimi nedeniyle şimdilik 10.000 $ gecikme cezasının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 767.516,37 $’a artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı yükleniciler vekili cevap dilekçesinde özetle; gecikmenin binanın kullanım şekline ilişkin karar aşamasının uzamasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarih ve 2019/2395 Esas, 2020/451 Karar sayılı kararıyla özetle; iddia savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına ve sözleşme koşullarına göre teslim süresinin sona ermiş olmasına rağmen davacının 10.08.2012 ihtarname tarihine kadar 8 ay 5 gün kadar sessiz kaldığı, gecikme olduğuna dair herhangi bir ihtar veya ikazda bulunmadığı, tanık beyanlarına göre gecikmenin binanın kullanım şekline ilişkin karar aşamasının uzamasından kaynaklandığı, yüklenicinin alınan karar sonucuna göre imalâtı gerçekleştirme şeklinde bağımsız bölüm malikleri yararına inisiyatif kullandığı, davalının gecikmeye sebebiyet vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını, süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2016/5202 Esas, 2019/886 Karar ve 07.03.2019 tarihli kararın onandığı anlaşılmıştır.
3-Onama kararına karşı süresi içinde davalı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
4.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2019/2395 Esas, 2020/451 Karar ve 13.02.2020 tarihli kararı ile özetle; tüm arsa sahiplerince işin durdurulması veya yavaşlatılması konusunda yüklenici iş ortaklığına bildirimde bulunulduğunun kanıtlanamadığı, bu nedenle tanık beyanları esas alınarak davalı yüklenici iş ortaklığının gecikmeye sebep olmadığının kabulünün doğru olmadığı, ancak davalılar vekilinin cevap ve delil listesine ekli olarak toplantı tutanakları ibraz ederek inşaatın teslimindeki gecikmenin arsa sahipleriyle ve dava dışı Rixos Firması yetkilileriyle ortak geliştirilen fikirler doğrultusunda yüklenici iş ortaklığının imalât programına müdahale edildiği ve imalât programının değişmiş olmasından kaynaklandığının ileri sürüldüğü, mahkemece dosyaya ibraz edilen toplantı tutanaklarında yüklenici iş ortaklığından talep edilen ek işler ya da imalât değişikliği olup olmadığı, davacı arsa sahibinin bu toplantılara katılıp katılmadığı, arsa sahibinin bilgisi ile işin yavaşlatılıp yavaşlatılmadığı, yavaşlatılmış ise bu durumun işin teslim süresine etkisi araştırılıp incelenmediği, bu nedenle mahkemece, davacı arsa sahibine kalan bağımsız bölümlerin tedavül ve satış akit tablolarıyla birlikte tapu kayıtları da bütünüyle getirtilerek, davacının sattığı bağımsız bölümlerle ilgili satış tarihinden sonraki dönem için gecikme cezası isteyemeyeceği de göz önüne alınarak bilirkişi kurulundan, toplantı tutanaklarına göre davacının katıldığı ve onun için bağlayıcı nitelikte olabilecek toplantı tutanaklarında yer alan ek işler ve proje değişikliği ile inşaatın durdurulup durdurulmadığı hususunda ve bu durumun dairelerin teslimi gereken tarihlerden sonra olup olmadığı ve inşaat durdurulmuşsa bu durdurmanın teslimi gereken süreye etkisiyle bunun sonucu olarak davacının istemekle haklı olduğu gecikme cezası konusunda gerekçeli ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınıp davanın sonuçlandırılması gerektiği, yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle araştırmaya yönelik olarak bozulması gerekirken 23. Hukuk Dairesi tarafından onandığı anlaşıldığından davacının karar düzeltme talebinin kabulüne ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/5202 Esas 2019/886 Karar sayılı ve 07.03.2019 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2020/610 Esas, 2022/885 Karar ve 26.05.2022 tarihli kararı ile özetle; sözleşmenin 2. maddesinde inşaatın yapı ruhsatı alınmış projeye göre yapılacağı, 6. maddesinde inşaatın teslim süresinin 30 ay olduğu, 22. maddesinde teslim süresinin arsa sahiplerine ait bağımsız bölümler için sözleşme tarihinden itibaren, Yalçın Ayaydın’a ait bağımsız bölümler için inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren başlayacağı, gecikme olması halinde her bir bağımsız bölüm için aylık 1.000 USD ödeneceğinin kabul edildiği, ruhsat tarihinin 04/09/2008, tadilat ruhsat tarihinin 28/04/2010 olduğu, ilk yapı ruhsatına göre teslim tarihinin 04/03/2011, sözleşmeye göre teslim tarihinin 05/12/2011 olduğu, davalı ortak girişimce 10/03/2012 tarihli mail ile bağımsız bölümlerin teslime hazır olduklarının bildirildiği, geçici kabulün 23/03/2012-17/05/2012 tarihleri arasında yapıldığı, geçici kabul tutanağının 25/05/2012 tarihinde imzalandığı, davalılarca sunulan toplantı tutanaklarına göre davacı şirket yetkilisi Yalçın Ayaydın’ın toplantılara katıldığı, yapı ruhsatına göre teslim tarihi olan 04/03/2011 tarihinden sonra 15/08/2011, 07/09/2011, 26/09/2011, 06/10/2011 tarihinde ve sözleşme tarihine göre teslim tarihi olan 05/12/2011 tarihinden sonra 18/01/2012 tarihinde toplantı yapıldığı, 26/09/2011 tarihli toplantıda “residence işletmesi” ile “suit işletmesi” arasındaki farktan dolayı sözleşme içeriğinde bulunmayan hususlarda karar alındığı, Şubat sonu itibariyle dairelerin hazır duruma geleceğinin planlanabileceği, 20 Ekim itibariyle numune dairenin hazır olacağının ifade edildiği, devamında yapılan toplantılarda da binanın işletilme şekli ile ilgili görüşmeler yapıldığı, 21/10/2011 tarihli toplantıda suit sistemine geçebilmek için gerekli turizm belgesinin en kısa zamanda alınması, alınamazsa residence sistemi ile başlayıp, suit sistemine geçilmesinin karara bağlandığı, 18/01/2012 tarihli toplantıda ise otel projesinden vazgeçildiği, numune dairenin 01/02/2012 tarihine kadar hazırlanacağının ifade edildiği, her ne kadar bilirkişi ek raporlarında davacı yetkilisinin katıldığı toplantı tutanaklarına göre, bir kısım ortak alandaki tasarımla ilgili hususların arsa sahiplerince net olarak belirlenememesi, bunun yanında binanın suit otel olarak işletilmesi ile ilgili hususların netlik kazanmaması nedeni ile 22/06/2011 ila 19/01/2012 tarihleri arasında geçen 7 aylık süreden davalıların sorumlu olmadıkları kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, toplantı tutanaklarına göre numune dairenin hazır olacağı tarihin dahi tüm teslim tarihlerinden sonra olduğu, son toplantı tarihine kadar binanın kullanım ve işletim şeklinin dahi netleşmediğini, davacının ise bu durumu bildiği, alınan kararlara katıldığı, davalı ortak girişimin ve davalı garantörlerin geç teslimde kusurlu olmadıklarını ispat ettikleri, bu nedenle davacıların cezai şart talep edemeyecekleri kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı arsa sahibi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, binanın işletilmesi konusunun inşaatın tamamlanması aşamasından sonraki kullanıma yönelik bir husus olup, inşaatın gecikme sebebi olarak ileri sürülemeyeceği, tapuya kayıtlı yönetim planında inşaatın en başında taşınmazın işletilmesi için Rixos Grup ile yatırımcılar arasında zaten işletme sözleşmesi akdedildiği, davalı yüklenicilerin projede herhangi bir değişiklik yapabilmeleri için arsa sahiplerinin yazılı onayının gerektiği, davalıların ek süre talebi olmadığı, toplantı tutanaklarının tek tek incelenmediği, toplantı içeriklerinin inşaat tamamlandıktan sonraki hususları ilgilendirdiği, maddi tazminat davasında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 89.188 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca işin geç teslim edildiği gerekçesiyle gecikme tazminatı istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
6098 Sayılı TBK’nın 125/2 inci maddesi, A.A.Ü.T’nin 13/4 maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. A.A.Ü.T’nin 13/4 maddesinde, maddi tazminat davasının reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta ise, davacı tarafça talep edilen alacak, sözleşme konusu edim taahhüdünün yerine getirilmemesi durumu için kararlaştırılan gecikme tazminatı niteliğinde olması nedeniyle maddi tazminat niteliğinde olmadığından mahkemece reddedilen alacak talebi üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olup, davacının bu temyiz nedeni yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
Davacı arsa sahibi, geç teslim nedeniyle gecikme tazminatı talep etmiş ise de, mahkemece yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu, gecikmede davalının kusurlu bulunmadığı dosya arasında bulunan toplantı tutanaklarından, tanık beyanlarından anlaşıldığından davacının temyiz itirazı yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı arsa sahibi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

2. 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.