Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/5935 E. 2023/11641 K. 26.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5935
KARAR NO : 2023/11641
KARAR TARİHİ : 26.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.03.2019 tarihli ve 2019/12389 Esas, 2019/24148 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/359 Esas, 2019/497 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.07.2020 tarihli ve 2020/471 Esas, 2020/1910 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan, re’sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

D. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.10.2021 tarihli ve 2020/16263 Esas, 2021/10132 Karar sayılı kararı ile;

”Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların savunmalarının aksine, 25.02.2019 tarihinde ele geçen ve kişisel kullanım sınırında olan uyuşturucu maddeyi satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduklarına ilişkin, mahkûmiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından; sanıkların eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıklar hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,”
Nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2021/336 Esas, 2021/424 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

F. Söz konusu kararın Cumhuriyet savcısı ile sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.05.2022 tarihli ve 2022/7290 Esas, 2022/6939 Karar sayılı kararı ile;

”Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı,

vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihinden önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrasında, 188 veya 190. maddelerde tanımlanan suçlardan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesi hükme bağlanmış, 191. maddenin 9. fıkrasında ise “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı…” belirtilmiştir.
Dolayısıyla sanık hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde TCK’nın 191. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde karar verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri” ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra “kamu davası açılmasının ertelenmesi” kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek;
1) Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç

TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
2) Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı veya TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrasına göre veilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı yoksa TCK’nın 191. maddesinin 8. maddesi gereğince “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilmesi,
3) Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı veya TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrası gereğince “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması,
Gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,”
Nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
G. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2022/297 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararı temyiz etmek istediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu beyan ettiği, sanığın suça konu maddeleri başkasına satma, devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içine girdiğinin tespit edilemediği, sanık hakkında verilmiş teknik veya fiziki takip ya da iletişimin tespiti kararının bulunmadığı, sanığın yakalanış biçimi, suça konu uyuşturucu
maddelerin miktarı ve ele geçiriliş şekli ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağı; UYAP kayıtları incelendiğinde, sanık hakkında aynı suç nedeniyle açılmış dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalarda da mahkûmiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Mahkemenin; suçun vasfına ve sübutuna, delillerin takdir ve tayinine ilişkin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2022/297 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.12.2023 tarihinde karar verildi.