YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14616
KARAR NO : 2023/11584
KARAR TARİHİ : 25.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Hükmün açıklanmasına yer olmadığına
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 13.02.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/1069 Esas, 2021/736 Karar sayılı kararı ile, “hükmün açıklanmasına yer olmadığına” karar verildiği, kararın, 07.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.08.2022 tarihli ve 2022/12347 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113569 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113569 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararı bakımından yapılan incelemede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yer alan, ” (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenlemeler uyarınca öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının
araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun’un 35 inci maddesine göre tebligat yapılması gerektiği, somut olayda, sanık hakkında, sanığın yokluğunda, Bakırköy 6.Sulh Ceza Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli ve 2012/1431 Esas, 2012/3203 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, gerekçeli kararın sanığın bilinen son adresi olan ”Kemalpaşa Mahallesi, Namık Kemal Caddesi, 24/4, Sbokak, No:2, Kat:2 Esenler/İstanbul” adresine tebliğe çıkarılmasına müteakip, bila ikmal iade edilmesi sonrasında, bu sefer de sanığın bila tebliğ iade dönen adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın yeniden tebliğe çıkarıldığı ve 26.12.2012 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre sanığın mernis adresine tebliğ yapılması gerekirken anılan kanunun 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği ve kararın 02.01.2013 tarihinde kesinleştirilerek infaza verildiği, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısının da doğrudan sanığın mernis adresi olan ”Kemalpaşa Mahallesi, 24/4 Sokak, No:3, İç Kapı No:1 Bağcılar/İstanbul” adresine gönderilmek suretiyle 24.03.2014 tarihinde tebliğ olduğu ve denetimli serbestlik müdürlüğünün 10.04.2014 tarihli ve 2013/4293 DS sayılı yazısı ile sanığın yükümlülüklerini ihlal ettiğinden bahisle ihbarda bulunulduğunun anlaşılması karşısında, sanığın hakkındaki işlemlerden haberdar olduğu kabul edilemeyeceğinden yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılamayacağı cihetle, kamu davasının durmasına karar verilerek sanık hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/1069 esas, 2021/736 Karar sayılı kararı bakımından yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, somut olayda sanık hakkında Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair karar verildiği, kararın 13.02.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 20.06.2018 tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, hükmün açıklanmasına dair karar verilmesi yerine hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında,11.04.2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2012 tarihli ve 2012/44322 Soruşturma, 2012/20911 Esas, 2012/7358 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli ve 2012/1431 Esas, 2012/3203 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste tanınmadığından bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre tebliğe çıkarılarak 26.12.2012 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği, kararın itiraz edilmeksizin 02.01.2013 tarihinde kesinleştirildiği,
C. Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 10.04.2014 tarihli yazısı ile tedavinin gereklerine ve yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 13.02.2015 tarihinde kesinleştiği,
D. Sanığın denetim süresi içerisinde 24.02.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine;
Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.11.2021 tarihli ve 2021/1069 Esas, 2021/736 Karar sayılı kararı ile, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın ve uyarı yazısı tebliğinin usulsüz olduğu, denetim süresinin başlamadığı, yeni suçun denetim süresi içerisinde işlendiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına yer
olmadığına, Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli kararının usulüne uygun şekilde tebliğe çıkarılıp kesinleştirme işlemlerinin yapılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 07.12.2021 tarihinde kesinleştiği,
E. Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli kararının yeniden tebliğe çıkarılarak 14.12.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştirildiği,
Anlaşılmıştır.
F. Dosya kapsamına göre;
1. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararı bakımından yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli kararının, sanığın bilinen son adresi olan ”Kemalpaşa Mahallesi, Namık Kemal Caddesi, 24/4 Sokak, No:2, Kat:2 Esenler/İstanbul” adresine tebliğe çıkarılmasını takiben, bilatebliğ iade edilmesi sonrasında, sanığın bilatebliğ iade dönen adresine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca gerekçeli karar yeniden tebliğe çıkarılmış ve 26.12.2012 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre tebliğ edilmek suretiyle karar 02.01.2013 tarihinde kesinleştirilerek infaza verilmiş ise de;
7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yer alan, ”(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11.01.2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19.03.2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde
bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılıp, varsa bu adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti hâlinde 35 inci maddeye göre daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği, sanığın MERNİS adresinin araştırıldığına ilişkin belge bulunmadığı, bu haliyle sanığın anılan adresine aynı Kanun’un 35 inci maddesine göre yapılan tebligat işleminin usule aykırı olması karşısında, esasen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, bu nedenle sanığın tedavinin gereklerine ve yükümlülüklerine uygun davranmadığından sözedilemeyeceği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
2. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/1069 Esas, 2021/736 Karar sayılı kararı bakımından yapılan incelemede;
Her ne kadar; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, somut olayda sanık hakkında Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair karar verildiği, kararın 13.02.2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 24.02.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, “hükmün açıklanmasına” karar verilmesi yerine “hükmün açıklanmasına yer olmadığına” dair karar verilmesi, Kanun’a aykırı ise de,
Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması halinde, ortada açıklanabilecek bir hüküm kalmayacağından, Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/1069 Esas, 2021/736 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasında hukuki bir yarar kalmadığı gözetilerek, bu karara yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE,
2. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/1069 Esas, 2021/736 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin, kanun yararına bozulmasında hukuki yarar kalmadığından REDDİNE,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.