YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/15330
KARAR NO : 2023/11645
KARAR TARİHİ : 26.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar Ali ve Erkan müdafilerinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde temyiz isteminde bulunduğu; ancak sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakları bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz istemlerinin reddinin gerektiği;
Sanık … hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı;
Yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/212 Esas, 2021/553 Karar sayılı kararı ile sanık … ‘un uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 17 yıl 6 ay hapis ve 175.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/3097 Esas, 2021/2763 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan re’sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir,
C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının, sanık … ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.03.2023 tarihli ve 2022/1991 Esas, 2023/2491 Karar sayılı kararı ile;
“1. 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için aynı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, bir başka anlatımla müşterek faillerin aynı yönde hareket etmeleri gerektiği; somut olayın oluş şekline göre sanık …’nin poşet içerisinde ele geçirilen esrarı sanıklar Yusuf ve Erkan’a götürdüğü, Yusuf ve Erkan’ın da uyuşturucu maddeyi ticari amaçla satın almak için bekledikleri anlaşılmakla, sanıkların aynı yönde hareket ettiklerine ilişkin yeterli delilin bulunmamaması karşısında; sanık hakkında hükmolunan temel ceza üzerinden, koşulları bulunmadığı halde, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak fazla cezaya hükmedilmesi,
2. Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşturucu maddelere, sanık …’un hakimiyet alanına geçmeden sanık …’nin hakimiyet alanında iken el konulması sebebiyle, ticari amaçla alıcı durumunda bulunan sanık …’un eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından; hükmolunan temel cezadan 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. (1) numaralı bozma nedeninde belirtildiği üzere, aynı yönde hareket etmeyen sanıklardan Yusuf’un, sanık …’nin evinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile bağlantısının bulunmaması ve satın almaya geldikleri esrarın miktarı gözetildiğinde, temel cezanın tayininde alt sınırdan fazla uzaklaşılmış olması,
”
Nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2023 tarihli ve 2023/240 Esas, 2023/297 Karar sayılı kararı ile sanık …’un, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Alt sınırdan fazla uzaklaşıldığına, lehe indirimlerine az uygulandığına,
2. Her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
30.04.2019 tarihinde yapılan ihbar üzerine belirtilen adrese gidildiğinde sanık …’nin kiraladığı evden içinde net 5 kilo 746 gram esrar bulunan çuval ile çıktığı, yakalanması üzerine uyuşturucu maddelerin birlikte geldiği araçta bulunan iki kişiye ait olduğunu beyan ettiği, aracın yanına giden kolluk görevlilerinin sanıklar Erkan ve Yusuf’u yakaladıkları, ardından sanık …’nin evinde yapılan aramada net 52 kilo 130 gram esrarın ele geçirildiği olayda; sanıkların savunmaları, 30.04.2019 tarihli muhbir görüşme tutanağı, aynı tarihli yakalama, muhafaza altına alma, el koyma, ev ve araç arama tutanağı ile güvenlik kamera görüntüleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanık …’un uyuşturucu madde
ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, uyuşturucu maddelere, Yusuf’un hakimiyet alanına geçmeden Ali’nin hakimiyet alanında iken el konulması sebebiyle, ticari amaçla alıcı durumunda bulunan sanık …’un eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca indirim yapılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Ali ve Erkan hakkında kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar hakkında, Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/212 Esas, 2021/553 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/3097 Esas, 2021/2763 Karar sayılı kararının sanık … yönünden temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, diğer sanıklar Ali ve Yusuf hakkında kurulan hükümlerin temyiz edildiği, ancak sanık …’nin temyizden vazgeçmesi üzerine, Dairemizin 08.02.2022 tarihli ve 2021/8537 Esas, 2022/1062 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkındaki hükmün incelenmeksizin iadesine, sanık … hakkındaki hükmün bozulmasına ve diğer iki sanığa sirayetine karar verildiği, bozma kararının İlk Derece Mahkemesince sirayet ettirilerek yapılan yargılama neticesinde sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 12.07.1948 tarihli ve 163-121 sayılı, 07.12.1987 tarihli ve 322-588, 31.10.2012 tarihli ve 2011/777-2012/1819 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sanıklar müdafilerinin, sanıklar Ali ve Erkan hakkında yeniden kurulan ve lehe olan yeni hükmü temyiz etme hakları bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden;
İlk Derece Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
A. Sanıklar Ali ve Erkan hakkında kurulan hükümler yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; sanık müdafilerinin sirayet üzerine yeniden kurulan ve lehe olan
yeni hükmü temyiz etme hakları bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,
B. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2023 tarihli ve 2023/240 Esas, 2023/297 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.12.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
(sanıklar Erkan ve Ali yönünden)
A) TARTIŞMANIN KONUSU:
Tartışmanın konusunu, ilk hükmü temyiz etmeyen, temyizden vazgeçen ya da süresinde olmadığı için temyiz isteği reddedilen sanıkların, aynı olayın diğer sanığı hakkındaki hükmün bozulması üzerine,
bozmaya uyularak ve sirayet de kabul edilerek kurulan yeni hükümleri temyiz etme haklarının bulunup bulunmadığı oluşturmaktadır.
B) KONUYLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
1- 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan hükümleri:
a) “Hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti” başlıklı 325 inci madde:
Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler.
b) “Temyizi kabil olan ve olmayan hükümler” başlıklı 305 inci madde:
Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiç bir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re’sen tetkik olunur.
1. İki milyar liraya kadar (İki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,
2. Yukarı sınırı on milyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,
3. Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler,
Temyiz olunamaz.
2- 5271 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri:
a) “Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi” başlıklı 306 ncı madde:
Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.
b) “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260 ıncı maddenin birinci fıkrası:
Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
C) KONUNUN İRDELENMESİ:
Sanıklar Erkan ve Ali’nin mahkûmiyetlerine ilişkin ilk hükümlerin istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiği, bu hükmün sanık … yönünden temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, diğer sanıklar Ali ve Yusuf hakkında kurulan hükümlerin temyiz edildiği, ancak sanık …’nin temyizden vazgeçmesi üzerine, Dairemizin 08.02.2022 tarihli ve 2021/8537 Esas, 2022/1062 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkındaki hükmün incelenmeksizin iadesine, sanık … hakkındaki hükmün bozulmasına ve diğer iki sanığa sirayetine karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uymuş ve sirayeti de kabul ederek sanıklar hakkında yeniden mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Bu hüküm sanıklar müdafileri tarafından yasal süre içinde temyiz edilmiştir.
Sanık … ve hakkında sirayet kararı verilen sanıklar Erkan ve Ali hakkında bozmaya uyularak yeniden hüküm kurulduğu için ilk hüküm ortadan kalkmıştır. Ortadan kalkmış olan ilk hükmün kesinleştiğini ileri sürmek mümkün değildir.
Hükümlere karşı, kural olarak temyiz yasa yolu açıktır. Yasa yolunun kapatılması için açık hüküm bulunmalıdır. Haklara ilişkin kurallar, dar yoruma tabi tutulamaz. Sirayet üzerine yeni bir hüküm kurulduğuna ve aksine bir yasal düzenleme bulunmadığına göre, ilk hükmü temyiz etmemiş, temyizden vazgeçmiş ya da temyiz isteği süresinde olmadığı için reddedilmiş olsa bile sanıklar sirayet üzerine kurulan yeni hükmü temyiz edebilir.
D) SONUÇ: Açıkladığımız nedenlerle;
Sanıklar Ali ve Erkan hakkında sirayet üzerine kurulan yeni hükmü sanıklar müdafilerinin temyiz etme haklarının bulunduğu ve yasal süre içindeki temyiz isteği üzerine hükümlerin incelenmesi gerektiği
kanısında olduğumuzdan, “temyiz yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteklerinnin reddine” ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 26.12.2023