YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5014
KARAR NO : 2023/7071
KARAR TARİHİ : 05.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/351 Esas, 2022/226 Karar
DAVACI BİRLEŞEN
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/474 E., 2020/213 K.
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 29.04.2020
HÜKÜM : Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın reddi
Taraflar arasındaki asıl dava itirazın iptali ve birleşen dava tazminat talebine ilişkin olup bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü dosyası ile ilamsız icra yoluyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu borcun sebebinin 4 adet sevk irsaliyeli faturadan kaynaklanan bir miktar para alacağı olduğunu, faturalardan da sübut bulduğu üzere davalı şirketin müvekkiline 57.472,60 TL asıl alacakla borçlu olduğunu, borçlunun bu borca ait herhangi bir ödeme yapmadığını belirterek borçlunun itirazın iptali ile takibin devamı, %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kimyasal boya işi üzerinde çalışarak mürekkep imalatına yönelik ticari faaliyet yürüttüğünü, davalı Sar kimya şirketi ile müvekkilinin mürekkep imalatı için hammadde tedarikinde bulunmak üzere aralarında satım sözleşmesi kurduklarını, davalının Arizona şirketinin ham maddesi olan UNİ REZ 147 kodlu co-solvent solublepolyamid reçine ürünü 2013 yılına kadar düzenli bir şekilde tedarik ettiğini, Arizona şirketinin kapanması nedeniyle davalının müvekkile aynı ürünün muadili Mikro İnks firmasının ürününü önerdiğini, müvekkilinin söz konusu ürünün laboratuar testlerinde bir sorunla karşılaşılmaması üzerine sipariş verdiğini, müvekkilinin stoklarında Arizona şirketinin ürünü bulunması nedeniyle … aldığı ürünün kullanımının sonbahar mevsimini bulduğunu, müvekkilinin müşterilerden gelen yoğun şikâyetler nedeniyle Büyükçekmece 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/5 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığını, raporda Mikro İnks firmasının ürününün muadil ürün olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin müşterilerden iade almak zorunda kaldığı ve kullanamadığı ürünler nedeniyle zarar uğradığı, konunun davalı şirkete bildirilmesine rağmen davalının zararı karşılamadığı, alınan ayıplı ürünlerin toplam bedelinin 131.858,86 TL olduğunu, müvekkilinin sürekli iş yaptığı, her ay yüksek miktarlarda mürekkep sattığı müşterilerle yaşanan bu süreçten sonra ticari ilişkilerinin bozulması nedenli ürün satamadığnı ve ciddi ciro kayıpları yaşadığını, iade alınan ürünler ve ayıplı hammadde nedeniyle müvekkilinin deposunun boş yere işgal ettiği en sonunda söz konusu ürünleri 7.140.18 TL ödeyerek imha ettirdiklerini, beyanla ayıplı ifa nedeniyle zararın tespiti ile şimdilik belirsiz alacak olarak 40.000,00 TL tazminatın davalıdan tanzimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; borca ve yetkiye birlikte itiraz edildiğinden ortada geçerli bir takibin bulunmadığını, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını belirterek öncelikle icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yapılan yetki itirazının değerlendirilerek davanın yetki yönünden reddine, yetki itirazının reddine karar verilmesi durumunda müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın süreci uzatmak amacıyla kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, davaya konu ticari ilişkinin 2013 yılında meydana geldiğini, aradan geçen zaman içerisinde müvekkili şirkete karşı davacının herhangi bir dava açmadığını, aleyhlerine açılan davada da ayıplı mal itirazında bulunulmadığını, kabul ve çelişki anlamına gelmemekle birlikte birleşen dosyada davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 25.06.2015 tarih, 2014/1784 E., 2015/477 K. sayılı kararı ile alacağın satım sözleşmesinden … para alacağı olduğu, yazılı bir sözleşme sunulmadığı, davalı tarafın icra takibine vaki itirazında akdi ilişkiyi inkar ettiği, icra dairesinin yetkisine yönelttiği itirazın yerinde olduğu, icra takip dosyasının yetkili icra dairesi olan Beylikdüzü’nün bağlı bulunduğu Bakırköy İcra Müdürlüğüne gönderilerek oradan ödeme emri tebliğ işlemi yapılmamış olması nedeniyle dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 02.04.2019 tarih, 2018/1899 E., 2019/2209 K. sayılı kararıyla davacının alacağın dayanağı olarak dava dosyasına faturalarla birlikte altında teslim … imzası bulunan sevk irsaliyelerini sunduğu, bu durumda mahkemece tarafların delil ibrazı sağlanarak sunulan bu deliller eksiksiz olarak değerlendirilerek yetki itirazının bu değerlendirmeye göre belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası verilen kararı ile birleşen dava yönünden, davalı-birleşen dava davacısının kendi test labaratuvarlarında numuneyi deneyip, inceleyip, sipariş verdikten sonra asıl davada davacı tarafça mail yazışmasında muadil olarak bahsedilen ürünün alkol ile çözümlenmediğinden bahisle ürünün ayıplı olduğunu iddia etmesinin basiretli tacir olarak kendisinden beklenen özeni göstermemesi sebebiyle dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacı-birleşen davada davalı şirketin bir hilesinin de bulunmadığı, satılanın ayıbından … sorumluluğa ilişkin her türlü davanın satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiş. Asıl dava yönünden ise, incelenen ticari defterlere göre davalının takip tarihi itibariyle davacıya 57.470,69 TL borçlu olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı-birleşen davada davalı şirketin satım konusu malı muadil mal olarak tanıttığı, müvekkilini hileye düşürdüğü, müvekkilin ürün üzerinde laboratuar testlerini yapmış olmasının … başına hileyi ortadan kaldırmayacağını, zira üründeki ayıbın yaz ayları ile buharlaşmanın fazla olması sebebiyle açığa çıktığını, iğfal durumunun söz konusu olduğu durumlarda zamanaşımı için kanundaki sürelerle bağlı olunamayacağı, kararın usul ve kanuna aykırı olarak verildiğini, yeterli araştırmanın yapılmadığını ileri sürerek asıl ve birleşen davanın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, hukuki niteliği itibariyle faturalara dayalı olarak davacı tarafça başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava, hukuki niteliği itibariyle davalının satmış olduğu ürünlerin ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararların tahsili istemline ilişkin tazminat davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlık davacının davalıya daha önce satmış olduğu alkolle çözümlenen UR 147 nolu reçine muadili olarak HPR 209 adlı ürünü satıp satmadığı, bu ürünün alkolle değil de toluen maddesi ile çözümlenmesi sebebiyle ayıp olup olmadığı, davalı tarafça ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı, birleşen dosyada tazminat talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, varsa davalının birleşen dosyada zararının miktarı ve asıl dosyada itirazın iptali şartlarının mevcut olup olmadığı, yetki itirazının yerinde olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23 üncü maddesi.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.