YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3293
KARAR NO : 2023/7104
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/965 Esas, 2022/402 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/187 E., 2019/445 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.10.2013 keşide tarihli, 08.10.2013 ödeme tarihli 210.000,00 TL bedelli kambiyo senedini aradaki hukuki ilişkiye dayanak keşide ederek … …’e verdiğini, vadeden önce 01.16.2013 tarihinde müvekkilinin … …’e başvurarak senetten kaynaklı borcu ödeyerek senedin iadesini istediğini, … …’in senedin kendisinde olmadığını ortağı …’de olduğunu, senetten kaynaklı alacağı tahsil ettiğini ve senedin keşideciye iade edilmesini telefon açarak …’ye söylediğini, taraflar arasında kambiyo senedine ilişkin ibraname tanzim edildiğini, senetten kaynaklanan borç nedeni ile müvekkilinin ibra edildiğini, davaya konu senedin bedelsiz kaldığını bilmesine rağmen icra takibi başlattığını, davalının takibi kötü niyetli olarak başlattığını, müvekkilinin borcunun bulunmadığını ileri sürerek davanın kabulüne, davalının kötü niyetli ve müvekkilinin zararına bilerek hareket etmesi nedeni ile takip tutarının %20’sinden … olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davanın süresinde açılmadığı için süre yönünden reddinin gerektiğini, 31.03.2014 tarihinde davacı aleyhine icra takibi açıldığını, açılan icra takibine karşı davacının herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, icra dosyasında gerekli bütün haciz işlemlerinin yapıldığını, taşınmazlar yönünden yapılan hacizlerde satış talebi aşamasına gelindiğini, davacının gayrimenkullerin satışını engellemek ve müvekkilini mağdur etmek için bu davayı açtığını, protokol üzerinde 01.10.2013 tarihi yazmasına rağmen sanki çok yakın bir zamanda yazılmış gibi pürüzsüz olduğunu, protokol içeriğinin bir hukukçu diliyle yazıldığının belli olduğunu, … … imzalı 27.03.2017 tarihli belgede … …’in …’… alacaklı olduğunu, alacağa konu paranın müvekkiline ödenmesinin belirtildiğini, tarihi eski olan belge olarak … düzenlenmiş bir protokol hazırlandığını, müvekkilinin alacağı olmayan birisi gibi gösterilmeye çalışıldığını, açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine, davacının takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kıymetli evrakların sebepten mücerret evraklar olduğu, davaya konu senedin teminat olarak verildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davacının yaptığı ödemeyi senet ile ispat edemediği, davalının davacının zararına ve bilerek hareket ettiğinin ispat olunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar gerekçe kısmında protokolde senedin karşılıksız kaldığının bildirilmesine rağmen davalının hazır olmadığı ve protokolde de imzasının olmadığını bu nedenle davalının senedin karşılıksız kaldığını bilmesinin mümkün olmadığı belirtse de davalı ile ilk lehtar … …’in iş ortağı olduğunu, ödeme anında davalının hazır olmaması nedeni ile tanıklar huzurunda telefon ile aranarak haber verildiğini, lehtar ve davalının iş ortağı olması nedeni ile senedin karşılıksız kaldığının bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, yerel mahkemece tanıkların çelişkili beyanda bulunduğunun belirtildiğini, çelişki olsa da beyanların tamamının ödemenin gerçekleştiği yönünde olduğunu, lehtar senedin teminat senedi olduğunu ve teminatlık durum kalmadığından senedin bedelsiz kaldığını diğer tanıkların da ödeme yapıldığını bu nedenle senedin bedelsiz kaldığını beyan ettiklerini, asıl olanın ödemenin yapılması olduğunu, senedin lehtar tarafından davalıya ne zaman verildiği yada ciro edildiğinin müvekkilince bilinme ihtimalinin olmadığını, zira senet aslının lehtarda kaldığını, senet üzerinde yapılacak işlemlerin davacının bilebilme ihtimalinin olmadığını, senedin lehtara verildiğinde bazı unsurlarınin eksik olup müvekkili haricinde diğer ilgililerce doldurulduğunu, mahkemece ispat kurallarından senetsiz ispata dayanmış ise de bahsedilen protokol gereği senetle ispatın geçerliliğini yitirdiği ve tanık beyanları ile de ispatın mümkün hale geleceğini, davalının senedi iktisap ederken bilerek davacının zararına hareket ettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.