YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3802
KARAR NO : 2023/5214
KARAR TARİHİ : 29.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/67 E., 2020/388 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli 2015/584 Esas, 2015/784 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli 2015/584 Esas, 2015/784 Karar sayılı kararı suça sürüklenen çocuk müdafi ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarihli 2019/5789 Esas, 2019/11918 Karar sayılı kararı ile “..5271 sayılı CMK’nın 216/3. maddesinde hükümden önce, hazır bulunan sanığa son sözün verilmesi gerektiği düzenlenmesine rağmen, 30/09/2015 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuk müdafinin beyanı alındıktan sonra hazır bulunan suça sürüklenen çocuktan son sözü sorulmadan hüküm kurulması…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine ve temyiz incelemesine konu … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2020 tarihli 2020/67 Esas, 2020/388 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.06.2021 tarihli ve 2021/5126 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin suça sürüklenen çocuğun savunmalarında ve dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak beraatine karar verilmesi gerektiğine, olayda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması gerektiği ve bilinçli taksir artırım oranının 1/2 oranında artırılarak suça sürüklenen çocuğa fazla ceza verildiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen temel cezanın fazla olduğuna ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ceza verilmemesi gerekirken ceza verilmesi veya indirim uygulanmamasının hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü ölen … ile tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulan … ile …’nin … ili … İlçesi … Köyü’ne ait mera olarak bilinen yerde hayvan otlattıkları ve birlikte oturdukları sırada, suça sürüklenen çocuk …’in babasına ait 9 mm çapındaki tabanca ile yanlarına geldiği ve ölen … ve tanıklara tabancayı gösterdiği, tanık İlhan’ın tabancaya bakıp suça sürüklenen çocuğa geri verdiği, tabanca suça sürüklenen çocuğun elinde iken tabancanın patlamaya başladığı, suça sürüklenen çocuğun panikle iki üç el tetiğe bastığı esnada karşısında oturan ölen …’a mermilerden birinin isabet etmesi sonucu kişinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kot ve omur kırıkları ile birlikte iç organ hasarına bağlı iç kanama sonucu ölümü ile dava konusu olay meydana gelmiştir.
2. Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 14 yaşında olup, suça sürüklenen çocuk hakkında 10.09.2015 tarihli sosyal inceleme raporu dosyada yer almaktadır.
3. Erzurum Adli Tıp Kurumu 22.07.2014 tarihli otopsi raporuna göre, Ferhat’ın ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kot ve omur kırıkları ile birlikte iç organ hasarına bağlı iç kanama sonucu öldüğü belirlenmiştir.
4. Suça sürüklenen çocuğun savunmalarında olay günü evde babasına ait tabancayı alarak arkadaşlarının yanına gittiği, tabancayı çıkartarak gösterdiğini, tanık İlhan’ın silahı aldıktan sonra üzerindeki demiri çektiğini ve kendisine geri verdiğinde tabancanın patlamaya başladığını, kurşunlardan birinin karşısında oturan Ferhat’a denk geldiğini beyan etmiştir.
5. Tanık … alınan beyanlarında suça sürüklenen çocuğun getirdiği tabancaya baktığını ancak kurcalamadığını, dikkat etmesini söylediğini beyan ettiği, tanık …’nin beyanlarının da benzer mahiyette olduğu, tabancanın suça sürüklenen çocuğun elindeyken ateş alması sonucu olayın meydana geldiği beyan edilmiştir.
6. Suça sürüklenen çocuk …’ e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Olay tarihinde 14 yaşında olan …’in eline almış olduğu silah ile oynarken silahtan çıkan mermi ile …’ın ölümüne neden olduğu, …’in meydana gelen sonucu istemediğinin sabit olduğu ancak tabancanın ateş alması halinde karşısında yakın sayılabilecek bir mesafede oturan kişinin ölebileceğini öngörmesine rağmen yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek …’ın ölümüne bilinçli taksirle hareket etmek suretiyle neden olduğu kanaatine varılarak dosyadaki bilgi ve belgelerden mahkemenin uygulamasının isabetli olduğu, ölenin sanığın kuzeni olduğu, aralarında akrabalık ilişkisinin tek başına hükmün uygulanmasını gerektirmeyeceği somut olayda 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
2.Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak kusurlu davranışı ile bir kişinin ölümüne sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel cezanın 6 yıl olarak belirlenerek fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Suça sürüklenen çocuk hakkında tayin edilen temel cezanın bilinçli taksirle artırılması sırasında, sanığın birden fazla bilinçli taksir nedeni oluşturacak kural ihlalinde bulunmadığı gözetilmeksizin, 5237 sayılı Yasa’nın 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında cezanın üçte birden yarısına kadar arttırılabileceği amir hükmüne rağmen azami oranda artırılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2020 tarihli ve 2020/67 Esas, 2020/388 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde karar verildi.