Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/17946 E. 2023/10475 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/17946
KARAR NO : 2023/10475
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2018/383 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 13 yıl 9 ay hapis ve 27.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/1703 Esas, 2020/420 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi kararının, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.10.2022 tarihli ve 2021/4925 Esas, 2022/9994 Karar sayılı kararı ile;
“Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde “Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlemenin bulunduğu;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli ve 2020/327 Esas, 2021/145 Karar sayılı kararıyla, özel aracın, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde belirtilen umumi veya umuma açık yerlerden olmadığının kabul edildiği gözetilerek;
Kolluk görevlilerince düzenlenen olay, tespit, yakalama, arama muhafaza altına alma ve el koyma tutanağında özetle; … isimli şahsın cadde üzerinde bekleyen 06 EE 7367 plaka sayılı Opel marka aracın yanına gittiğinin görüldüğü, şahsın araç içerisinde bulunan şahıslarla kısa süreli konuşup
aralarında bir şeyler alıp verdiğinin görülmesi üzerine uyuşturucu madde alışverişinin olduğu değerlendirilerek seri biçimde araçların yanına intikal edildiği, sürücü koltuğunda sanık …, ön yolcu koltuğunda Barış Aşma olduğunun tespit edildiği, şahıslara üzerlerinde herhangi bir suç ve suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda …’ın suça konu uyuşturucu maddeyi teslim ettiği olayda; sanık …’in soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmalarında maddeyi araç içerisinde verdiklerini, Barış Aşma’nın da kovuşturma aşamasındaki ifadesinde tanımadığı şahsın arabaya bindiğini beyan ettiği, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık …’ın ise araç dışında olduğuna dair beyanda bulunduğu, alışverişin araç içerisinde mi yoksa dışında mı yapıldığı tutanak içeriğinden net olarak anlaşılamadığı gibi beyanlar arasında da çelişki bulunduğu, tutanak tanığı Batın Hüseyin Yılmaz’ın da alışveriş anına ilişkin bilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla;
Olayın başından yakalama anına kadarki aşamadan bilgisi olan tutanak tanıklarının duruşmaya usulüne uygun olarak çağrılıp, yöntemince bilgi ve görgülerine başvurularak tanık …’ın araç içerisinden mi yoksa dışından mı madde temin ettiği kesin suretle açıklığa kavuşturulup gerekçede bu hususun da tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2022/387 Esas, 2023/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Delillerin arama ve durdurma kararı olmaksızın hukuka aykırı yollarla elde edilmesi sebebiyle hükme esas alınamayacağına,

2. Olayda somut istihbarat varsa adli arama kararı olmadan arama yapılamayacağına,
3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine,
4. Uyuşturucu madde ticaretini yapma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
5. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Ankara Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gelen ihbar, Çankaya Vedat Dalokay Caddesi civarında 06 … plakalı araç ile Adem, … ve Barış isimli kişilerin uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönünden olup ihbarın değerlendirilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında bu işle görevli polis ekiplerince belirtilen yerde 10.09.2018 günü saat 22:20 sıralarında gözleme faaliyetine başlandığı, bir müddet sonra ihbara konu aracın takip alanına girdiği ve bir noktada bekleme yaptığı sonrasında aracın yanına ticari taksinin geldiği, taksiden inen kişinin gözetlenen araç yanına gidip içindekilerle bir müddet konuştuktan sonra aralarında bir şeyler alıp verdiğinin görülmesi üzerine polis ekibinin duruma müdahale edip yakalama işlemini gerçekleştirdiği,
Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen Hüseyin’de kokain maddesinin ele geçirildiği,
Sanık …’in üzerinden 9 ayrı paket halinde kokain maddesi ile 2.045,00 TL paranın ele geçirildiği,
Adem’in kaldığı part 12 otelin 303 nolu odasında arama amacıyla gidildiğinde oda da diğer sanık … Atik’in bulunduğunun anlaşıldığı, …’ın üst aramasında suç unsuruna ulaşılamadığı, oda içindeki koltuk altında üzerinde kokain kalıntıları bulunan hassas terazinin ele geçirildiği olayda,
Sanık …’in olay yerinde Hüseyin’e 250,00 TL bedelle bir paket halinde kokain maddesini sattığı gerekçesiyle sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmasına, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir
isabetsizlik bulunmadığı, kolluk görevlilerinin yaptıkları takip neticesinde şahıslar arasında alışveriş olduğunun tespit edilmesi üzerine olaya müdahale edildiği, Hüseyin’in suça konu bir beste halinde kokain maddesini çıkartarak kolluk görevlilerine teslim ettiği ve akabinde sanık …’in kaba üst araması yapıldığında kasık bölgesinde kabarıklık olduğu anlaşılması üzerine sanık …’e üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulması üzerine kendi rızası ile 9 paket halinde kokain maddesini teslim ettiği göz önüne alınmakla maddelerin ele geçiriliş şeklinin hukuka uygun olduğu, delillerin hukuka uygun şekilde ele geçirildiği anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2022/387 Esas, 2023/170 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.