YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/972
KARAR NO : 2023/7464
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2011/502 Esas, 2022/420 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların usulsüz kredi kullandırmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek 1.253.280,49 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kullandırılan kredide bir usulsüzlüğün olmadığını, zararın doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 04.03.2009 tarih, 2006/255 E. ve 2009/97 K. sayılı kararı ile kredinin uluslararası bir fon (Trilaco Fonu) kapsamında T.C. Hazine Müsteşarlığı, Alman KFW Bank ve davacı gözetim ve denetiminde kullandırıldığı, kredi kullanım sürecinde şirketin dönemin Devlet Bakanını bilgilendirerek süre tanınması konusunda talepte bulunduğu, sermaye artışı, teminat ve sözleşme işlemlerinin tamamlanması sonucu kredinin verildiği, kredi teminatı taşınmazın değerinin yerinde olup olmadığının yönetim kurulunun takdir yetkisinde olduğu, kredi teminatının kur üzerinden belirlendiği, dönem faizlerinin ödenmemesi sonucu dava dışı borçlunun ek süre taleplerinin kabulünün alacağın tasfiyesini hedefleyen iyiniyetli ve bankacılık uygulamasında sıklıkla başvurulan davranış olduğu, istihbarat ve mali tahlil raporlarında kredi talebinin onaylanmaması yönünde açık görüş bulunmadığı, şube görüşünün de aynı olduğu, davalı fon müdürünün kredi verilmesi kararında imzasının bulunmadığı, her ne kadar kredi verilmesine dair önergede imzası mevcutsa da bunun görüş iletmekle sınırlı olduğu, karar alma yetkisinin yönetim kurulunda bulunduğu, esasen görüşlerinin de bankacılık uygulamaları dikkate alındığında mutlak yanlışlıklar içermediği, diğer davalılar bakımında da yöneticilerin kararlarını sunulan verilere göre verdikleri, istihbarat ve tahlil raporlarında net ve kesin olumsuz görüşler bulunmadığı, bu raporların titiz hazırlandığı, bu davalıların sıfır riskle karar vermelerinin beklenemeyeceği, işin doğasının risk barındırdığı, hızlı karar vermeleri, inisiyatif kullanmaları gerektiği, her ne kadar davalılar bir kısım eylemleri ile davacının kaynaklarında donuklaşmaya neden olmuşlar ise de bu durumun salt davalı eylemlerinden kaynaklanmadığı, 1994 yılı ve sonrası ekonomik kriz ve diğer gelişmelerinde neden olduğu, bu eylemler ticari bakımdan doğru eylemler değil ise de mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 320, 336 ncı maddeleri ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 528 … maddesi bakımından sorumluluk doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 24.01.2011 tarih, 2009/6915 E. ve 2011/499 K. sayılı kararıyla; “…Dava, davacı bankanın eski yöneticileri ile kredi müdürü olan davalıların dava dışı firmaya usulsüz kredi kullandırarak zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu olayda bilirkişi raporuna Itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bu rapor karar vermeye yeterli bulunmadığı gibi, denetime de elverişli değildir. Davacı vekili, özellikle dava dışı kredi kullanan firmaya ilişkin mahalli şubenin düzenlediği ekonomik, mali ve teknik değerlendirme raporunda bir çok olumsuzluklara rağmen ve üstelik yeterli teminat da alınmadan davalıların kredi kullanımına … verdiklerini, ayrıca kredinin onaylanması aşamasından sonra dava dışı kredi kullanıcısının başka bankalardan aldığı yüksek montanlı kredilerin devre faizlerini kapatacağı, hakkında takip başlatıldığı gibi dava dilekçesinde detaylı olarak açıklanan olumsuzlukların yine mahalli şube tarafından bildirilmesine rağmen kredinin ödemesinin yapıldığını ve gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle müvekkili bankanın zararının doğduğunu ileri sürmüştür. Ancak, gerek asıl gerekse ek raporda yeterli teminat alınmaması, sigorta yaptırılması ve kredinin tahsis aşamasından sonraki davacı iddiaları gerektiği gibi incelenmemiştir. Özellikle kredinin teminatı olarak üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazların değerinin davalılarca nasıl değerlendirilmesi gerektiği, taşınmazların bu haliyle yeterli teminat teşkil … etmeyeceği hususu üzerinde durulmamıştır. Mahalli şubenin yaptırdığı ekspertiz sonucunda düzenlenen raporda taşınmazların değeri, üzerinde yapılacak tesis projesi esas alındığında farklı, proje dikkate alınmadan hali hazır durumuyla farklı olarak belirlenmiştir. Oysa, dava dışı kredi kullanan firmanın yaptırdığı ekspertiz incelemesi sonucu düzenlenen raporda ise, yakın tarihli olmasına rağmen taşınmazların değeri daha yüksek olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda mahalli şubece yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu düzenlenen raporda değere ilişkin alternatifli incelemenin hangisine itibar edilmesi gerektiği, dava dışı kredi kullananın firmanın yaptırdığı ekspertiz raporuyla farklı oluşu, hangi değeriyle teminat kabul edilmesi gerektiği ve bu haliyle taşınmazların kredinin yeterli teminatı oluşturup oluşturmayacağı yönleri hiç değerlendirilmemiştir. Ayrıca, kredi sigortasıyla ilgili sonradan meydana gelen değişiklikle ilgili olarak yabancı şirketin yabancı dille yazılmış belgelerinin tercümesi yaptırılarak bu bakımdan da davalıların bir kusurunun olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Öte yandan, kredi tahsisi sonrasındaki aşamalarda davalılara yönelik davacı iddiaları da raporda karşılanmış değildir.
Bu durum karşısında, kredinin sigorta ettirilmesine ilişkin dosyadaki yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin tercümesi yaptırılıp, yukarıda açıklanan hususlar da dikkate alınarak, yeniden uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, tarafların iddia ve savunmalarını birer birer karşılayan, dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir…” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile son bilirkişi kurulunun … ve ek raporlarına göre dava dışı Bozbey İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne kullandırılan Trilatco kredisinin tahsisinde bankacılık etik ve ilkeleri, Bankacılık Kanunu, Bankanın İç Mevzuatı, Görev ve Yetki Yönetmeliği, İstihbarat-Proje Değerlendirme Müdürlüğü Krediler İnceleme ve Değerledirme talimatına aykırı bir husus tespit edilmediği, kredi tahsis aşaması ile kullandırım aşaması sırasında geçen süreçte fon kredisi kullandırılacak firmanın takip, kontrol ve bildirimine ilişkin görev ve sorumluluğu bulunmadığından davalı …’ın fon kredileri müdürlüğü görev ve yetki yönetmeliğine aykırı bir hususun tespit edilmediği, Miga Sigortasının ticari olmayan riskleri garanti altına almakta olup garantisi kapsamında olan risklerin sadece siyasi riskler olduğu, dava konusu olayda krediye konu yatırım yapılmadığından Miga Sigortası yaptırılması halinde de bir teminat unsuru taşımayacağından davacı bankanın Miga Sigortası yaptırmamasından herhangi bir zararının olmadığı, kredi için ipotek alınan taşınmazın değerinin gayrimenkul ekspertiz ve değerleme A.Ş. tarafından 448.940,00 TL, davacı banka Mersin Şubesi İstihbarat ve Proje Değerlendirme Müdürlüğü tarafından 280.587,50 TL olarak değerlemesinin yapıldığı, kredinin tahsis edildiği günün koşullarında düzenlenen iki ayrı ekspertiz raporu için net bir değerleme ve tespit yapılması mümkün olmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere görüş bildirildiği, sadece dosyadaki bilgi ve belgelere göre daha gerçekçi olduğu kanaatinin bildirildiği, 448.940,00 TL’lik ekspertiz değerinin alanında uzman gayrimenkul değerleme şirketi tarafından yapılmış olması ve bilirkişi tarafından ipotek alınan taşınmazın değerinin net olarak tespit edilememiş olması dikkate alındığında mahkemece uzman değerlendirme şirketinin belirlediği 448.940,00 TL miktarın esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı, buna göre kredi ekspertiz risk oranının %117 olduğu, sonuç olarak kredinin usulsüz kullandırıldığı ve yeterli teminat alınmadığı iddiasının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davadışı kredi kullandırılan Firmanın muhtelif bankalardan kullandığı yüksek montanlı kredilerin ödenmeyen devre faizlerinin, bankadan kullanılacak kredi ile kapatılacağı, bu nedenle tahsis edilen kredinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği, keza benzer bir şekilde bankalardan birinin firma hakkında takip işlemlerine başladığının istihbar edildiği yönünde Şubece Genel Müdürlüğe yazı gönderilerek tahsis edilen kredinin kullandırımına yönelik olumsuzluk ve tereddütlerin bildirilmesine rağmen, davalılar tarafından dava dışı firmaya usulsüz kredinin kullandırıldığını, alınan teminatların yeterli olmadığını, kredi tahsis kararının bankacılık kurallarına aykırı olduğunu, Miga sigortası yaptırılmadan kredinin kullandırıldığını, istihbarat raporlarına göre kredinin reddinin gerektiğini, davalıların usulsüz kullandırdıkları krediden sorumlu olduklarını savunarak kararın kaldırılmasını istemiş, süresinde verdiği ek temyiz dilekçesi ile maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını savunarak kararın bu yönden de kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulsüz kullandırıldığı iddia olunan kredi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun’un 341 … maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 20.11.2021 tarihli 31665 sayılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası; “Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” hükmünü haizdir. Buna rağmen dava konusu tazminat davasının tamamen reddi neticesinde davalılar lehine nispi vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır.
3.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 … maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde yer … “76.664,82 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “5.100,00 TL ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.